Hamas, ABD'nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York'a gitmeyi planlayan Filistin heyetine vize vermeyi reddetmesini sert bir dille kınadı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Hamas yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu kararın "BM merkezinin çalışmalarını düzenleyen uluslararası sözleşme ve anlaşmaların açık bir ihlali" olduğunu belirterek, ABD'yi Filistin halkına yönelik "sistematik baskı" politikası izlemekle suçladı.
Vize Engelinin Arka Planı
ABD yönetimi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da aralarında bulunduğu üst düzey Filistinli yetkililerin New York'ta düzenlenecek BM Genel Kurulu görüşmelerine katılmasına izin vermedi. Bu karar, ABD'nin 1947 tarihli BM Merkez Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleriyle çeliştiği gerekçesiyle uluslararası hukuk çevrelerinde tartışma yarattı. Söz konusu anlaşma, ABD'nin BM merkezine ev sahipliği yapması nedeniyle, BM üyesi devletlerin temsilcilerine vize vermeyi ve onların BM çalışmalarına katılımını kolaylaştırmayı taahhüt etmesini öngörüyor. Ancak ABD, zaman zaman "güvenlik" veya "siyasi" gerekçelerle bu yükümlülüğünü askıya alabiliyor. Filistin yönetimi, kararın ardından BM Genel Sekreteri'ne başvurarak durumu protesto etti ve ABD'nin ev sahibi ülke olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini savundu.
Hamas açıklamasında, bu adımın Filistin davasını uluslararası platformdan dışlama ve Filistin halkının sesini susturma çabası olduğunu vurguladı. Açıklamada, "Bu karar, Filistin halkına yönelik devam eden komplonun bir parçasıdır ve uluslararası toplumun Filistin'in meşru taleplerini duymasını engellemeyi amaçlamaktadır" ifadelerine yer verildi. Hamas ayrıca, ABD'nin bu tutumunun, BM'nin evrensel ilkelerine ve uluslararası meşruiyete doğrudan bir saldırı olduğunu belirterek, tüm ülkelere bu "hukuksuz" uygulamaya karşı durma çağrısı yaptı.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) yetkilileri de benzer şekilde kararı eleştirerek, ABD'nin arabuluculuk rolünü zedelediğini ve iki devletli çözüm umutlarını azalttığını dile getirdi. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, vize başvurularının "yasal ve güvenlik prosedürleri" çerçevesinde değerlendirildiğini savunarak, kararın siyasi olmadığını iddia etti. Ancak bu açıklama, uluslararası alanda tatmin edici bulunmadı ve birçok ülke, ABD'nin BM'nin tarafsızlığına gölge düşürdüğünü belirtti.
Uluslararası Boyut ve Tepkiler
ABD'nin vize engeli, BM Genel Kurulu'nun 79. oturumuna denk gelmesi nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Zira bu oturumda Filistin meselesi, Gazze'deki insani kriz ve Orta Doğu'daki gerginliklerin ele alınması bekleniyordu. Filistin heyetinin katılamaması, bu tartışmaların eksik kalmasına ve Filistin halkının sesinin duyurulamamasına yol açacak. Uluslararası hukuk uzmanları, ABD'nin bu tutumunun BM Şartı'nın 104. ve 105. maddelerine aykırılık oluşturabileceğini, zira bu maddelerin BM'nin işlevlerini yerine getirebilmesi için üye devletlerin temsilcilerine ayrıcalık ve bağışıklık tanınmasını gerektirdiğini hatırlatıyor. BM Genel Kurulu, geçmişte benzer durumlarda ev sahibi ülkeye uyarıda bulunmuş ve hatta uluslararası Adalet Divanı'ndan görüş istemişti. Ancak ABD'nin veto gücü nedeniyle Güvenlik Konseyi'nden bir yaptırım çıkması zor görünüyor. Bu durum, BM'nin etkinliği ve ev sahibi ülkenin tarafsızlığı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Filistin yönetimi, alternatif olarak BM Genel Kurulu'na uzaktan katılım veya özel bir oturum talep etmeyi düşünüyor. Ancak ABD'nin vize engeli, fiili katılımı imkânsız kılıyor. Bu gelişme, Filistin'in uluslararası alanda tanınma ve destek arayışlarına darbe vururken, Hamas ve diğer direniş gruplarının elini güçlendirebilir. Nitekim Hamas, açıklamasında silahlı mücadeleye atıfta bulunarak, "Bu tür baskılar, Filistin halkının meşru direnişini daha da güçlendirecektir" dedi. Uzmanlar, ABD'nin bu adımının Orta Doğu barış sürecine zarar verdiğini ve bölgedeki radikal grupların propaganda malzemesi haline geldiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Filistin heyetine vize vermemesi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve uluslararası platformlardaki aktif tutumunu doğrudan etkiliyor. Ankara, BM çatısı altında Filistin'in sesini duyurmak için yoğun diplomasi yürütüyor ve bu tür engellemeleri "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendiriyor. Türkiye, ev sahibi ülkenin BM'ye tarafsız ev sahipliği yapması gerektiğini savunarak, konuyu BM Genel Kurulu'na taşıyabilir. Ayrıca, bu gelişme Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir; zira Washington'un Filistin politikası, Ankara'nın bölgesel stratejileriyle çelişiyor. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı ve diğer platformlarda benzer vakaları gündeme getirerek, ABD'nin tutumunu kınayabilir ve Filistin'e destek mesajları verebilir. Bu durum, Türkiye'nin Orta Doğu'daki arabuluculuk rolünü güçlendirme çabalarını da etkileyebilir.