Gazze Şeridi'nde üç yıl süren savaşın ardından arşiv fotoğrafları ve güncel görüntüler, bölgenin nasıl tanınmaz hale geldiğini ortaya koyuyor. Bir zamanlar hareketli caddeler, tarihi yapılar ve kamusal alanlar, yoğun bombardıman ve çatışmalar sonucu büyük ölçüde yıkıldı. Fotoğraflar, savaşın sadece insani değil, aynı zamanda kültürel ve fiziksel miras üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Savaşın Gölgesinde Bir Şehrin Dönüşümü
Gazze, 2021 yılında başlayan ve aralıklarla devam eden çatışmalar öncesinde, Akdeniz kıyısında yer alan, yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı bir bölgeydi. Tarihi dokusu, pazarları, sahili ve kültürel mekânlarıyla bilinen Gazze, savaş öncesi görece sakin bir yaşam alanıydı. Ancak 2021 Mayıs'ındaki 11 günlük çatışma, ardından 2022 ve 2023'teki operasyonlar, bölgenin altyapısına ağır darbe vurdu. Özellikle 2023 Ekim'inde başlayan ve halen devam eden geniş çaplı İsrail operasyonları, Gazze'nin kuzeyinden güneyine kadar geniş bir alanda yıkıma yol açtı.
Arşiv fotoğrafları, savaş öncesi Gazze'nin canlı caddelerini, dükkânlarını, okullarını ve hastanelerini gösteriyor. Örneğin, Gazze'nin merkezindeki El-Vahda Caddesi, bir zamanlar trafik ve yayalarla doluydu; şimdi ise enkaz yığınları arasında sadece birkaç bina ayakta kalabilmiş durumda. Benzer şekilde, Gazze'nin sembol yapılarından biri olan El-Saraya Kamu Hizmet Binası, 2021'deki çatışmalarda vurulmuş, ardından tamamen yıkılmıştı. 2023 sonrası görüntülerde ise şehrin büyük bölümünde yaşam izi kalmadığı görülüyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaş boyunca Gazze'de 40 binden fazla konut tamamen yıkıldı, 200 binden fazla konut hasar gördü. Altyapı tesislerinin %80'i kullanılamaz hale geldi. Hastaneler, okullar ve su arıtma tesisleri de bu yıkımdan nasibini aldı. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık sisteminin çöktüğünü ve yalnızca birkaç hastanenin kısmen hizmet verebildiğini bildirdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki yıkım, sadece Filistinliler için değil, tüm Ortadoğu için derin sonuçlar doğuruyor. Savaş, bölgesel istikrarsızlığı artırdı, milyonlarca insanı yerinden etti ve komşu ülkeler üzerinde ekonomik ve sosyal baskı oluşturdu. Mısır ve Ürdün gibi ülkeler, artan mülteci akını ve sınır güvenliği endişeleriyle karşı karşıya. Lübnan ve Suriye'deki istikrarsızlık da Gazze'deki çatışmalarla daha da derinleşti.
Uluslararası toplum, Gazze'nin yeniden inşası için çeşitli girişimler başlattı, ancak devam eden çatışmalar ve İsrail'in ablukası nedeniyle bu çabalar sınırlı kaldı. BM, yeniden inşanın on yıllar alabileceğini ve maliyetin on milyarlarca doları bulabileceğini tahmin ediyor. Katar, Türkiye ve bazı Avrupa ülkeleri, insani yardım ve yeniden inşa konusunda destek sözü verdi; fakat siyasi belirsizlik ve güvenlik sorunları nedeniyle somut adımlar atılamıyor.
Öte yandan, savaşın görsel kanıtları uluslararası kamuoyunda Filistin yanlısı desteği artırdı. Avrupa ve ABD'de düzenlenen protestolar, hükümetler üzerinde İsrail'e yönelik politikalarını gözden geçirme baskısı yarattı. Ancak ABD'nin İsrail'e verdiği askeri destek ve bazı Avrupa ülkelerinin tutumu, uluslararası toplumun bölünmüşlüğünü gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki yıkım, Türkiye'nin Ortadoğu politikası ve insani diplomasisi açısından kritik bir sınav oluşturuyor. Türkiye, savaşın başından bu yana Filistinlilerin yanında durdu, insani yardım koridorlarının açılması için çaba sarf etti ve İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürdü. Ancak bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını da doğrudan etkiliyor. Mülteci akını, sınır güvenliği ve enerji hatları gibi konular Türkiye için risk teşkil ediyor. Ayrıca, Gazze'nin yeniden inşası sürecinde Türkiye'nin rol alması, bölgesel nüfuzunu artırabilir. Türkiye, uluslararası toplumla işbirliği yaparak insani yardımların ulaştırılması ve kalıcı ateşkesin sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürmeli.