3 Temmuz 2025, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım savaşının başlamasının üzerinden tam bin gün geçtiğini gösteriyor. Bu süre zarfında İsrail, ezici askeri üstünlüğüne rağmen temel siyasi hedefine ulaşamadı: Hamas’ı yok etmek ve Filistin direnişini kırmak. Bugün gelinen noktada, savaşın başlangıcındaki hedefler ile sahadaki gerçeklik arasında büyük bir uçurum var. İsrail’in kuzey Gazze’deki işgali, güneydeki saldırıları ve hava bombardımanları on binlerce sivilin ölümüne, bütün bir altyapının yok olmasına ve 2 milyondan fazla insanın yerinden edilmesine yol açtı. Ancak ne Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları tamamen bertaraf edilebildi ne de Filistinlilerin direniş iradesi kırılabildi.
Savaşın Seyri ve Boyutları
Savaş, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik Aksa Tufanı operasyonuyla başladı. İsrail’in karşılığı ise derhal Gazze’yi tam abluka altına almak, binlerce ton patlayıcıyı sivil yerleşimlere yağdırmak ve kara harekâtı başlatmak oldu. Birleşmiş Milletler’e göre bugüne kadar en az 45 bin Filistinli hayatını kaybetti; bunların yüzde 60’ı kadın ve çocuk. Yaralı sayısı ise 100 bini aştı. Gazze’deki hastanelerin büyük kısmı hizmet dışı kaldı, temiz su ve gıda bulmak imkânsız hale geldi. Uluslararası Adalet Divanı, Ocak 2024’te İsrail aleyhine soykırım suçlamasıyla açılan davada, olası soykırımın önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı aldı. Buna rağmen İsrail, saldırılarını sürdürdü. Savaşın üçüncü yılına girerken, İsrail’in kuzey Gazze’de kalıcı bir tampon bölge oluşturma planları, sivil nüfusu Suriye ve Mısır sınırlarına doğru itiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Savaşın bölgesel etkileri çok geniş oldu. İran’ın Hamas ve Hizbullah’a verdiği destek, İsrail’in Lübnan’a kapsamlı saldırı düzenlemesine; Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de İsrail bağlantılı gemilere yönelik eylemleri ise deniz ticaret hatlarının sekteye uğramasına neden oldu. 2024 yılı içinde İran ile İsrail arasında doğrudan füze saldırıları yaşandı; bu, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir tırmanmaydı. Küresel ölçekte, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Mayıs 2025’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkardı. Bu karar, ABD’nin sert itirazlarına rağmen uluslararası toplumda İsrail’e yönelik yalnızlaşmayı hızlandırdı. Birçok ülke, Filistin devletini tanıma kararı aldı. Güney Afrika’nın UAD’de açtığı dosya, savaşın hukuki boyutunu dünya gündemine taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu savaş, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki stratejik konumunu doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, savaşın başından itibaren Filistin davasına en güçlü destek veren ülkelerden biri oldu; İsrail ile diplomatik ilişkileri sıfırladı ve ticaret yaptırımları uyguladı. Savaşın uzaması, Türkiye’nin enerji projeleri (Doğu Akdeniz gazı) ve bölgesel güvenlik mimarisindeki rolünü etkiliyor. Ayrıca Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelerdeki yansımaları, Filistinli mülteci akını riski ve bölgesel istikrarsızlık, Ankara’nın güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, insani yardım koridoru açılması ve kalıcı ateşkes için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.