Gazze Sağlık Bakanlığı, Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesin ardından 1.501 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. Bakanlık, ateşkese rağmen İsrail saldırılarının sürdüğünü ve can kaybının her geçen gün arttığını belirtti. Açıklamada, öldürülenlerin arasında kadın ve çocukların da bulunduğu, binlerce kişinin yaralandığı ifade edildi.
Ateşkesin ilanı ve sonrası
Ekim 2025'te Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla varılan ateşkes anlaşması, bölgede kısa süreli bir sükunet sağlamıştı. Ancak anlaşmanın kalıcı olmadığı ve taraflar arasındaki gerginliğin dinmediği görülüyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana geçen sürede sivil kayıplar devam etti. Bölgedeki hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı nedeniyle yaralılara müdahalede zorlanıyor.
Uluslararası toplum, ateşkesin ihlal edildiğine dair raporlar üzerine harekete geçmedi. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivillerin korunması çağrısında bulunsa da sahada durum kötüleşiyor. Gazze'deki altyapı büyük ölçüde çökmüş durumda; su, elektrik ve sağlık hizmetlerine erişim yok denecek kadar az.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze'deki can kaybının artması, Orta Doğu'da istikrarsızlığı derinleştiriyor. Ateşkesin kalıcı olmaması, bölgedeki diğer aktörleri de endişelendiriyor. Mısır ve Ürdün, mülteci akınının artmasından kaynaklanan güvenlik riskleriyle karşı karşıya. Körfez ülkeleri ise yeniden yapılanma ve insani yardım konusunda isteksiz davranıyor.
Uluslararası kamuoyunda, özellikle Batılı ülkelerin tutumu eleştiriliyor. İnsan hakları örgütleri, ateşkesin denetlenmesi ve ihlallerin soruşturulması için bağımsız bir mekanizma kurulmasını talep ediyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi'nde yaşanan görüş ayrılıkları, etkili bir adım atılmasını engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en aktif diplomatik girişimlerde bulunan ülkelerden biri. Ateşkesin kalıcı olmaması ve sivil kayıpların sürmesi, Ankara'nın bölgede artan istikrarsızlıktan duyduğu endişeyi artırıyor. Türkiye, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve kalıcı ateşkes sağlanması için uluslararası platformlarda baskı kurmaya devam ediyor. Ayrıca, Gazze'deki gelişmeler Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını doğrudan etkiliyor; mülteci dalgası ve radikalleşme riski Türkiye'nin güvenlik kaygılarını artırıyor.