ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hamas'ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesini öngören barış planı, İsrail ordusunun Filistin topraklarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasıyla ciddi bir sınavla karşı karşıya. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, planın ‘taraflar arasında kalıcı bir ateşkes ve yeniden inşa sürecinin başlangıcı’ olması hedeflenirken, sahadaki gelişmeler bu hedefin uzağında bir tablo ortaya koyuyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), son 48 saat içinde Gazze Şeridi'nin kuzey ve orta bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında en az 35 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını duyurdu. Saldırıların, Hamas'ın roket atışlarına misilleme olarak gerçekleştirildiği bildirilirken, bölgedeki insani durumun her geçen gün kötüleştiği ifade ediliyor.
Trump’ın planı ve sahadaki gerçekler
Trump yönetimi, geçtiğimiz hafta açıkladığı ve ‘Gazze için barış ve refah’ adını verdiği planın ana hatlarını şöyle sıralamıştı: Hamas'ın tüm silahlarını bırakması, İsrail ordusunun Gazze'den kademeli olarak çekilmesi, Filistin yönetiminin bölgede yeniden kontrolü devralması ve uluslararası fonlarla yeniden imar sürecinin başlatılması. Beyaz Saray yetkilileri, planın tarafların güvenliğini garanti altına almayı ve bölgesel istikrarı güçlendirmeyi amaçladığını vurgularken, Hamas'ın plana ilişkin ilk resmi açıklamasında ‘silah bırakma’ şartını reddettiği ve İsrail'in saldırılarını sürdürmesi halinde müzakere masasına oturmayacaklarını bildirdiği öğrenildi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, 'Güvenliğimizden asla ödün vermeyeceğiz' diyerek saldırıların süreceğini ima etti. İsrail ordusu, Hamas'ın altyapısını hedef aldığını açıklarken, Gazze'deki sivil kayıpların artması uluslararası toplumdan tepki çekiyor. Birleşmiş Milletler, bölgede ateşkes çağrısını yinelerken, yardım kuruluşları da Gazze'deki insani krizin derinleştiğini rapor ediyor.
Trump'ın planı, ilk etapta taraflar arasında dolaylı görüşmelerin başlatılmasını öngörüyordu. Ancak İsrail'in askeri operasyonlarını artırması, müzakerelerin henüz başlamadan çökme riskini gündeme getirdi. Uzmanlar, İsrail'in Hamas'ı zayıflatmak için askeri baskıyı artırarak masada daha güçlü bir konum elde etmeye çalıştığını, ancak bu stratejinin bölgede yeni bir şiddet sarmalına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze'deki çatışmaların tırmanması, yalnızca Filistin-İsrail meselesiyle sınırlı kalmıyor. Bölge ülkeleri, özellikle Mısır ve Katar, arabuluculuk çabalarını sürdürürken; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesinden endişe ediyor. İran destekli Hizbullah'ın kuzey sınırında tansiyonu yükseltmesi, İsrail'in iki cephede birden mücadele etme riskini artırıyor. Öte yandan, uluslararası toplumdaki İsrail'e yönelik eleştiriler de yoğunlaşıyor. Birçok Batılı ülke, İsrail'in orantısız güç kullandığını belirterek, Trump'ın planının uygulanabilirliğini sorguluyor. Rusya ise BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes kararı için harekete geçmiş durumda.
Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Trump'ın planının başarısız olması halinde, bölgede kalıcı bir istikrarsızlık ve yeni bir mülteci dalgası yaşanabilir. Öte yandan, Çin'in de Filistin davasına verdiği destek, küresel güç mücadelesinin bir parçası olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve Gazze'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail'i 'soykırım' yapmakla suçlaması, Ankara'nın bu konudaki hassasiyetini gösteriyor. Türkiye, Hamas'la olan ilişkileri nedeniyle arabuluculuk yapabilecek ülkeler arasında görülüyor. Ancak, son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesi, Ankara'nın daha dengeli bir politika izlemesine yol açabilir. Bu çerçevede, Türkiye'nin Trump'ın planına ilişkin tutumu, hem bölgesel çıkarları hem de Filistinli gruplarla olan bağları açısından belirleyici olacak. Güvenlik açısından, Gazze'deki çatışmanın tırmanması, Doğu Akdeniz'deki enerji dengelerini ve bölgesel istikrarı da etkileyebilir.