Gazze'de İsrail bombardımanında hayatını kaybeden 22 yaşındaki Ahed al-Ghandour'un ailesi, oğullarının cesedine ulaşabilmek ve ona son görevlerini yapabilmek için günlerce süren bir mücadele verdi. Aile, Ahed'in öldürüldüğü bölgeye ulaşmak için İsrail güçlerinin ateşi altında ilerlemek zorunda kaldı. Nihayet ulaştıklarında ise cesedin parçalanmış olduğunu gördüler. “Tek istediğimiz onu defnetmekti” diyen baba Fadi al-Ghandour, İsrail güçlerinin kendilerine defalarca ateş açtığını belirtti.
Kayıp cesetler ve ailelerin çaresizliği
Gazze'de İsrail saldırıları nedeniyle ölen on binlerce Filistinlinin cesetlerine ulaşmak aileler için büyük bir sorun haline geldi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmaların başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana en az 40.000 Filistinli hayatını kaybetti. Ancak bu sayıya ulaşılamayan cesetler dahil değil. Ahed al-Ghandour gibi birçok aile, sevdiklerinin cesetlerini almak için saatlerce süren müzakereler yapmak, hatta fidye ödemek zorunda kalıyor.
Aileler, cesetlerin alınmasının ardından defin işlemlerini de güvenlik riski altında gerçekleştiriyor. İsrail güçleri, cenaze törenlerini hedef alarak ailelerin acısını katlıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Gazze'de cesetlere saygılı bir muamele yapılması çağrısında bulunsa da bu çağrıya uyulmadığı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Gazze'de yaşanan insani kriz, sadece Filistinlileri değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Cesetlerin toplanamaması, sağlık ve çevre sorunlarına yol açarken, ailelerin yas tutma hakkı da ihlal ediliyor. Uluslararası toplum, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtse de etkili bir müdahalede bulunamıyor.
Bu durum, Filistin-İsrail çatışmasının sadece siyasi değil, aynı zamanda insani bir boyuta sahip olduğunu gösteriyor. Ailelerin en temel insan hakları olan ölülerini defnetme hakkı bile ellerinden alınıyor. Bu, bölgedeki gerilimi daha da artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze’de ailelerin ölülerini defnetmekte yaşadığı güçlükler, Türkiye’nin Filistin meselesine duyarlılığını bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, İsrail’in saldırılarını kınamakta ve insani yardım göndermektedir, ancak cesetlere erişim engeli gibi pratik sorunlar çözümsüz kalmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarını zora sokmakta ve bölgesel istikrarı tehdit etmektedir. Türkiye’nin, uluslararası hukuk çerçevesinde insani hakların korunması için daha etkin adımlar atması gerekebilir.