Ekvador kıyılarından 1000 kilometre uzaklıktaki Galapagos Adaları, evrim teorisinin doğduğu yer olarak bilinir. Ancak bugün bu benzersiz ekosistem, iklim değişikliğinin en hızlı yaşandığı laboratuvarlardan biri haline geldi. Geçtiğimiz hafta, Darwin ve Wolf adaları çevresinde bir araştırma gemisine katıldım. Amacımız, deniz kaplumbağalarından mercanlara, köpekbalıklarından dev iguanalara kadar kritik tehlikedeki türlerin, okyanus sıcaklığındaki hızlı değişime nasıl tepki verdiğini gözlemlemekti.
Galapagos'un değişen suları
Bilim insanları, El Niño ve La Niña döngülerinin etkisiyle Galapagos çevresindeki deniz suyu sıcaklığının son 50 yılda 1,5 santigrat derece arttığını belirtiyor. Bu artış, mercan ağarmasından plankton popülasyonundaki düşüşe kadar bir dizi etkiyi tetikliyor. Özellikle Darwin Adası'ndaki dik kayalıklar, albatros ve sümsük kuşlarının yuvalama alanı olarak tehlike altında. Yükselen deniz seviyesi, bu kuşların kuluçka döneminde yuvalarının sular altında kalmasına neden oluyor. Araştırma ekibi, 20 yıl önce 500 çift olan Galapagos albatrosu popülasyonunun bugün 120 çifte düştüğünü tespit etti.
Wolf Adası çevresinde yapılan dalışlarda, dev okyanus şahinlerinin ve beyaz uçlu resif köpekbalıklarının sayısında belirgin azalma gözlemleniyor. Deniz biyoloğu Dr. Maria Fernanda, "Bu bölge, köpekbalıklarının üreme alanıydı. Ancak su sıcaklığının artması, av türlerinin dağılımını değiştirdi. Artık köpekbalıkları daha derin ve soğuk sulara yöneliyor" diyor. Mercan resiflerinde ise ağarma oranı yüzde 60'ı geçmiş durumda. Dr. Fernanda, "Eğer bu hızla devam ederse, 2050 yılına kadar Galapagos'taki mercanların tamamen yok olması bekleniyor" uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Galapagos'un karşı karşıya olduğu tehdit sadece yerel değil. Bu adalar, Humboldt Akıntısı'nın soğuk sularıyla beslenen dev bir deniz ekosisteminin merkezinde yer alıyor. Bölgedeki değişimler, Peru ve Şili kıyılarına kadar uzanan balıkçılık alanlarını da etkiliyor. Örneğin, hava durumu modellerindeki değişim, Güney Amerika'nın batı kıyısındaki hamsi ve sardalya stoklarını azaltıyor. Bu durum, bölge ekonomisi için büyük önem taşıyan balıkçılık sektörünü tehdit ediyor. Ayrıca, El Niño döngüsünün şiddetlenmesi, Amazon havzasındaki kuraklık ve yangınları da tetikleyebiliyor.
Küresel boyutta ise Galapagos, iklim değişikliğinin biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerini anlamak için bir erken uyarı sistemi işlevi görüyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin son raporu, okyanus sıcaklıklarındaki artışın deniz ekosistemlerini geri dönülemez noktaya getirebileceğini vurguluyor. Galapagos'ta yapılan araştırmalar, mercan ağarması ve tür dağılımındaki değişimlerin, dünyanın diğer bölgelerinde de benzer senaryoların habercisi olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinin etkilerini hisseden ülkelerden biri. Galapagos'ta gözlemlenen okyanus ısınması ve tür kaybı, Akdeniz'de de karşılaştığımız sorunlara benzerlik taşıyor. Özellikle deniz suyu sıcaklığının artması, Türkiye kıyılarında balık stoklarının azalmasına ve yabancı istilacı türlerin çoğalmasına yol açıyor. Bu bağlamda, Galapagos'taki araştırmalar, deniz ekosistemlerinin korunması konusunda uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin, iklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel verilere dayalı politikalar geliştirmesi ve deniz koruma alanlarını genişletmesi, bu tür risklere karşı dayanıklılığı artırabilir.