İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının yürürlükte olduğu bir dönemde düzenledikleri saldırılarda 2 Filistinliyi öldürdü, 4 kişiyi yaraladı. Filistin Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana İsrail ateşiyle öldürülen Filistinlilerin sayısı 981'e, yaralı sayısı ise 3.111'e yükseldi. Saldırılar, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen devam eden çatışmaların insani bedelini bir kez daha gözler önüne seriyor. Olay, Gazze'nin çeşitli bölgelerinde meydana gelirken, İsrail ordusu saldırıların 'şüpheli hareketler' üzerine yapıldığını öne sürdü.
Ateşkes Altında Süren Şiddet
Hamas ile İsrail arasında 2023 yılı Kasım ayında varılan ve geçici olarak başlatılan ateşkes, kalıcı bir barışa dönüşemeden şiddet olaylarıyla sarsılıyor. Ateşkesin ilk haftalarında görece bir sakinlik yaşanmasına rağmen, son haftalarda İsrail'in Gazze'nin kuzey ve güney bölgelerine yönelik hava saldırıları ve sınır ötesi operasyonları yeniden yoğunlaştı. Filistinli kaynaklara göre, ateşkes sonrası öldürülenlerin çoğu sivil statüdeki kişilerden oluşuyor. Özellikle tarım arazilerine ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar, sivil halkın günlük yaşamını felç ederken, bölgede gıda ve ilaç sıkıntısı da giderek derinleşiyor.
İsrail tarafı ise saldırıların, ateşkes hükümlerine aykırı olarak sınır bölgelerinde militan faaliyetlerin tespit edilmesi üzerine gerçekleştirildiğini savunuyor. İsrail ordusu, özellikle Gazze'den İsrail topraklarına sızmaya çalışan şüpheli kişilere ve roket fırlatma hazırlığı yapan gruplara karşı önleyici müdahalede bulunduklarını iddia ediyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail'in orantısız güç kullandığını ve sivil kayıpları önleme yükümlülüğünü ihlal ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki ateşkesin sürekli ihlal edilmesi, bölgesel istikrarı tehdit etmenin yanı sıra, Orta Doğu'da tırmanma riski taşıyan bir krizi de beraberinde getiriyor. Mısır ve Katar, ateşkesin korunması için arabuluculuk çabalarını sürdürürken, ABD ve Avrupa Birliği de taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak uluslararası toplumun net bir yaptırım uygulamaması, İsrail'in operasyonlarını sürdürmesine zemin hazırlıyor. Bölgede, özellikle İran destekli grupların İsrail'e yönelik tehditlerini artırması, çatışmanın Lübnan ve Suriye'ye sıçrama ihtimalini gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki insani durumun 'felaket boyutlarına' ulaştığını vurgularken, acil yardım çağrıları karşılık bulamıyor. Ayrıca, İsrail'deki iç siyasi dengeler de ateşkesin sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor; sağcı koalisyon hükümeti, sertlik yanlısı politikaları nedeniyle uluslararası baskılara rağmen operasyonları durdurmaya yanaşmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve insani angajmanını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Hamas ile İsrail arasında kalıcı ateşkes sağlanması için aktif arabuluculuk rolü üstlenirken, son saldırılar bu çabaları zayıflatabilir. Artan sivil kayıplar, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği siyasi ve maddi desteğin yoğunlaşmasına yol açar; ayrıca Türk sivil toplum kuruluşlarının bölgedeki yardım faaliyetlerini güçleştirir. Güvenlik açısından, çatışmanın tırmanması halinde bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin sınır güvenliğini de olumsuz etkileyebilir. Ekonomik olarak, Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri ve ticaret yolları üzerinde oluşacak riskler Türkiye'nin çıkarlarını tehdit eder. Dolayısıyla Ankara'nın, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası platformlarda daha güçlü bir duruş sergilemesi beklenir.