Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya'nın bir NATO üyesine yönelik olası bir saldırısının ittifakın kararlılığını test etmenin "anlamsız" olacağını belirterek, böyle bir riskin gerçekleşeceğine inanmadığını ifade etti. Alman Bild gazetesine konuşan Stubb, Rusya'nın NATO topraklarına yönelik geleneksel bir askeri saldırı ihtimalinin düşük olduğunu vurgularken, Batılı yetkililerin artan Rus hibrit operasyonları konusundaki uyarılarına da dikkat çekti.
Stubb: Rusya için mantıklı değil
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Alman Bild gazetesine verdiği röportajda, Rusya'nın bir NATO ülkesine saldırmasının ittifakın 5. maddesini harekete geçireceğini ve bunun Rusya için ağır sonuçlar doğuracağını hatırlattı. Stubb, "NATO'nun kararlılığını test etmenin Rusya için hiçbir mantıklı yanı yok. Bu, ittifakın caydırıcılığının açık bir göstergesidir" dedi. Finlandiya lideri, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş nedeniyle askeri kapasitesinin zaten zayıfladığını ve NATO'nun doğu kanadında güçlü bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti. Stubb ayrıca, Rusya'nın hibrit yöntemlere başvurma olasılığının daha yüksek olduğunu, ancak geleneksel bir askeri saldırının şu an için gerçekçi görünmediğini ifade etti.
Finlandiya, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Nisan 2023'te NATO'ya katılmıştı. Bu karar, Finlandiya'nın Soğuk Savaş döneminden bu yana sürdürdüğü askeri tarafsızlık politikasını sona erdirdi ve ülkenin güvenlik mimarisini kökten değiştirdi. Stubb, bu sürecin ardından Rusya'nın Finlandiya sınırına yönelik baskı girişimlerinin arttığını, ancak Helsinki'nin ittifak içinde güçlü bir dayanışma içinde olduğunu belirtti.
Rus hibrit tehditleri artıyor
Batılı istihbarat örgütleri ve askeri yetkililer, Rusya'nın NATO ülkelerine yönelik siber saldırılar, göçmen baskısı, sabotaj ve dezenformasyon gibi hibrit operasyonlarını yoğunlaştırdığı konusunda uyarıyor. Özellikle Baltık ülkeleri, Polonya ve Finlandiya, Rusya'nın enerji altyapısına, denizaltı kablolarına ve seçim süreçlerine yönelik girişimlerle karşı karşıya. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, ittifakın bu tür tehditlere karşı caydırıcılık ve savunma kapasitesini artırdığını, ancak üye ülkelerin de kendi ulusal dirençliliklerini güçlendirmesi gerektiğini vurgulamıştı. Stubb de Bild'e verdiği demeçte, "Hibrit tehditler asimetrik bir savaş alanı yaratıyor; bu nedenle NATO'nun sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal olarak da dirençli olması gerekiyor" dedi.
Rusya'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya başlattığı geniş çaplı işgal, Avrupa'nın güvenlik mimarisini sarsmış, Finlandiya ve İsveç'i NATO'ya üyelik başvurusuna yönlendirmişti. İsveç'in katılımıyla birlikte NATO, Baltık Denizi'nin neredeyse tamamını kontrol eden bir konuma ulaştı. Bu durum, Rusya'nın Kaliningrad bölgesi ile ana kara arasındaki bağlantısını stratejik olarak zayıflatırken, Moskova'yı askeri anlamda daha da kışkırtıcı olmaya itiyor. Uzmanlar, Rusya'nın özellikle Baltık bölgesinde provokatif uçuşlar ve deniz ihlalleri yapmaya devam edeceğini, ancak doğrudan bir çatışmadan kaçınacağını öngörüyor.
Finlandiya'nın NATO üyeliği, aynı zamanda ittifakın kuzey kanadını güçlendirirken, Rusya ile olan 1.300 kilometrelik kara sınırı, NATO'nun Rusya ile olan toplam sınırını neredeyse iki katına çıkardı. Bu durum, NATO'nun savunma planlamasında yeni bir değerlendirme yapmasını zorunlu kıldı. Finlandiya, halihazırda ABD ile savunma işbirliği anlaşması imzalamış ve ittifakın ortak askeri tatbikatlarına aktif olarak katılıyor. Öte yandan, Rusya'nın Belarus'a konuşlandırdığı taktik nükleer silahlar, Avrupa'daki güvenlik dengelerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Finlandiya'nın NATO üyeliği ve bu açıklama, Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, NATO'nun güney kanadında kilit bir müttefik olarak, Rusya ile Karadeniz'de ve Suriye'de yaşanan gerilimlerde denge politikası izliyor. Stubb'un Rusya'nın NATO'ya saldırma olasılığını düşük görmesi, Ankara'nın da savunduğu "Rusya ile doğrudan çatışmadan kaçınma" yaklaşımını destekliyor. Öte yandan, Rusya'nın hibrit tehditlerinin artması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve siber savunma alanlarındaki kırılganlıklarını artırabilir. Türkiye, hem NATO müttefiki hem de Rusya ile Ukrayna arasında arabulucu rolü oynayan bir ülke olarak, bu gerilimde dengeyi korumanın önemini biliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin savunma ve dış politika stratejilerinde hibrit tehditlere karşı daha fazla önlem alması gerektiğini ortaya koyuyor.