Nepal ve Tibet'te Çarşamba günü meydana gelen felaket boyutundaki ani sel felaketi, yüzlerce kişinin ölümüne ve kaybolmasına yol açtı. Turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği popüler hac ve trekking bölgelerindeki köyler tamamen harap olurken, yetkililer kayıp sayısının artabileceği konusunda uyarıyor. Yerel halkın 'gökten gelen tsunami' olarak nitelendirdiği olay, bölgede olağanüstü hal ilan edilmesine neden oldu.
Felaketin Boyutu: Tamamen Yıkılan Köyler ve Kayıp Turistler
Nepal'in başkenti Katmandu'nun kuzeyindeki dağlık bölgelerde ve Tibet'in güney kesiminde etkili olan şiddetli yağışların ardından aniden oluşan sel suları, vadiler boyunca ilerleyerek çok sayıda yerleşim yerini sular altında bıraktı. Özellikle, her yıl binlerce turistin akın ettiği Manaslu Dağı çevresindeki trekking rotaları ve Mustang bölgesindeki hac mekânları felaketten en çok etkilenen alanlar oldu. İlk belirlemelere göre en az iki düzine köy tamamen yok olurken, bu köylerde yaşayanların büyük bir kısmı hâlâ kayıp.
Görgü tanıkları, suyun sadece birkaç dakika içinde metrelerce yükseldiğini ve her şeyi önüne kattığını anlatıyor. Nepal ordusu ve polis ekipleri, helikopterlerle bölgeye ulaşmaya çalışırken, enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları güçlükle sürüyor. Yetkililer, ölü sayısının kesin olarak belirlenemediğini ancak şu ana kadar en az 150 cesedin bulunduğunu, 400'den fazla kişinin ise kayıp olduğunu duyurdu. Turistlerden haber alınamaması, uluslararası bir endişeye yol açtı; bazı ülkeler vatandaşlarının akıbeti hakkında bilgi almak için Nepal hükümetiyle temasa geçti.
Meteoroloji uzmanları, iklim değişikliğinin etkisiyle bölgede görülen ani ve şiddetli yağışların sıklığının arttığına dikkat çekiyor. Himalayalar'ın yüksek kesimlerindeki buzulların erimesiyle oluşan buzul göllerinin taşması da sellerin şiddetini artırdı. Uzmanlar, bu tür olayların önümüzdeki yıllarda daha sık yaşanabileceği ve bölgedeki altyapının buna hazırlıklı olmadığı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliği ve Turizm Ekonomisi
Bu felaket, yalnızca Nepal ve Tibet'i değil, tüm Güney Asya'yı etkileyen bir iklim krizinin habercisi olarak yorumlanıyor. Himalayalar, 'Asya'nın su kulesi' olarak biliniyor ve buradaki buzulların erimesi, milyonlarca insana su sağlayan nehir sistemlerini tehdit ediyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın etkisiyle bu bölgedeki buzulların hızla çekildiğini ve buzul gölü taşkınlarının (GLOF) daha yıkıcı hale geldiğini belirtiyor.
Öte yandan, Nepal ekonomisinin önemli bir kısmını oluşturan turizm sektörü büyük bir darbe aldı. Ülkeye yılda yaklaşık bir milyon turist geliyor ve bunların büyük bir bölümü trekking ve dağcılık faaliyetleri için bu bölgeleri tercih ediyor. Felaketin ardından birçok ülke, vatandaşlarına Nepal'e seyahat etmemeleri yönünde uyarılarda bulundu. Bu durum, pandemi sonrası toparlanmaya çalışan Nepal ekonomisini olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Nepal hükümeti, turizm sektörünün yeniden canlanması için bölgede güvenlik önlemlerini artıracağını ve erken uyarı sistemleri kuracağını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal ve Tibet'teki bu felaket, iklim değişikliğinin küresel ölçekte yarattığı tehditlerin bir yansıması olarak Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, benzer coğrafi koşullara sahip olmasa da, Karadeniz Bölgesi'nde sık sık yaşanan ani sel ve heyelanlar, ülkenin iklim değişikliğine karşı kırılganlığını gösteriyor. Ayrıca Türkiye, Asya'da yaşanan bu tür afetlere kayıtsız kalmamakta; bölge ülkeleriyle iş birliği içinde afet yönetimi ve yardım çalışmalarına katkıda bulunabilir. Türk Kızılayı ve AFAD'ın uluslararası afetlere müdahale kapasitesi, bu tür durumlarda Türkiye'nin küresel insani yardım rolünü güçlendirebilir ve bölgesel iş birliğini artırabilir.