Fransa, 11 yaşındaki Lyhanna'nın Mayıs ayında uğradığı vahşi tecavüz ve cinayetin ardından sarsılmaya devam ediyor. Olayın yankıları, cumartesi günü ülke genelinde yüzbinlerce kişinin organize ettikleri eşzamanlı yürüyüşlerle sokaklara dökülmesine neden oldu. Göstericiler, cinsel şiddetle mücadele için kapsamlı bir yasa çıkarılmasını talep ediyor. Paris, Lyon, Marsilya, Toulouse ve Bordeaux başta olmak üzere 30'dan fazla kentte düzenlenen eylemlere katılımın 100 bini aştığı tahmin ediliyor. Organizatörler, mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz olduğunu vurgularken, hükümetten somut adımlar bekliyor.
Lyhanna'nın Ölümü ve Toplumsal Tepki
Olay, 11 Mayıs'ta Fransa'nın güneyindeki bir kasabada meydana geldi. Lyhanna, okuldan eve dönerken kaçırılmış, ardından tecavüze uğrayarak öldürülmüştü. Zanlı, daha önce cinsel suçlardan hüküm giymiş 30 yaşındaki bir adam olarak belirlendi. Bu vahşet, ülkede büyük bir öfke dalgası yarattı; zira Lyhanna, son bir yıl içinde cinsel saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden üçüncü çocuk oldu. Ailesi, “Adalet istiyoruz” sloganlarıyla başlattıkları kampanyada, hükümeti cinsel şiddetle mücadelede daha kararlı olmaya çağırdı. Sosyal medyada #JusticePourLyhanna etiketiyle yayılan çağrı, kısa sürede milyonlara ulaştı. Gösterilerde, çocukların ve kadınların korunması için daha sert yaptırımlar, kapsamlı bir rehabilitasyon sistemi ve toplumsal farkındalık programları talep edildi.
Fransa'da cinsel şiddet vakalarının sayısı endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Resmi verilere göre, her yıl ortalama 90 bin cinsel saldırı rapor ediliyor, ancak bu sayının gerçek rakamın çok altında olduğu düşünülüyor. Özellikle çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları, son beş yılda yüzde 30 artış gösterdi. Uzmanlar, bu artışın arkasında yetersiz yasa uygulaması, toplumsal tabular ve mağdurların şikâyetçi olmaktan çekinmesi gibi faktörlerin yattığını belirtiyor.
Kapsamlı Yasa Talebinin İçeriği ve Hükümetin Tutumu
Protestocuların taleplerinin odağında, cinsel şiddetle mücadeleyi tek bir çatı altında toplayan kapsamlı bir yasa bulunuyor. Bu yasanın, cezai yaptırımların yanı sıra mağdurlara psikolojik destek, hukuki yardım ve sosyal entegrasyon hizmetleri sağlaması isteniyor. Ayrıca, cinsel suçlardan hüküm giymiş kişilerin takibini kolaylaştıracak elektronik kelepçe gibi teknolojik önlemler, okullarda zorunlu cinsel eğitim programları ve şiddet önleme birimlerinin güçlendirilmesi de talepler arasında. Fransa İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, gösterilerin ardından yaptığı açıklamada, hükümetin cinsel şiddetle mücadelede kararlı olduğunu, ancak kapsamlı bir yasa için yeterli hazırlığın yapılması gerektiğini söyledi. Başbakan Élisabeth Borne ise, yaz aylarında bir uzlaşma metninin hazırlanacağını duyurdu. Ancak sivil toplum örgütleri, hükümetin bugüne kadar vaatlerin ötesine geçemediğini ve sürecin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'da Cinsel Şiddetle Mücadele
Fransa'daki bu büyük gösteri, Avrupa genelinde cinsel şiddetle mücadele konusunda artan bir duyarlılığın yansıması. Almanya, İspanya ve İtalya'da da benzer eylemler düzenlenirken, Avrupa Birliği, üye ülkelerde asgari ceza standartlarını belirleyen bir direktif üzerinde çalışıyor. AB Adaletten Sorumlu Komiseri Didier Reynders, “Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, bir insan hakları ihlalidir ve bu konuda ortak bir Avrupa çerçevesi şarttır” dedi. Ancak ülkeler arasındaki yasal farklılıklar ve kültürel hassasiyetler, ortak bir politika oluşturmayı zorlaştırıyor. Fransa'daki gösteriler, bu alandaki baskıyı artırarak AB'nin harekete geçme sürecini hızlandırabilir. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler'in her yıl yayımladığı küresel cinsel şiddet raporları, dünya genelinde her üç kadından birinin hayatında en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. Bu vahim tablo, Fransa'daki taleplerin evrensel bir boyut taşıdığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki gelişmeler, Türkiye'de de cinsel şiddetle mücadele konusunda uzun süredir devam eden tartışmaları akla getiriyor. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin ardından kadın ve çocuk hakları savunucularının yoğun eleştirilerine maruz kalırken, son yıllarda cinsel şiddet vakalarında artış yaşanıyor. Fransa’daki gibi kapsamlı bir yasa talebi, Türkiye’de de sivil toplumun gündeminde. Türkiye’nin AB adaylığı süreci göz önüne alındığında, AB’nin cinsel şiddetle mücadelede belirleyeceği standartlar, Türkiye’nin de uyum sağlaması gereken bir çerçeve oluşturabilir. Ayrıca, Fransa’nın bu konuda atacağı adımlar, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde insan hakları ve hukukun üstünlüğü bağlamında bir referans noktası olarak kullanılabilir. Dolayısıyla Fransa’daki bu toplumsal hareket, yalnızca Fransa’yı değil, benzer sorunlarla boğuşan Türkiye gibi ülkeleri de etkileme potansiyeline sahiptir.