PARİS, 14 Eylül - Fransa'da yapılan bir kamuoyu araştırması, aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen'in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine giden süreçte yarışın önünde olduğunu, aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Melenchon'un ise test edilen senaryoların çoğunda ikinci sırada yer aldığını ortaya koydu. Anket, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un siyasi döneminin sona ermeye yaklaştığı bir dönemde, Fransız seçmeninin giderek kutuplaştığını gösteriyor.
Anketin detayları ve siyasi tablo
14 Eylül Pazartesi günü açıklanan anket, çeşitli aday kombinasyonlarını test ederek seçmen eğilimlerini ölçtü. Sonuçlara göre, Marine Le Pen birçok senaryoda ilk turu lider olarak tamamlıyor. Aşırı solun adayı Jean-Luc Melenchon ise sol seçmenin önemli bir bölümünü konsolide ederek ikinci sıraya yerleşiyor. Bu durum, 2022 seçimlerinde olduğu gibi, 2027'de de ikinci tura Le Pen ile Melenchon'un kalabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
Ancak anket, merkez sağ ve merkez sol partilerin adaylarının da yarışta olduğunu gösteriyor. Cumhurbaşkanı Macron'un ardından merkezci bir adayın çıkıp çıkmayacağı belirsizliğini korurken, eski Başbakan Édouard Philippe, Cumhuriyetçiler (LR) adayı ve diğer merkez figürlerin olası performansları da test edildi. Yine de hiçbir merkez adayı, anketin hiçbir senaryosunda ilk turu lider bitiremedi. Bu, Fransız siyasetinde merkez partilerin eridiğini ve seçmenin kutuplara kaydığını gösteriyor.
Anketin çarpıcı bir diğer sonucu, seçmenin siyasi yelpazenin uçlarına yönelmesi. Le Pen'in partisi RN, özellikle ekonomik hoşnutsuzluk, göç ve güvenlik konularında güçlü bir söylem benimserken, Melenchon da sosyal adalet, gelir eşitsizliği ve çevre politikaları üzerinden sol seçmene hitap ediyor. Her iki aday da Avrupa Birliği'ne ve mevcut düzene eleştirel yaklaşımlarıyla biliniyor; bu da Fransa'nın AB içindeki rolünü ve transatlantik ilişkilerini sorgulayan bir seçim dönemine işaret ediyor.
Uzmanlar, anket sonuçlarının tek başına seçim sonucunu garanti etmediğini, ancak eğilimleri yansıttığını belirtiyor. 2027 seçimlerine henüz iki yıldan fazla bir süre var ve adaylıklar, ittifaklar ve kampanya dinamikleri tabloyu değiştirebilir. Yine de bu anket, Macron'un 2017'de kazandığı ve 2022'de yeniden seçildiği merkezci dalganın sona erdiğini ve Fransız siyasetinin yeniden yapılandığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa, Avrupa Birliği'nin kurucu üyesi ve en büyük ekonomilerinden biri olarak, Avrupa'nın siyasi yönünü belirlemede kritik bir role sahip. Aşırı sağın yükselişi sadece Fransa ile sınırlı değil; Almanya'da AfD, İtalya'da Giorgia Meloni'nin sağ koalisyonu, Macaristan'da Viktor Orban ve Hollanda'da Geert Wilders gibi figürler Avrupa genelinde milliyetçi-popülist dalganın güçlendiğini gösteriyor. Fransa'da Le Pen'in olası bir zaferi, AB'nin iç dinamiklerini derinden etkileyebilir; özellikle göç, enerji, savunma ve genişleme politikalarında.
Öte yandan, Melenchon'un yükselişi, Avrupa solu içinde radikal bir çizginin güç kazanması anlamına geliyor. Melenchon, NATO'dan çıkış, AB anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesi ve Rusya ile diyalog gibi konularda açıklamalarıyla biliniyor. Her iki adayın da AB karşıtı söylemleri, Avrupa bütünleşmesi için bir tehdit olarak görülüyor. Ayrıca, Fransa'nın Ukrayna savaşı, göç krizi ve iklim politikalarındaki tutumu, seçim sonuçlarına bağlı olarak değişebilir.
Küresel ölçekte ise Fransa, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ve nükleer güç olarak uluslararası güvenlik mimarisinde önemli bir aktör. ABD ile transatlantik ilişkiler, Çin ile ticari ve diplomatik dengeler ve Afrika'daki eski sömürge bölgeleriyle ilişkiler, yeni cumhurbaşkanının politikalarına göre şekillenecek. Anket sonuçları, Fransa'nın dünya sahnesindeki rolünü yeniden tanımlayabilecek bir seçim sürecine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'daki bu siyasi kutuplaşma ve aşırı uç adayların yükselişi, Türkiye açısından hem fırsat hem de risk barındırıyor. Marine Le Pen'in olası zaferi, göç ve İslam karşıtı söylemleri nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinde gerginlik yaratabilir; ancak Le Pen'in AB karşıtı tutumu, Türkiye'nin AB üyelik sürecini etkileyebilir. Öte yandan Melenchon'un yükselişi, NATO ve AB içinde denge arayışını artırabilir. Fransa'nın Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz politikaları da yeni yönetime göre şekillenecek. Türkiye, Fransa'daki seçim dinamiklerini yakından izlemeli ve olası senaryolara karşı diplomatik hazırlıklarını güçlendirmeli.