Cibuti'nin Guhere kenti yakınlarında, 300'den fazla kişi taşıyan bir göçmen teknesinin alabora olması sonucu en az 109 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, 100'den fazla kişinin kayıp olduğunu ve arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini açıkladı. Olay, Afrika Boynuzu'ndan Yemen'e geçmeye çalışan göçmenleri taşıyan teknenin batmasıyla meydana geldi. Bölge, son yıllarda artan göç hareketliliğine sahne oluyor ve bu tür trajediler sıkça yaşanıyor.
Gelişmenin arka planı
Cibuti, Afrika Boynuzu'nda stratejik konumuyla bilinen bir ülke. Son yıllarda, iç savaş ve yoksulluktan kaçan göçmenler, daha iyi bir yaşam umuduyla Yemen'e ve oradan da Körfez ülkelerine gitmeye çalışıyor. Ancak bu yolculuklar, genellikle kötü koşullarda ve güvenliksiz teknelerle yapılıyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, 2023 yılında Doğu Afrika ve Afrika Boynuzu'ndan Yemen'e yaklaşık 100 bin göçmen geçiş yaptı. Bu geçişler sırasında yaşanan ölümler ise resmi rakamlara tam olarak yansımıyor.
Benzer bir trajedi en son 2024 yılının başlarında yaşanmıştı. Cibuti açıklarında batan bir teknede onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Uzmanlar, göçmen kaçakçılığı ağlarının bu bölgede giderek daha fazla faaliyet gösterdiğine dikkat çekiyor. Göçmenler, genellikle insan kaçakçılarına yüksek miktarda para ödeyerek bu tehlikeli yolculuğa çıkıyor. Ancak teknelerin denize elverişsiz olması ve aşırı kalabalık nedeniyle facialar kaçınılmaz hale geliyor.
Cibuti hükümeti, olayın ardından bölgede geniş çaplı bir arama kurtarma operasyonu başlattı. Sahil güvenlik ekipleri, kayıp göçmenleri bulmak için çalışmalarını sürdürüyor. Uluslararası kuruluşlar da yardım teklifinde bulundu. Ancak olumsuz hava koşulları ve akıntılar, kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor. Yetkililer, ölü sayısının artmasından endişe ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu trajedi, sadece Cibuti'yi değil, tüm bölgeyi etkileyen daha geniş bir göç krizinin parçası. Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlık, kuraklık ve ekonomik sıkıntılar, milyonlarca insanı evlerini terk etmeye zorluyor. Yemen'deki iç savaş ise bu göç hareketlerini daha da karmaşık hale getiriyor. Göçmenler, Yemen üzerinden Suudi Arabistan'a ve diğer Körfez ülkelerine ulaşmayı hedefliyor. Ancak Yemen'de devam eden çatışmalar, onları yeni tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor.
Uluslararası toplum, göçmen kaçakçılığıyla mücadelede yeterli adımları atmamakla eleştiriliyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, göçmenleri kendi topraklarına kabul etmekte isteksiz davranıyor ve sınır güvenliğini artırıyor. Bu durum, göçmenlerin daha tehlikeli rotaları tercih etmesine yol açıyor. Birleşmiş Milletler ve diğer insani yardım kuruluşları, göçmenlerin korunması ve kaçakçılıkla mücadele için daha etkin bir uluslararası işbirliği çağrısı yapıyor.
Cibuti, aynı zamanda önemli bir deniz ticaret yolu üzerinde bulunuyor. Bab-ül Mendeb Boğazı'na yakınlığı, ülkeyi stratejik açıdan kritik kılıyor. Bu bölgede yaşanan istikrarsızlık, küresel deniz ticaretini de olumsuz etkileyebilir. Son dönemde Husi isyancılarının Kızıldeniz'deki saldırıları, bölgedeki güvenlik endişelerini artırmış durumda. Göçmen teknelerinin batması ise bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cibuti açıklarında yaşanan bu trajedi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de bölgesel istikrar ve göç yönetimi açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda Afrika Boynuzu'nda artan bir diplomatik ve ekonomik varlık gösteriyor. Somali, Cibuti ve Sudan gibi ülkelerle ilişkilerini güçlendiren Türkiye, bölgedeki insani krizlerin çözümünde de rol alabilir. Ayrıca Türkiye, kendi topraklarındaki Suriyeli mülteciler deneyimiyle göç yönetimi konusunda önemli bir birikime sahip. Bu birikim, uluslararası platformlarda göç politikalarının şekillendirilmesinde Türkiye'nin sesini daha güçlü kılabilir. Ancak bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika açılımını da olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, göçmen kaçakçılığıyla mücadelede ve insani yardımlarda daha aktif bir rol üstlenmesi, hem bölgesel hem de küresel sorumluluk açısından faydalı olacaktır.