Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerine sayılı günler kala, ana adaylar Perşembe günü iş dünyasının en güçlü sesi olan Medef önünde ekonomik vizyonlarını sergiledi. Sosyalist Parti adayı Anne Hidalgo'dan aşırı sağcı Marine Le Pen'e, Cumhuriyetçi Valérie Pécresse'ten aşırı sol Jean-Luc Mélenchon'a kadar pek çok isim, Fransa'nın ekonomik geleceğine dair planlarını patronlara anlattı. Mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Ukrayna krizine odaklandığı için toplantıya katılmadı. İşte POLITICO'nun derlediği, gözden kaçmaması gereken anlar ve vaatler.
İş Dünyasının Öncelikleri ve Adayların Mesajları
Medef'in ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, adayların işverenlerin gözüne girmek için yarıştığı önemli bir vitrin oldu. Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri, emeklilik yaşının yükseltilmesi ve işsizlik sigortası reformu gibi yapısal reformlardı. Valérie Pécresse, emeklilik yaşını 65'e çıkaracağını vaat ederken, Anne Hidalgo ise mevcut 62 yaşını koruyacağını ancak finansman için katkı paylarını artıracağını söyledi.
Marine Le Pen, satın alma gücü vurgusu yaparak enerji fiyatlarındaki KDV'yi düşürmeyi ve temel gıda ürünlerinde vergi indirimine gitmeyi önerdi. Jean-Luc Mélenchon ise asgari ücreti 1.400 euroya çıkarma ve haftalık çalışma saatini 32 saate indirme sözü vererek iş dünyasını tedirgin etti. Aşırı sağın diğer adayı Éric Zemmour ise yabancı işçilere yönelik vergi avantajlarını kaldıracağını ve Fransız şirketlerinin üretimlerini ülkeye geri getirmeleri için teşvikler sağlayacağını belirtti.
Toplantıda ayrıca adaylara, Rusya'ya uygulanan yaptırımların Fransız ekonomisine etkisi ve enerji bağımlılığı konularında sorular yöneltildi. Yeşil aday Yannick Jadot, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandıracaklarını ve nükleer enerjiden kademeli olarak çıkacaklarını ifade etti. Bu açıklamalar, iş dünyasının enerji maliyetleri ve arz güvenliği konusundaki endişelerini gidermekten uzak görünüyor.
Seçim Yarışı ve Avrupa'nın Geleceği
Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimi, Avrupa Birliği'nin geleceği açısından da kritik bir önem taşıyor. Anketler, Macron ile Le Pen arasında geçmesi muhtemel ikinci turu işaret ediyor. Ancak Pécresse'in son dönemdeki yükselişi, Cumhuriyetçi Parti'nin geleneksel seçmenini geri kazanma çabasını gösteriyor. Seçim sonucu, AB'nin ortak savunma ve enerji politikaları üzerinde doğrudan belirleyici olacak.
Özellikle Ukrayna'daki savaş, seçim kampanyasını gölgede bırakmış durumda. Adaylar, Rusya'ya karşı tutumlarını netleştirmek zorunda kaldı. Le Pen ve Zemmour, daha önce Rusya'ya yakınlıklarıyla bilinirken, savaş sonrası söylemlerini yumuşatmak durumunda kaldılar. Macron ise diplomatik girişimleriyle öne çıkmaya çalışıyor. Bu durum, Fransa'nın Avrupa'daki liderlik rolünü ve doğu Avrupa ile dayanışmasını da test ediyor.
Medef önündeki sunumlar, adayların hem iç ekonomik sorunlara hem de dış politika kaynaklı risklere nasıl yaklaştığını gösterdi. Seçmenin önümüzdeki haftalarda oy verirken bu faktörleri birlikte değerlendirmesi bekleniyor. Fransa seçiminin sonuçları, sadece ülkenin değil, Avrupa'nın da geleceğini şekillendirecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye-AB ilişkileri açısından da yakından takip ediliyor. Adayların özellikle göç, güvenlik ve Doğu Akdeniz konularındaki tutumları, Türkiye ile ilişkilerin geleceğini etkileyebilir. Macron'un yeniden seçilmesi halinde mevcut diyalog kanallarının sürmesi olası; ancak Le Pen veya Zemmour gibi isimlerin kazanması durumunda ilişkilerde sertleşme riski bulunuyor. Avrupa'da artan aşırı sağ dalga, Türkiye karşıtı söylemlerin güçlenmesine de yol açabilir. Bu nedenle seçimin sonucu, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.