Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinliler, İsrail'de yapılacak seçimlerin Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağcı hükümeti devirmesini umut ediyor. Yıllardır süren yerleşim politikaları, ekonomik kısıtlamalar ve askeri operasyonlarla yaşam koşullarının dayanılmaz hale geldiğini belirten Filistinliler, yeni bir hükümetin barış sürecine olumlu katkı sağlayabileceğini düşünüyor. Ancak İsrail seçimlerinin Filistin meselesine doğrudan etkisi konusunda farklı görüşler de mevcut.
Filistinlilerin umudu: Netanyahu'nun gitmesi
Gazze'de yaşayan 35 yaşındaki Muhammed Ebu Selim, "Netanyahu'nun gitmesi bizim için tek umut kaynağı. Onun döneminde hayatımız cehenneme döndü. İşsizlik, yoksulluk ve abluka altında yaşıyoruz. Yeni bir hükümetin en azından insan haklarına saygı duyacağını ve kuşatmayı hafifleteceğini umuyoruz" diyor. Batı Şeria'nın Ramallah kentinde yaşayan 28 yaşındaki Filistinli aktivist Lina el-Khatib ise "İsrail seçimleri ne sonuç verirse versin, Filistinlilerin temel hakları konusunda ciddi bir değişiklik beklemiyoruz. Ancak Netanyahu'nun aşırı sağcı ortaklarıyla kurduğu hükümet, işgal politikalarını daha da agresif hale getirdi. Bu nedenle Netanyahu'nun seçim kaybetmesi, en azından daha ılımlı bir hükümetin iş başına gelmesi anlamına gelebilir" şeklinde konuşuyor.
İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak seçimler, son dört yılda beşinci kez sandık başına gidilmesi anlamına geliyor. Netanyahu'nun iktidarda kaldığı 15 yıl boyunca Filistin topraklarındaki yerleşim birimleri genişletildi, Gazze'ye yönelik abluka sürdürüldü ve barış görüşmeleri tamamen durma noktasına geldi. Filistin yönetimi, Netanyahu hükümetini iki devletli çözümü baltalamakla suçluyor. Ancak İsrail siyasetindeki genel eğilim, Filistin meselesinde sert çizgide ısrar edilmesi yönünde. Ana muhalefet partileri de Filistin konusunda Netanyahu'dan çok farklı bir tutum sergilemiyor.
Seçim sonrası olası senaryolar ve Filistin meselesi
İsrail seçim anketleri, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi ile muhalefetteki Yesh Atid partisi arasında kıyasıya bir yarışa işaret ediyor. Ancak hiçbir partinin tek başına hükümet kurma çoğunluğunu elde edememesi bekleniyor. Koalisyon görüşmelerinde Arap partilerinin rolü kritik olabilir. Filistinliler, İsrail siyasetindeki bu belirsizliğin kendi gelecekleri açısından da riskler barındırdığını düşünüyor. Gazze'deki İslami Cihat örgütü yetkililerinden biri, "İsrail'deki iç siyaset ne olursa olsun, işgal devam ettiği sürece direniş de devam edecek. Seçimler Filistin halkının haklarını değiştirmez" açıklamasında bulundu.
Uluslararası toplum ise İsrail seçimlerini yakından izliyor. ABD yönetimi, iki devletli çözüm konusunda İsrail'e baskı yapma sinyalleri verirken, Avrupa Birliği de yerleşim faaliyetlerine yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Ancak Filistinliler, uluslararası toplumun somut adım atmadığını ve kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını belirtiyor. Ramallah'taki Filistin yönetimi, seçim sonrası hangi hükümet kurulursa kurulsun, barış masasına dönmeye hazır olduklarını ifade ediyor. Ancak İsrail'in yerleşim politikaları ve Kudüs'ün statüsü gibi konularda somut bir değişiklik olmadan barış sürecinin canlanması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail seçimlerinin Filistin meselesine etkisi, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından da önem taşıyor. Ankara, Filistin haklarını savunmayı dış politikasının merkezine yerleştirmiş durumda. Netanyahu hükümeti döneminde Türkiye-İsrail ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi; ancak son dönemde normalleşme adımları atıldı. Seçim sonrası İsrail'de kurulacak yeni hükümetin Filistin politikası, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu ve İsrail'le yürüttüğü diplomasi trafiğini doğrudan etkileyebilir. Ankara, Filistin devletinin tanınması ve Doğu Kudüs'ün başkent olması konusundaki tutumunu sürdürürken, yeni İsrail hükümetinin atacağı adımlar iki ülke arasındaki ilişkilerin seyrini belirleyecek. Ayrıca Türkiye, Gazze'deki insani durumun iyileştirilmesi için uluslararası çabaları destekliyor ve ablukanın kaldırılması çağrısını yineliyor.