PARİS, 14 Ekim - Fransa Donanma Komutanı Amiral Pierre Vandier, çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD'nin uçak gemileri için elektromanyetik fırlatma sistemini terk edip etmeyeceğine henüz karar vermediğini, ancak Fransa'nın gelecek uçak gemisi için seçtiği bu teknolojinin tedarikinde bir tehdit görmediğini söyledi. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Donanması'na, Fransa'nın bir sonraki uçak gemisi için tercih ettiği elektromanyetik uçak fırlatma sistemi (EMALS) teknolojisini bırakma emri vermesinden iki ay sonra geldi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Başkanı Donald Trump, Ağustos ayında yaptığı bir konuşmada, ABD Donanması'nın yeni uçak gemilerinde kullanılan elektromanyetik fırlatma sisteminin çok pahalı ve karmaşık olduğunu belirterek, bu teknolojinin terk edilmesi ve bunun yerine geleneksel buhar katapultlarına dönülmesi talimatını vermişti. Trump, elektromanyetik sistemin "hata yapmaya çok müsait" olduğunu ve "çok fazla sorun çıkardığını" savunmuştu. Bu emir, ABD Donanması'nın gelecekteki uçak gemisi programını doğrudan etkiliyor.
Fransa ise 2020 yılında, mevcut Charles de Gaulle uçak gemisinin yerine geçecek yeni nesil uçak gemisi (PANG) için ABD'den elektromanyetik fırlatma sistemi satın alma kararı almıştı. Fransa, bu teknolojiyi seçerek, gemide daha hafif ve daha az bakım gerektiren bir sistem elde etmeyi ve sorti sayısını artırmayı hedefliyordu. Ancak ABD'nin bu teknolojiden vazgeçme olasılığı, Fransa'nın projesinde belirsizliğe yol açtı.
Amiral Vandier, düzenlediği basın toplantısında, ABD'nin henüz nihai bir karar vermediğini ve konunun ABD Kongresi'nde ve Savunma Bakanlığı'nda değerlendirildiğini belirtti. Vandier, "ABD'nin bu teknolojiyi terk edip etmeyeceği henüz belli değil. Ancak bizim için bir tehdit olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ABD Donanması da bu sistemi kullanmaya devam ediyor ve gelecekteki gemilerinde kullanmayı planlıyor" dedi. Amiral, ayrıca Fransa'nın alternatif tedarikçilerle de görüşmelerde bulunduğunu ancak şu aşamada ABD ile olan anlaşmanın geçerli olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Elektromanyetik uçak fırlatma sistemi, uçak gemilerinden uçakların daha hızlı ve daha kontrollü bir şekilde fırlatılmasını sağlayan ileri bir teknoloji olarak biliniyor. ABD'nin en yeni uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford, bu sistemi kullanan ilk gemidir. Ancak sistem, geliştirme sürecinde çeşitli teknik sorunlarla karşılaşmış ve maliyeti nedeniyle eleştirilere maruz kalmıştı.
Fransa'nın yeni uçak gemisi projesi, ülkenin deniz gücünü ve Avrupa'nın savunma kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında 2038 yılında hizmete girmesi planlanan 75.000 tonluk geminin, 30 yıl boyunca Fransız Donanması'nda görev yapması öngörülüyor. Elektromanyetik fırlatma sistemi, geminin hava operasyonlarını daha etkin kılacak ve Fransız donanmasının operasyonel yeteneklerini artıracak.
Uzmanlar, ABD'nin elektromanyetik fırlatma sistemini terk etmesi durumunda, bu teknolojinin geleceğinin belirsizleşebileceğini ve Fransa'nın projesinde gecikme veya maliyet artışı yaşanabileceğini belirtiyor. Ancak Amiral Vandier'in açıklamaları, Fransa'nın bu konuda kendinden emin olduğunu ve alternatif planlarının hazır olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ABD'nin bu teknolojiyi tamamen bırakması durumunda, Fransa'nın kendi elektromanyetik fırlatma sistemini geliştirmek için çalışmalar yapabileceği de konuşuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'nın yeni uçak gemisi projesi ve elektromanyetik fırlatma sistemi tedariki, Türkiye'nin savunma sanayii ve deniz gücü hedefleri açısından dolaylı da olsa önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, son yıllarda milli uçak gemisi projesiyle denizlerdeki etkinliğini artırmayı hedefliyor. ABD'nin elektromanyetik fırlatma teknolojisindeki belirsizlik, Türkiye gibi bu tür ileri teknolojilere ilgi duyan ülkeler için alternatif tedarikçi arayışını gündeme getirebilir. Öte yandan Fransa'nın kendi sistemini geliştirme olasılığı, Avrupa'da savunma sanayii bağımsızlığı tartışmalarını alevlendirebilir. Türkiye, benzer şekilde yerli ve milli imkânlarla uçak gemisi teknolojileri geliştirme yolunda ilerliyor; bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayiindeki bağımsızlık stratejilerine ışık tutabilir. Ayrıca, olası bir ABD teknoloji terk edişi, küresel savunma pazarında rekabeti ve iş birliklerini yeniden şekillendirebilir.