İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Gazze Şeridi'nde üç yeni Yahudi yerleşimi kurma planlarını açıklamasından yalnızca üç hafta sonra, aşırı sağcı Nachala yerleşimci grubu geçtiğimiz Pazar günü büyük bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe Smotrich'in yanı sıra Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve koalisyondaki diğer milletvekilleri de katıldı. Bu eylem, Filistin topraklarında sömürgeci yayılımı normalleştirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yürüyüş, Gazze'de soykırımın normalleşmesinin ardından bölgenin işgal altındaki Batı Şeria benzeri bir yerleşim projesine dönüştürülme sürecini hızlandırma amacı taşıyor. Uluslararası toplum, İsrail'in bu adımlarını sert bir şekilde kınarken, Birleşmiş Milletler Gazze'deki yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yerleşim Planları ve Siyasi Destek
Smotrich'in geçtiğimiz ay açıkladığı yerleşim planları, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde, güneyinde ve merkezinde olmak üzere üç bölgeyi kapsıyor. Bu planlar, İsrail'in 2005 yılında tek taraflı olarak çekildiği Gazze'ye yeniden yerleşimci gönderme hedefini ortaya koyuyor. Smotrich, bu adımı "Gazze'de kalıcı bir İsrail varlığı" olarak tanımlarken, Ben-Gvir ise "yerleşimler güvenlik getirir" söylemiyle destek verdi. Nachala grubunun düzenlediği yürüyüşe binlerce kişi katılırken, katılımcılar "Gazze bizim" sloganları attı. Bu olay, İsrail'in aşırı sağcı koalisyonunun Filistin topraklarına yönelik ilhak ve yerleşim politikalarını hızlandırdığının bir göstergesi. Özellikle 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları, yerleşimci hareketi cesaretlendirdi. Aşırı sağcı gruplar, savaşı fırsat bilerek Gazze'de kalıcı bir İsrail kontrolü kurmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Durum
İsrail'in Gazze'de yerleşim kurma girişimleri, uluslararası toplumdan büyük tepki çekiyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'nin işgal altında olduğunu ve burada yerleşim kurmanın Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu belirtiyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in bu adımlarını kınarken, iki devletli çözümün tehlikeye girdiğini vurguluyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da benzer açıklamalar yaparak İsrail'i uyarıyor. Ancak İsrail hükümeti, uluslararası tepkilere rağmen yerleşim politikalarını sürdürme kararlılığında. Bölgede İran ve Hizbullah gibi aktörler, İsrail'in bu adımlarını savaş nedeni olarak gösterirken, Filistin Yönetimi ise uluslararası mahkemelere başvurma çağrısı yapıyor. Gazze'deki insani kriz ise derinleşiyor; Birleşmiş Milletler, bölgede 2 milyondan fazla insanın yardıma muhtaç olduğunu rapor ediyor. Yerleşim planları, bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirirken, yeni bir çatışma dalgasını tetikleme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destekle biliniyor ve İsrail'in Gazze'deki yerleşim planlarını şiddetle kınıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in bu adımlarını "soykırım" olarak nitelendirirken, Türkiye diplomatik kanallardan uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor. Gazze'deki yerleşim yayılımı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını ve bölgesel nüfuzunu da dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, Filistin topraklarının bütünlüğünü savunarak, iki devletli çözümün altını çiziyor. Bu gelişme, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratabilir; ancak Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve bölgedeki insani yardım çalışmaları devam ediyor.