İsrail'in Gazze'ye yönelik devam eden ablukası ve askeri operasyonları, bölgedeki sağlık altyapısını ciddi şekilde tahrip etti. Diş hekimleri, hastanelerin ve kliniklerin büyük bölümünün yıkılması veya elektrik, su ve tıbbi malzeme yokluğu nedeniyle çalışamaz hale gelmesi sonucu, sokaklarda, çadırlarda ve enkaz altındaki binaların önünde diş tedavisi yapmak zorunda kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün son raporlarına göre, Gazze'deki 36 hastanenin yalnızca 10'u kısmen faaliyet gösterebiliyor; diş kliniklerinin durumu ise çok daha vahim. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, savaş öncesi 1.200 civarında diş hekimi bulunan Gazze'de, şu anda aktif olarak çalışabilen hekim sayısı 200'ün altında. Bu hekimler, hastalarına temel diş çekimi ve ağrı kesici reçetesi yazmakla sınırlı hizmet verebiliyor; kanal tedavisi, dolgu ve protez gibi işlemler neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.
Sağlık Altyapısı Çökmüş Durumda
Gazze'deki diş hekimliği hizmetleri, İsrail'in 2007'den bu yana uyguladığı abluka nedeniyle zaten kırılgan bir yapıdaydı. Ancak Ekim 2023'ten bu yana süren yoğun bombardıman, bu hizmetleri tamamen felç etti. Diş hekimleri, ellerinde yeterli anestezi, steril ekipman ve dolgu malzemesi olmadan çalışıyor. Bir diş hekimi, "Hastalarımıza sadece ağrılarını dindirecek kadar yardımcı olabiliyoruz. Enfeksiyon kapmış dişleri çekmek zorunda kalıyoruz çünkü kanal tedavisi için gereken malzemeler yok" diyor. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık tesislerine yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgularken, bölgeye insani yardım girişinin engellenmesinin sağlık krizini derinleştirdiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de 1,7 milyondan fazla insan yerinden edilmiş durumda ve bu kişilerin büyük çoğunluğu temel sağlık hizmetlerine erişemiyor. Diş sağlığı ise öncelik listesinin en altında yer alıyor; ancak uzmanlar, tedavi edilmeyen diş enfeksiyonlarının sepsis gibi hayati risk taşıyan durumlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'deki sağlık krizi, sadece bölgesel değil küresel bir insani felaket olarak uluslararası toplumun gündeminde. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırırken, insani yardım koridorlarının açılması çağrısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar somut bir adım atılmış değil. Mısır ve Katar'ın arabuluculuk çabaları sonuçsuz kaldı. Diş hekimleri gibi sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorluklar, savaşın sivil altyapı üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu durum, aynı zamanda uluslararası hukukun ve savaş suçlarına ilişkin soruşturmaların önemini artırıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze'de işlenen olası savaş suçlarına ilişkin soruşturma başlatmış durumda. Diş hekimlerinin sokakta çalışma görüntüleri, dünya kamuoyunda infial yaratırken, sosyal medyada geniş yankı buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en aktif diplomatik ve insani yardım faaliyetleri yürüten ülkelerden biri. Sağlık Bakanlığı ve AFAD koordinasyonunda bölgeye gönderilen tıbbi malzemeler arasında diş tedavi ekipmanları da yer alıyor. Ancak İsrail'in ablukası nedeniyle bu yardımların büyük bölümü Gazze'ye ulaştırılamıyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Gazze'deki sağlık altyapısının yeniden inşası için çağrı yapıyor ve Mısır üzerinden yardım koridorunun açılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Öte yandan, Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlık nedeniyle enerji ve ticaret yollarının güvenliği konusundaki endişeleri artıyor. Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında Filistin meselesini merkeze almasını ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda daha etkin rol almasını gerektiriyor. Uzun vadede, Gazze'nin yeniden imarı ve sağlık hizmetlerinin restorasyonu, Türkiye için hem insani hem de stratejik bir sorumluluk olarak öne çıkıyor.