İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırıları, orta kesimdeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda onlarca evi harabeye çevirdi. Saldırıların ardından bölge sakinleri, enkaz altında kalan yakınlarını aramak ve kurtarmak için seferber oldu. Görgü tanıklarının ifadesine göre, evlerin bir kısmı tamamen yıkılırken, diğerleri ağır hasar aldı. Filistinli yetkililer, saldırılarda en az 20 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de yaralandığını duyurdu. Olay yerinde arama kurtarma çalışmaları devam ediyor; enkaz altında kalanların sayısının artmasından endişe ediliyor.
Saldırıların arka planı ve insani boyut
Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde yer alan ve 1948 Arap-İsrail Savaşı sonrası yerlerinden edilen Filistinliler için kurulmuş bir kamp. Yaklaşık 100 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapan kamp, son yıllarda İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki çatışmaların sıkça vurduğu noktalardan biri. Saldırı öncesinde bölgede tansiyon yüksekti; İsrail, Gazze'deki Filistinli silahlı gruplara yönelik “Hedefe Yönelik Saldırı” adını verdiği bir operasyon başlatmıştı.
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), saldırının ardından bölgeye acil yardım ekipleri gönderdi. UNRWA yetkilileri, saldırıların sivil altyapıya ve mülteci kamplarına verdiği zarardan derin endişe duyduklarını belirtti. Örgüt, enkaz altında kalanların kurtarılması ve yaralıların tedavisi için çalışmalarını sürdürüyor.
Filistin Kızılayı, saldırıda yaralanan çok sayıda kişiyi Nusayrat'taki hastanelere nakletti. Hastane yetkilileri, gelen yaralıların çoğunun şarapnel yaraları ve ezilmeye bağlı travmalar yaşadığını açıkladı. Sağlık sistemi zaten abluka ve önceki saldırılar nedeniyle kırılgan olan Gazze'de, bu son saldırılar hastanelerin kapasitesini daha da zorluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tepkiler ve uluslararası hukuk
İsrail saldırıları, bölgesel ve uluslararası düzeyde geniş yankı uyandırdı. Mısır ve Ürdün, saldırıyı kınayan açıklamalar yaparken, Arap Birliği acil toplantı çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, sivil kayıplardan duyduğu üzüntüyü dile getirerek taraflara itidal çağrısında bulundu. ABD ise İsrail'in kendini savunma hakkını tanıdığını ancak sivil kayıpların en aza indirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulundu. Ancak UCM'nin bu konuda yürüttüğü soruşturma, İsrail'in işbirliği yapmaması ve uluslararası toplumun yaptırım konusundaki bölünmüşlüğü nedeniyle şimdiye kadar somut bir sonuç vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında tarihsel olarak Filistin davasına destek vermiş, özellikle Gazze'ye insani yardım sağlamıştır. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgedeki insani krizin derinleşmesi ve Filistinli mültecilerin yaşam koşullarının daha da kötüleşmesi endişelerini artıracaktır. Türk hükümetinin uluslararası platformlarda ateşkes çağrısı yapması ve İsrail'e yönelik diplomatik baskıyı artırması beklenebilir. Ayrıca, Türkiye üzerinden Gazze'ye yönlendirilen insani yardım koridorlarının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'nin güvenliğine ve Doğu Akdeniz politikalarına dolaylı etkileri olabileceği göz ardı edilmemelidir.