İran, Amerika Birleşik Devletleri'nin İran enerji altyapısına yönelik olası bir askeri müdahalesine karşılık olarak, Yemen'deki müttefiki Husilere Bab el-Mendeb Boğazı'nı kapatma talimatı verdi. Husilere yakın bir kaynağa göre, grup Kızıldeniz'in güney girişindeki stratejik su yolunu kapatmak için gerekli hazırlıkları tamamladı ve taarruz emrini bekliyor. Husiler, Yemen'in Hüdeyde kenti yakınlarındaki yüksek arazilerde konuşlandırdıkları füzeler ve insansız hava araçlarıyla Aden Körfezi ile Kızıldeniz arasındaki dar geçitte seyreden ticari ve askeri gemileri vurabilecek kapasiteye sahip. Bu gelişme, bölgede zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırıyor ve küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip bir su yolunun güvenliğini tehdit ediyor.
Husilerin Stratejik Hamlesi ve Bölgesel Dengeler
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in büyük bölümünü kontrol eden Şii kökenli bir silahlı gruptur. İran'ın uzun yıllardır askeri ve lojistik destek sağladığı bu grup, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı savaşıyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Basra Körfezi'nden Avrupa ve Amerika'ya petrol taşıyan tankerlerin geçiş güzergahı olduğu için hayati bir darboğazdır. Dünya petrol arzının yaklaşık %10'u buradan geçer. Husilerin daha önce Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne ait tesislere balistik füzelerle saldırdığı biliniyor, ancak boğazın kapatılması tehdidi yeni bir boyut oluşturuyor. Kaynak, Husilerin füzelerini Yemen dağlarındaki gizli mevzilere yerleştirdiğini ve hava savunma sistemlerini de aktif hale getirdiğini belirtti. Bu, boğazdan geçen gemilerin, özellikle de savaş gemilerinin risk altında olduğu anlamına geliyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisi nedeniyle Tahran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmış durumda. İran ise bu baskıyı kırmak için Husiler gibi müttefiklerini kullanarak bölgesel krizler yaratmayı hedefliyor. Bab el-Mendeb'in kapatılması, küresel enerji fiyatlarında ani bir yükselişe neden olabilir ve tedarik zincirlerini sekteye uğratabilir. Suudi Arabistan ve BAE, boğazın kapatılması durumunda alternatif rotalar geliştirmeye çalışsa da, bu durum maliyetleri artıracak. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Birleşmiş Milletler, bölgede tansiyonun düşürülmesi için çağrı yaparken, ABD Donanması'nın bölgedeki varlığını artırdığı bildiriliyor. Husilerin elinde, gemilere karşı kullanılabilecek gemisavar füzeler ve su altı patlayıcıları bulunuyor. Bu tehdit, Bab el-Mendeb'den geçen günlük 6-7 milyon varil petrol akışını riske atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından önem taşımaktadır. Türkiye, petrol ithalatının önemli bir kısmını Orta Doğu'dan (özellikle Irak ve Suudi Arabistan) yapmaktadır. Bab el-Mendeb Boğazı'nın kapatılması, dolaylı olarak petrol fiyatlarını yükseltecek ve Türkiye'nin cari açığına baskı yapacaktır. Ayrıca Türkiye, Somali ve Yemen gibi bölge ülkeleriyle artan ticari ilişkileri nedeniyle Kızıldeniz'deki güvenlik risklerinden etkilenebilir. Türkiye'nin Katar ve Sudan gibi ülkelerle askeri işbirliği, bölgedeki istikrarsızlığın doğrudan etkilerini hissedebileceği anlamına geliyor. Ankara'nın bu krizi yakından takip etmesi ve gerektiğinde diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.