Fransa, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıçlarına yönelik uyguladığı yaptırımlara karşı çıkarak mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını savundu. Paris yönetimi, uluslararası hukukun üstünlüğünün korunması gerektiğini vurgularken, bu adımın küresel adalet mekanizmalarına zarar verdiğini belirtti. ABD'nin UCM yargıçlarına yönelik yaptırım kararı, mahkemenin Filistin ve Afganistan soruşturmaları kapsamında İsrail ve ABD vatandaşlarına yönelik olası soruşturmalara tepki olarak alınmıştı. Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yaptırımların uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu ve UCM'nin tarafsız çalışmasının engellenemeyeceği ifade edildi.
Gelişmenin Arka Planı: ABD-UCM Gerilimi
ABD Başkanı Donald Trump, 2019 yılında UCM'nin Afganistan'daki olası savaş suçları soruşturmasını gerekçe göstererek mahkemeye yaptırım uygulamıştı. Geçtiğimiz günlerde ise bu yaptırımlar genişletilerek mahkeme yargıçları ve ailelerini de kapsayacak şekilde güncellendi. UCM Savcısı Karim Khan'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderleri hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından ABD Temsilciler Meclisi, mahkemeye yönelik yaptırım yasasını onayladı. Bu gelişmeler üzerine Fransa, Almanya, İngiltere ve diğer AB ülkeleri, UCM'nin korunması gerektiğini vurgulayan ortak açıklamalar yayımladı. Fransa, bu bağlamda uluslararası toplumu mahkemeyi desteklemeye çağırdı.
UCM, 2002 yılında kurulan ve savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan daimi bir mahkeme. Ancak ABD, Çin, Rusya ve İsrail gibi ülkeler mahkemenin yetki alanına girmiyor. ABD'nin yaptırım kararı, mahkemenin finansal işlemlerini ve yargıçların uluslararası seyahatlerini kısıtlıyor. Uluslararası Af Örgütü gibi sivil toplum kuruluşları, bu yaptırımların insan hakları savunucularını hedef aldığını ve cezasızlık kültürünü pekiştirdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, uluslararası hukukun üstünlüğü açısından ciddi bir sınav oluşturuyor. Avrupa Birliği, mahkemeye olan bağlılığını yinelerken, Fransa'nın bu konuda öncü rol üstlenmesi dikkat çekiyor. Özellikle Orta Doğu'da İsrail-Filistin çatışması bağlamında UCM'nin aldığı kararlar, ABD ile AB arasında görüş ayrılıklarına yol açıyor. Fransa, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına ilişkin soruşturmaları desteklerken, ABD'nin tutumu mahkemenin meşruiyetini zayıflatıyor.
Küresel düzeyde, UCM'nin kararlarının uygulanabilirliği büyük güçlerin desteğine bağlı. Rusya'nın Ukrayna'da işlediği iddia edilen savaş suçlarına ilişkin UCM'nin Putin hakkında çıkardığı tutuklama emri, mahkemenin etkinliğini artırırken, ABD'nin yaptırımları bu çabaları baltalıyor. Uzmanlar, ABD'nin bu adımının mahkemeyi zayıflatmak yerine, uluslararası toplumun mahkemeye olan desteğini artırabileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası hukukun üstünlüğü ve insan hakları konularında duyarlı bir pozisyona sahip. ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin de zaman zaman karşı karşıya kaldığı dış baskılar bağlamında değerlendirilebilir. Ankara, özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye gibi bölgesel meselelerde uluslararası hukuka atıf yaparken, UCM'nin bağımsızlığının korunmasının küresel dengeler açısından önemli olduğunu düşünebilir. Fransa'nın liderliğindeki bu girişim, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde hukukun üstünlüğü vurgusunun devam edeceğinin bir göstergesi. Ancak Türkiye'nin UCM'ye katılımı konusunda henüz bir adım atması beklenmiyor.