Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, cumartesi günü yaptığı açıklamayla gelecek ay yapılması planlanan milletvekili seçimlerini 11 Eylül 2027 tarihine ertelediğini duyurdu. Abbas aynı tarihte başkanlık seçiminin de yapılacağını belirtti. Kararın gerekçesi olarak İsrail'in seçimlerin işgal altındaki Doğu Kudüs'te yapılmasına izin vermemesini gösterdi. Bu gelişme, Filistin siyasetinde uzun süredir beklenen seçim sürecinin bir kez daha belirsizliğe sürüklenmesi anlamına geliyor.
Seçimlerin ertelenmesinin arka planı
Abbas'ın kararı, Filistin yönetiminde 2006'dan bu yana yapılamayan genel seçimlerin bir kez daha ertelenmesi anlamına geliyor. En son 2006 yılında yapılan milletvekili seçimlerini Hamas kazanmış, ardından Filistin topraklarında iç çatışma patlak vermiş ve Hamas 2007'de Gazze'nin kontrolünü ele geçirmişti. O tarihten bu yana Filistin'de ne başkanlık ne de milletvekili seçimi yapılabildi. Abbas'ın açıklaması, Ramallah merkezli Filistin yönetiminin seçim konusundaki isteksizliğini ve iç bölünmüşlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Abbas, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in işgali ve Doğu Kudüs'te seçimlere izin vermemesi nedeniyle seçimleri erteleme kararı aldık" ifadelerini kullandı. Filistin yönetimi, daha önce yaptığı açıklamalarda seçimlerin Kudüs dahil tüm Filistin topraklarında yapılması gerektiğini savunuyordu. İsrail ise Kudüs'te Filistin seçimlerine izin vermeyeceğini açıkça belirtmişti. Bu durum, seçimlerin yapılmasının önündeki en büyük hukuki ve siyasi engel olarak görülüyordu.
Filistin Merkezi Seçim Komisyonu, daha önce yaptığı açıklamada seçimlerin yapılabilmesi için Kudüs'te oy kullanma merkezlerinin açılması gerektiğini, aksi halde seçimlerin meşruiyetinin tartışmalı hale geleceğini bildirmişti. Abbas'ın kararı, bu belirsizliği ortadan kaldırmak yerine seçim takvimini üç yıl ileriye atmış oldu.
Filistin iç siyaseti ve Hamas faktörü
Seçimlerin ertelenmesi, Filistin yönetimi içindeki güç dengelerini de etkileyecek. Abbas'ın liderliğindeki El Fetih hareketi ile Hamas arasındaki bölünmüşlük, 2007'den bu yana Filistin siyasetinin en temel sorunu olmayı sürdürüyor. Hamas, Abbas'ın kararına henüz resmi bir yanıt vermedi, ancak hareketin daha önce yaptığı açıklamalarda seçimlerin yapılması yönünde çağrıda bulunduğu biliniyor.
Filistin yönetimi, uluslararası toplum nezdinde meşruiyetini korumak için seçimleri bir araç olarak kullanmayı umuyordu, ancak İsrail'in Kudüs konusundaki tutumu ve Hamas ile yaşanan anlaşmazlık, seçimlerin yapılmasını fiilen imkansız hale getirdi. Abbas'ın 2027 tarihini işaret etmesi, Filistin yönetiminin önümüzdeki dönemde de mevcut statükoyu sürdüreceği şeklinde yorumlanıyor.
Abbas'ın açıklaması, aynı zamanda Filistin yönetiminin İsrail ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak da değerlendirilebilir. Abbas, İsrail'i suçlayarak uluslararası toplumun dikkatini Kudüs'teki ihlallere çekmeyi amaçlıyor. Ancak bu hamle, Filistin iç siyasetindeki krizin derinleşmesini engellemeye yetmiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Filistin seçimlerinin ertelenmesi, Ortadoğu'da barış sürecine ilişkin beklentileri de olumsuz etkiliyor. Özellikle ABD yönetimi, Filistin yönetiminin demokratik meşruiyetini güçlendirmek için seçimlerin yapılmasını teşvik ediyordu. Abbas'ın kararı, Washington'un Filistin yönetimine yönelik reform baskısını artırabilir.
Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de seçimlerin yapılması çağrısında bulunmuştu. Ancak İsrail'in Kudüs konusundaki katı tutumu, uluslararası toplumun bu çağrılarını etkisiz bırakıyor. Filistin yönetiminin seçimleri ertelemesi, uluslararası aktörlerin Filistin demokrasisine yönelik eleştirilerini artırabilir ve Filistin yönetiminin meşruiyetini zayıflatabilir.
Bölgesel düzeyde ise Mısır, Ürdün ve Körfez ülkeleri gibi Filistin meselesinde etkili aktörlerin bu karara nasıl tepki vereceği merak konusu. Bu ülkeler, Filistin iç uzlaşmasını destekleme yönünde çağrılarını sürdürüyor. Ancak seçimlerin ertelenmesi, Filistin yönetiminin kendi içindeki bölünmüşlüğünü daha da derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Filistin yönetimindeki seçim ertelemesini yakından takip ediyor. Ankara, Filistin iç uzlaşmasını ve demokratik süreçlerin işletilmesini savunuyor. Abbas'ın kararı, Türkiye'nin Filistin yönetimine yönelik reform ve uzlaşı çağrılarını gündeme getirebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail'in Kudüs'teki uygulamalarını uluslararası platformlarda sık sık gündeme taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesindeki diplomatik aktifliğini sürdürmesi açısından bir fırsat olarak görülebilir. Ancak Filistin iç siyasetindeki belirsizlik, Türkiye'nin bölgedeki barış çabalarını da zorlaştırabilir.