Gazze'de kanser hastası bir anne, aylarca tıbbi tahliye bekledikten sonra hayatını kaybetti. Maira Butt'un haberine göre, karmaşık tahliye süreci, ilaç kısıtlamaları ve tam kapasiteyle çalışan hastanelerin yokluğu, binlerce hasta ve yaralının tedavisiz kalmasına yol açıyor. Anne, ölmeden önce yakınlarına "Keşke yanınızda kalsaydım" dedi.
Sağlık Sisteminin Çöküşü ve Tahliye Engelleri
Gazze'de yıllardır süren abluka ve son dönemdeki çatışmalar, sağlık altyapısını büyük ölçüde tahrip etti. Hastanelerin çoğu ya bombalandı ya da yakıt ve tıbbi malzeme yetersizliği nedeniyle hizmet veremiyor. Kanser hastaları gibi kronik rahatsızlığı olanlar, düzenli tedaviye erişemiyor. İlaç kısıtlamaları, özellikle kemoterapi ve ağrı kesici gibi hayati önem taşıyan ilaçların teminini zorlaştırıyor.
Tıbbi tahliye süreci ise bürokratik engellerle dolu. Hastaların isimleri listelere ekleniyor ancak onay süreci aylar alabiliyor. Bu süreçte durumu kritikleşen hastalar, sınır kapılarının kapalı olması veya güvenlik endişeleri nedeniyle hastaneye ulaşamıyor. Uluslararası kuruluşlar, tahliye mekanizmasının işletilememesinden yakınıyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve diğer yardım kuruluşları, Gazze'de sağlık sisteminin çökmek üzere olduğu uyarısını yapıyor. Binlerce hasta, temel sağlık hizmetlerinden mahrum. Özellikle kanser, diyabet, böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olanlar için durum hayati risk taşıyor. Anne gibi birçok hasta, tahliye umuduyla günlerce beklerken hayatını kaybediyor.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu ve Bölgesel Etkiler
Gazze'deki insani kriz, uluslararası toplumun müdahalesini gerektiriyor. BM ve AB, tıbbi tahliyelerin hızlandırılması çağrısında bulunuyor ancak pratikte somut adımlar atılamıyor. Mısır ve İsrail arasındaki sınır kapıları, güvenlik gerekçeleriyle sık sık kapatılıyor. Bu durum, hastaların hayatta kalma şansını azaltıyor.
Bölgesel istikrar açısından da sağlık krizi önemli bir risk faktörü. Salgın hastalıkların yayılma ihtimali, komşu ülkeleri de tehdit ediyor. Ayrıca, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, uluslararası hukuk açısından tartışmalı bir konu. İnsan hakları örgütleri, İsrail'i tıbbi malzeme girişini kısıtlamakla suçluyor.
Uzmanlar, Gazze'deki sağlık krizinin çözümü için acil ateşkes ve insani koridorların açılması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, önlenebilir ölümler artmaya devam edecek. Kanser hastası annenin ölümü, bu trajedinin sadece bir örneği.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı aktif bir diplomasi yürütüyor. Ankara, tıbbi tahliyelerin hızlandırılması ve insani yardımların ulaştırılması için çaba gösteriyor. Türkiye'nin bölgedeki sağlık altyapısına yaptığı katkılar ve Filistinli hastaların Türkiye'de tedavi edilmesi, dış politikada önemli bir yer tutuyor. Ancak, süregelen çatışma ortamı ve sınır kapılarının kontrolü, Türkiye'nin yardım çabalarını kısıtlıyor. Türkiye, uluslararası toplumu Gazze'de acil ateşkes ve tıbbi koridorların açılması konusunda daha fazla sorumluluk almaya çağırıyor. Bu kriz, Türkiye'nin insani diplomasi vizyonunu ve bölgesel istikrar arayışını doğrudan etkiliyor.