Gazze Şeridi'ndeki balıkçılar, İsrail ablukası ve son savaşın yıkımı nedeniyle oluşan malzeme kıtlığına karşı yaratıcı bir çözüm geliştirdi: Enkazdan toplanan kapı çerçeveleri, ahşap parçaları ve geri dönüştürülmüş fiberglastan yapılan küçük sandallarla denize açılıyorlar. Filistinli balıkçılar, geçim kaynaklarını sürdürebilmek için her türlü imkânı seferber ederken, bu durum bölgedeki ekonomik çöküşün ve insani krizin boyutlarını da gözler önüne seriyor.
Enkazdan denize: Balıkçıların hayatta kalma mücadelesi
Gazze'nin kıyı şeridinde balıkçılık, binlerce ailenin geçim kaynağı. Ancak 2007'den bu yana devam eden İsrail ablukası, balıkçıların denize açılma alanını kısıtlarken, yakıt, yedek parça ve tekne malzemelerine erişimi de neredeyse imkânsız hale getirdi. Son olarak 2023-2024 yıllarında yaşanan savaşta, Gazze limanı ve balıkçı barınakları ağır hasar aldı. Birçok tekne ya imha oldu ya da kullanılamaz hale geldi.
Balıkçılar, mevcut teknelerini onarmak ya da yeni sandallar yapmak için malzeme bulmakta zorlanıyor. İthalat kısıtlamaları nedeniyle fiberglas, reçine ve ahşap gibi temel malzemelere ulaşmak neredeyse imkânsız. Bu noktada balıkçılar, savaş enkazına yöneldi. Yıkılan binalardan sökülen kapı çerçeveleri, sandal gövdeleri için iskelet oluştururken, parçalanmış mobilyalar ve ambalaj atıkları da yüzdürücü eleman olarak kullanılıyor. Eski lastikler, halat parçaları ve naylon poşetler bile geri dönüştürülüyor.
Balıkçılardan Ebu Muhammed, yaptığı açıklamada "Elimizde ne varsa onu kullanıyoruz. Kapı çerçevesi, mukavva, plastik şişe... Deniz bizi çağırıyor, biz de imkânsızlıklara rağmen gitmek zorundayız" dedi. Bu sandalların dayanıklılığı sınırlı olsa da, kıyıya yakın bölgelerde avlanmalarına olanak tanıyor.
Balıkçılık krizi: Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'de balıkçılık sektörü, sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik. Birleşmiş Milletler verilerine göre, abluka öncesinde Gazze'de 4 bin civarında balıkçı kayıtlıyken, bu sayı bugün 2 binin altına düştü. Balıkçı teknelerinin sayısı ise yüzlerle ifade ediliyor. Denize açılma izni verilen alan, Oslo Anlaşmaları'yla 20 deniz mili olarak belirlenmişken, İsrail tarafından sürekli daraltılarak 3-6 deniz miline indirildi. Bu durum, balık stoklarının sürdürülebilirliğini de tehdit ediyor.
Bölgesel olarak, Gazze'deki balıkçılık krizi, Filistin ekonomisinin kırılganlığının bir yansıması. İsrail ile Mısır arasındaki sınırlı geçiş noktaları, insani yardım ve ticari mal akışını kısıtlıyor. Uluslararası toplum, Gazze'deki insani krize dikkat çekse de, somut adımlar sınırlı kalıyor. Avrupa Birliği ve bazı sivil toplum kuruluşları, balıkçılara ekipman ve eğitim desteği sağlamaya çalışıyor, ancak bu yardımlar abluka altında yeterli olamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze balıkçılarının kapı çerçevelerinden sandal yapması, Türkiye'nin yakından takip ettiği Filistin meselesinin insani boyutunu bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, geçmişte Gazze'ye insani yardım gemileri gönderen ve Filistin yönetimine destek veren bir ülke olarak, bu tür haberlerin kamuoyunda yarattığı duyarlılığın farkında. Ankara, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde Gazze ablukasının kaldırılması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Türk sivil toplum kuruluşları ise bölgeye yardım ulaştırmak için çaba gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki etkinliği ve Filistin davasına verdiği destek bağlamında, bölgesel istikrar ve insani yardım politikalarının önemini hatırlatıyor.