Endonezya'nın Bali kentinde düzenlenen G-20 Liderler Zirvesi'nde Çin ile ABD arasında yaşanan anlaşmazlık, ticaret dengesizliklerine ilişkin bir cümlede yer alan “piyasa dışı” ifadesinin metne dahil edilmesinden kaynaklandı. Kaynaklara göre, ABD heyeti söz konusu ifadenin özellikle Çin'in ekonomik uygulamalarını hedef alması konusunda ısrar ederken, Pekin yönetimi bu ifadeye şiddetle karşı çıktı. Zirvenin sonuç bildirgesinin hazırlanması sürecinde yaşanan bu anlaşmazlık, iki büyük ekonomiyi karşı karşıya getirdi.
G-20 Zirvesi'nde perde arkası: 'Piyasa dışı' krizi
G-20 zirveleri, küresel ekonominin yönlendirilmesi ve uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen en üst düzey platformlardan biridir. Ancak bu yılki zirve, pandemi sonrası toparlanma ve artan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti. Çin ve ABD arasındaki anlaşmazlık, aslında daha geniş bir ticaret savaşının yansıması. ABD, uzun süredir Çin'in devlet destekli sanayi politikalarını ve piyasa dışı uygulamalarını eleştiriyor. Çin ise bu eleştirileri kendi iç işlerine müdahale olarak görüyor ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma hakkını savunuyor.
Zirve sırasında ABD heyeti, ticaret dengesizliklerini ele alan paragrafta “piyasa dışı” ifadesinin mutlaka yer alması gerektiğini savundu. Bu ifade, Çin'in ekonomik modelini dolaylı yoldan hedef alıyor ve ABD'nin ticaret açığını Çin'in haksız uygulamalarına bağladığı tezini güçlendiriyor. Çin heyeti ise metinden bu ifadenin çıkarılmasını talep etti; aksi takdirde sonuç bildirgesini imzalamayacaklarını bildirdi. Görüşmeler saatler boyunca kilitlendi. Sonunda taraflar, ifadenin yumuşatılmış bir versiyonu üzerinde uzlaşmaya vardı; ancak bu uzlaşma, tarafların temel pozisyonlarından ödün verdiği anlamına gelmiyor.
Diplomatik kaynaklar, tartışmanın sadece bir kelime üzerinden yürütülmesinin, iki ülke arasındaki güven bunalımının derinliğini gözler önüne serdiğini belirtiyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Çin'e karşı daha sert bir ticaret politikası izlerken, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise Batı'nın baskılarına karşı direnç gösterme konusunda kararlı. G-20 zirvesi, bu iki farklı yaklaşımın çatışma alanı haline geldi.
Küresel ticaret ve jeopolitik yansımaları
Bu anlaşmazlık, küresel ticaret sisteminin geleceği açısından önemli ipuçları veriyor. Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) işlevsiz kaldığı bir dönemde, büyük ekonomiler arasındaki anlaşmazlıkların G-20 gibi platformlarda çözülmesi giderek zorlaşıyor. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, Kovid-19 salgını sonrası dönemde yeniden alevlenmiş durumda. Washington, Çin'e yönelik teknoloji ihracat kısıtlamalarını artırırken, Pekin de kendi ekonomik güvenlik yasalarını devreye sokuyor.
Uzmanlar, “piyasa dışı” ifadesinin metne girmesinin, ABD'nin Çin'e yönelik eleştirilerini meşrulaştırma çabası olarak yorumluyor. Ancak Çin, gelişmekte olan ülkeler nezdinde kendisini Batı'nın hegemonik baskısına karşı bir denge unsuru olarak konumlandırıyor. Bu nedenle, böyle bir ifadenin kabul edilmesi, Pekin'in uluslararası alanda prestij kaybı yaşaması anlamına gelecekti. Zirvede kabul edilen uzlaşma metni ise her iki tarafın da tam istediğini alamadığını gösteriyor.
G-20'nin bir diğer önemli sonucu da, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrışmanın derinleşmesi oldu. Çin, Rusya ve diğer bazı ülkeler, Batı'nın dayattığı ekonomik modeli sorgularken, ABD ve müttefikleri serbest piyasa ilkelerinde ısrar ediyor. Bu ayrışma, önümüzdeki dönemde küresel ekonomik yönetişim mimarisini şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, G-20 üyesi olarak hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler yürütme stratejisini sürdürüyor. Çin-ABD arasındaki “piyasa dışı” ifadesi tartışması, Ankara'nın dış ticaret ve yatırım politikalarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Çin ile ekonomik işbirliğini artırırken, ABD ile de stratejik ortaklığını korumak istiyor. Eğer küresel ticaret kuralları “piyasa dışı” gibi muğlak ifadelerle yeniden şekillenirse, Türkiye gibi yükselen ekonomilerin manevra alanı daralabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin ile olan altyapı projeleri, bu tür jeopolitik gerilimlerden olumsuz etkilenebilir. Ankara'nın, olası bir ticaret savaşında taraf olmaktan kaçınarak çok yönlü diplomasisini sürdürmesi kritik önem taşıyor.