Gazze'nin orta kesiminde, Medical Aid for Palestinians (MAP) tarafından desteklenen bir sağlık noktası yakınında bu sabah İsrail ateşi açıldı. Bir kadın ve çocuğu ağır yaralandı. İngiliz yardım kuruluşunun açıklamasına göre, saldırı sonrası hastalar ve sağlık personeli tesisi tahliye etmek zorunda kaldı. Bu, bir hafta içinde MAP destekli ikinci sağlık tesisinin boşaltılması oldu. Kuruluş, "Sağlık hizmetleri her gün kasıtlı olarak hedef alınıyor" diyerek durumu kınadı.
Saldırının ayrıntıları ve görgü tanıkları
Olay, yerel saatle sabah erken saatlerde meydana geldi. MAP tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, İsrail güçleri sağlık noktasının yakınına ateş açtı. Açılan ateş sonucu bir kadın ve yanındaki çocuğu ağır yaralandı. Yaralılar, çevredeki başka bir sağlık merkezine kaldırıldı. Ancak saldırının ardından bölgede güvenlik endişesi had safhaya çıktı. MAP, hastaların ve sağlık çalışanlarının tahliye edildiğini duyurdu. Tesisin tamamen boşaltılmasıyla birlikte bölgede sağlık hizmeti veren bir nokta daha devre dışı kaldı.
İngiliz yardım kuruluşu, bu tür saldırıların sistematik hale geldiğini vurguladı. Açıklamada, "Sağlık hizmetleri her gün kasıtlı olarak hedef alınıyor" ifadesine yer verildi. MAP yetkilileri, uluslararası hukuka göre sağlık tesislerinin korunması gerektiğini hatırlattı. Ancak son bir hafta içinde iki tesisin de aynı akıbete uğraması, bölgedeki sağlık altyapısının çökme noktasına geldiğini gösteriyor.
Gazze'de sağlık sisteminin çöküşü
Gazze Şeridi'nde yaklaşık 10 aydır süren çatışmalar, sağlık sistemini büyük ölçüde tahrip etti. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, bölgedeki hastanelerin büyük bir kısmı ya tamamen kapalı ya da kısmen hizmet verebiliyor. İlaç, tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı had safhada. Sağlık çalışanları, sürekli yer değiştirmek zorunda kalıyor. MAP gibi uluslararası yardım kuruluşları, sınırlı imkânlarla hizmet sunmaya çalışıyor. Ancak artan saldırılar, bu çabaları da sekteye uğratıyor.
İsrail ordusu, sağlık tesislerinin Hamas tarafından askeri amaçlarla kullanıldığını iddia ediyor. Ancak uluslararası kuruluşlar bu iddiaları doğrulayacak bağımsız kanıt sunmuyor. Gazze'deki sağlık tesislerine yönelik saldırılar, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. İnsan hakları örgütleri, bu saldırıların savaş suçu teşkil edebileceğini belirtiyor.
Uluslararası tepkiler ve hukuki boyut
MAP'in açıklaması, uluslararası kamuoyunda yankı uyandırdı. Birleşik Krallık merkezli kuruluş, İsrail'in saldırılarını kınadı ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze'deki sağlık tesislerine yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak somut bir adım atılmış değil.
Uluslararası hukuka göre, silahlı çatışma durumlarında sağlık tesisleri ve personeli özel olarak korunmalıdır. Cenevre Sözleşmeleri, bu tür hedeflere yönelik saldırıları yasaklar. Ancak Gazze'de son aylarda onlarca sağlık tesisi saldırıya uğradı. Bağımsız araştırmalar, bu saldırıların sistematik olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddialarını inceliyor. Ancak yargı süreçleri yavaş ilerliyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Gazze'deki sağlık krizi, sadece bölgesel değil küresel bir insani felakete dönüşmüş durumda. Mısır ve Katar gibi ülkeler, ateşkes müzakerelerinde arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, kalıcı bir çözümü engelliyor. ABD, İsrail'e verdiği desteği sürdürürken, Avrupa ülkeleri arasında görüş ayrılıkları var. Bazı ülkeler İsrail'e yönelik yaptırımları tartışıyor.
Sağlık tesislerine yönelik saldırılar, bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor. Gazze'de yaşayan 2 milyonun üzerinde insan, temel sağlık hizmetlerinden mahrum. Salgın hastalık riski her geçen gün artıyor. Çocuk felci vakalarının görülmesi, uluslararası toplumu alarma geçirdi. Dünya Sağlık Örgütü, acil ateşkes çağrısı yapıyor. Ancak çatışmalar durdurulamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en aktif diplomatik ve insani yardım faaliyeti yürüten ülkelerden biri. Sağlık tesislerine yönelik saldırılar, Ankara'nın bölgedeki arabuluculuk çabalarını ve uluslararası platformlardaki eleştirilerini haklı çıkarıyor. Türkiye, İsrail'e yönelik yaptırım çağrılarını destekliyor ve Filistin'e insani yardım koridorlarının açılması için baskı yapıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Mısır ve Katar ile yürüttüğü ateşkes müzakereleri, bölgesel istikrar açısından kritik. Sağlık altyapısının çöküşü, Türkiye'nin Gazze'ye yönelik yardımlarını daha da zorlaştırıyor. Uzun vadede, Gazze'deki insani felaket, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında belirleyici bir unsur olmaya devam edecek.