Fransa'da, Lyhanna cinayeti davasının baş şüphelisi hakkında tecavüz şikayetinde bulunan bir kız çocuğunun annesi, devleti ve adalet bakanını mahkemeye vermeye hazırlanıyor. Avukatının Salı günü yaptığı açıklamaya göre, anne, kızının şikayetinin yargı makamlarınca ciddiye alınmadığını ve ihmal edildiğini iddia ediyor. Bu gelişme, Fransa genelinde Pazartesi akşamı binlerce kişinin çocuk mağdurların yeterince korunamamasını protesto ettiği kitlesel gösterilerin ardından geldi. Olay, Fransız adalet sistemine olan güveni derinden sarsmış durumda.
Lyhanna davası ve ihmal edilen tecavüz şikayeti
Lyhanna Adam, 14 yaşında bir kız çocuğuydu ve Ekim 2024'te Paris yakınlarında ölü bulunmuştu. Cinayet davasının baş şüphelisi, 20 yaşındaki Owen L. olarak belirlendi. Soruşturma sırasında ortaya çıkan bir başka dava ise, Owen L.'nin daha önce başka bir kız çocuğuna tecavüz ettiği iddiasıydı. Mağdur kız, 2023 yılında polise başvurmuş ve şikayette bulunmuştu. Ancak savcılık, bu şikayeti yetersiz delil gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlandırmıştı. Annenin avukatı, bu kararın "açık bir ihmal" olduğunu ve adalet sisteminin çocuk mağdurları korumakta başarısız olduğunu savunuyor. Dava, Fransız kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve adalet sisteminin yeniden yapılandırılması çağrılarını beraberinde getirdi.
Toplumsal tepkiler ve siyasi yansımalar
Pazartesi akşamı Paris başta olmak üzere birçok Fransız kentinde düzenlenen protestolara binlerce kişi katıldı. Göstericiler, çocuk istismarı vakalarında yargı süreçlerinin yetersizliğini ve mağdurların ikinci kez mağdur edilmesini kınadı. Protestolar, sosyal medyada #MeTooInceste ve #JusticePourLesEnfants etiketleriyle geniş yankı buldu. Fransız hükümeti, adalet sistemindeki aksaklıkların giderilmesi için yeni önlemler alacağını duyurdu. Ancak muhalefet, bu tür vaatlerin daha önce de defalarca yapıldığını ancak somut adım atılmadığını belirterek iktidarı eleştiriyor. Olay, Fransa'da çocuk hakları konusunda yeni bir yasal düzenleme tartışmasını da beraberinde getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu dava, çocuk istismarı ve adalet sistemi arasındaki ilişkinin küresel bir sorun olduğunu göstermektedir. Türkiye'de de benzer vakalarda yargı süreçlerinin yetersiz kaldığı yönünde tartışmalar yaşanmaktadır. Bu gelişme, Türk kamuoyunda çocuk mağdurların korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin ve uygulamaların yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacını hatırlatmaktadır. Ayrıca, Fransa'da artan toplumsal tepkiler, çocuk hakları konusunda uluslararası farkındalığın yükseldiğine işaret etmektedir. Türkiye'nin, bu alanda uluslararası standartlara uyum sağlaması ve etkili adli mekanizmalar geliştirmesi, hem iç kamuoyu hem de uluslararası itibarı açısından önem taşımaktadır.