Fransa'da 11 yaşındaki Lyhanna'nın öldürülmesi, ülkede çocuk istismarı ve adalet sistemindeki başarısızlıklara ilişkin büyük bir tartışma başlattı. Cinayetin ardından düzenlenen cenaze törenine yüzlerce kişi katılırken, olayın detayları kamuoyunda infial yarattı. Şüpheli Jérôme Barella'nın daha önce de benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldığı, ancak gereken önlemlerin alınmadığı ortaya çıktı. Daha da çarpıcı olanı, ABD'deki çocuk koruma yetkililerinin Barella'yı daha önce kırmızı bayrak olarak işaretlemiş olmasına rağmen, Fransız makamlarının bu uyarıyı dikkate almamış olması. Bu skandal, Fransız yargı sisteminin çocukları koruma konusundaki yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Olayın arka planı ve yargıdaki ihmaller
Küçük Lyhanna'nın cesedi geçen hafta evinin yakınlarındaki bir ormanlık alanda bulundu. Yapılan otopsi, kızın cinsel saldırıya uğradığını ve boğularak öldürüldüğünü ortaya koydu. Polis, kısa süre sonra 43 yaşındaki Jérôme Barella'yı gözaltına aldı. Barella'nın daha önce 2019 yılında 14 yaşındaki bir kıza cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılandığı, ancak delil yetersizliğinden serbest bırakıldığı belirtildi. Fransız medyası, Barella'nın o dönemde adli kontrol şartıyla serbest kaldığını, ancak bu kararın yeterince denetlenmediğini yazdı.
Daha kritik bir gelişme ise ABD'den geldi. Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Çocuk Koruma Hizmetleri, Barella'nın 2017 yılında çevrimiçi çocuk pornografisi bulundurma suçundan ABD'de soruşturma geçirdiğini, ancak Fransa'ya iade edildiğini tespit etti. Bu bilgilerin Fransız adli makamlarına iletildiği, ancak herhangi bir işlem yapılmadığı ortaya çıktı. Fransız Adalet Bakanı, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıklarken, muhalefet partileri hükümeti sert bir dille eleştirdi. Lyhanna ailesinin avukatı, "Sistem çocukları korumakta defalarca başarısız oldu. Bu sadece bir ailenin değil, tüm Fransa'nın utancıdır" dedi.
Fransa'da çocuk istismarıyla mücadelede sistemik sorunlar
Uzmanlar, Lyhanna cinayetinin Fransa'da çocuk istismarıyla mücadeledeki yapısal sorunları ortaya çıkardığını belirtiyor. Fransa'da her yıl ortalama 250 bin çocuk cinsel istismara uğrarken, bu vakaların yalnızca yüzde 10'u adli makamlara yansıyor. Ülkede çocuk koruma birimleri arasındaki koordinasyon eksikliği, ihbar mekanizmalarının yetersizliği ve adli süreçlerdeki yavaşlık sıkça eleştiriliyor. Avrupa Birliği ülkeleri arasında çocuk istismarı oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri olan Fransa'da, bu tür olayların ardından yapılan reform çağrıları genellikle kısa süreli bir gündem oluşturuyor. Ancak Lyhanna vakası, hükümeti bu kez daha somut adımlar atmaya zorlayabilir. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Çocuklarımızı korumak için hiçbir ihmale tahammül edemeyiz. Adalet sistemimizi güçlendirecek yeni tedbirler alacağız" ifadelerini kullandı.
Olay, aynı zamanda uluslararası boyutta da yankı uyandırdı. ABD Adalet Bakanlığı, Fransız makamlarına daha önce iletilen bilgilerin yeterince kullanılmadığını doğrularken, iki ülke arasında çocuk istismarıyla mücadelede bilgi paylaşımının artırılması için görüşmeler başlatıldı. Avrupa Konseyi de Fransa'yı çocuk koruma mekanizmalarını güçlendirmeye çağırdı. Lyhanna'nın ölümü, sadece bir ülkenin değil, tüm Avrupa'nın çocuk istismarıyla mücadeledeki zaaflarını yeniden düşünmesine yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu vaka, Türkiye'de çocuk istismarıyla mücadelede benzer sorunların bulunduğunu hatırlatıyor. Türkiye'de de çocuk koruma birimleri arasında koordinasyon eksikliği, ihbar mekanizmalarının yetersizliği ve adli süreçlerin yavaş işlemesi sıkça dile getirilen sorunlar arasında. Fransız yargısındaki bu skandal, Türkiye için bir uyarı niteliği taşıyor: Uluslararası bilgi paylaşımı ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, çocuk istismarını önlemede kritik öneme sahip. Türkiye'nin AB üyelik sürecinde çocuk hakları alanında reform yapması beklenirken, bu tür vakalar Türk kamuoyunun da dikkatini konuya çekebilir ve iç politikada yeni düzenlemeleri gündeme getirebilir.