ABD Başkanı Donald Trump'ın Ocak 2026'da savaş sonrası Gazze'yi yönetmek, harap olan bölgenin yeniden inşasını denetlemek ve ateşkesi izlemek için uluslararası bir güç oluşturmak amacıyla kuruluşunu duyurduğu Barış Konseyi'nden neredeyse 7 ay geçmesine rağmen, somut bir ilerleme kaydedilmedi. Konseyin kuruluşu, o dönemde uluslararası toplumda umut yaratmış, ancak bugüne dek konseyin nasıl işleyeceği, üye yapısı ve yetkileri konusunda hiçbir somut adım atılmadı. Bu belirsizlik, Gazze'deki yeniden inşa sürecini ve kalıcı barış umutlarını olumsuz etkiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump, 2026 yılının Ocak ayında yaptığı açıklamada, Barış Konseyi'nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrarı sağlamak için hayati önem taşıdığını belirtmişti. Konseyin, bölgenin yeniden imarı, altyapının onarılması ve siyasi geçiş sürecinin yönetilmesi gibi görevleri üstlenmesi planlanıyordu. Ayrıca, ateşkesin sürdürülmesi ve taraflar arasında güven tesis edilmesi için uluslararası bir izleme gücünün oluşturulması öngörülüyordu. Ancak, açıklamanın üzerinden geçen süreye rağmen konseyin ne üyeleri belirlendi ne de görev tanımı netleştirildi. Bu durum, ABD yönetiminin süreci yavaşlatması veya farklı önceliklere yönelmesiyle açıklanıyor.
Barış Konseyi'nin kurulması fikri, İsrail ile Hamas arasında Ocak 2025'te sağlanan ateşkes anlaşmasının ardından gündeme gelmişti. Bu anlaşma, 15 aydır süren ve büyük bir insani yıkıma yol açan savaşı sona erdirmişti. Ancak, anlaşmanın kalıcılığı ve Gazze'nin geleceği konusundaki belirsizlikler sürüyor. Konsey, bu belirsizlikleri gidermek için tasarlanmıştı; fakat şu ana kadar sadece kağıt üzerinde kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'nin yeniden inşası, sadece Filistinliler için değil, tüm Ortadoğu için kritik bir öneme sahip. Bölgede kalıcı bir istikrarın sağlanması, uluslararası toplumun Gazze'ye yönelik yardımlarının etkin bir şekilde koordine edilmesine bağlı. Barış Konseyi'nin akamete uğraması, bu yardımların dağıtımında ve yeniden inşa projelerinin finanse edilmesinde ciddi sorunlara yol açabilir. Ayrıca, konseyin kurulamaması, Filistin yönetimi ile Hamas arasındaki siyasi bölünmüşlüğü daha da derinleştirebilir.
Mısır ve Katar gibi bölgesel aktörler, ateşkesin sürdürülmesi için arabuluculuk çabalarını sürdürürken, Barış Konseyi'nin kurulamaması bu ülkelerin çabalarını da zayıflatıyor. Öte yandan, BM ve diğer uluslararası kuruluşlar, Gazze'deki insani krizin derinleştiğine dikkat çekerek acil bir siyasi çözüm çağrısı yapıyor. Trump yönetiminin bu konudaki tutumu ise belirsizliğini koruyor. Bazı analistler, ABD'nin iç siyasi gündeminin bu dosyayı arka plana ittiğini, bazıları ise yönetimin Gazze konusunda net bir stratejiye sahip olmadığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Barış Konseyi'nin kurulamaması, Türkiye'nin Gazze politikası açısından önemli bir gelişme. Türkiye, savaşın başından bu yana Filistin davasına güçlü destek vermiş, insani yardım faaliyetlerinde bulunmuş ve ateşkesin sağlanması için diplomatik çaba harcamıştı. Konsey'in belirsizliği, Türkiye'nin bölgede oynadığı aktif role gölge düşürebilir. Türkiye, Gazze'nin yeniden inşasında söz sahibi olmak ve kalıcı barışa katkı sağlamak istiyor. Ancak konseyin işlevsizliği, Türkiye'nin bu hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir. Ankara'nın, bölgedeki diğer aktörlerle işbirliği yaparak ve BM platformlarında girişimlerde bulunarak bu süreci canlandırması beklenebilir.