Londra merkezli insan hakları örgütü Amnesty International, pazartesi günü yayımladığı raporda, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik devlet destekli şiddetini “etnik temizlik” olarak tanımladı. Örgüt, son dönemdeki saldırıların münferit olaylar değil, “İsrail devletinin merkezi politikası” olduğunu vurguladı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre rapor, bölgede artan yerleşimci şiddeti ve İsrail güvenlik güçlerinin eylemlerini mercek altına alıyor.
Raporun ayrıntıları: Sistematik şiddet ve yerinden etme
Amnesty International'ın raporu, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddetin son aylarda benzeri görülmemiş bir düzeye ulaştığını ortaya koyuyor. Örgüt, İsrail ordusunun ve silahlı yerleşimcilerin Filistin köylerine yönelik saldırılarını, ev yıkımlarını, toprak gaspını ve keyfi gözaltıları belgeliyor. Rapora göre bu eylemler, Filistinlileri yaşadıkları topraklardan çıkmaya zorlamayı amaçlayan koordineli bir stratejinin parçası.
Özellikle 2023 Ekim ayından bu yana Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti ve İsrail güçlerinin operasyonları önemli ölçüde arttı. Amnesty, İsrail hükümetinin bu şiddeti kınamak bir yana, teşvik ettiğini ve koruduğunu belirtiyor. Raporda, İsrail'in işgal altındaki topraklarda uyguladığı politikaların, Filistinlilerin varlığını sistematik olarak ortadan kaldırmayı hedeflediği ifade ediliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, “etnik temizlik” teriminin soykırım suçundan farklı olarak, bir grubun belirli bir bölgeden zorla çıkarılmasını tanımlamak için kullanıldığını hatırlatıyor. Amnesty'nin bu nitelemesi, İsrail'in Batı Şeria politikalarının uluslararası toplum nezdinde daha fazla sorgulanmasına yol açabilir.
Uluslararası tepkiler ve bölgesel gerilim
Amnesty International'ın raporu, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası kamuoyunun dikkatini bir kez daha Batı Şeria'ya çekmeyi amaçlıyor. Son aylarda Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik şiddeti kınayan açıklamalar yapmıştı. Ancak Amnesty'nin “etnik temizlik” suçlaması, bugüne kadarki en sert uluslararası nitelemelerden biri olarak öne çıkıyor.
İsrail hükümeti henüz rapora resmi bir yanıt vermedi. Ancak İsrail yetkilileri geçmişte benzer suçlamaları reddederek, güvenlik güçlerinin terörle mücadele kapsamında hareket ettiğini ve yerleşimci şiddetine karşı önlemler aldığını savunmuştu. Uluslararası toplumun bu rapora vereceği tepki, bölgedeki barış çabalarını ve iki devletli çözüm perspektifini doğrudan etkileyebilir.
Filistin yönetimi, raporun bulgularını memnuniyetle karşılayarak, uluslararası toplumu İsrail'e karşı somut adımlar atmaya çağırdı. Avrupa Birliği ve ABD'den henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak son dönemde ABD yönetimi, yerleşimci şiddeti nedeniyle bazı İsrailli bireylere yaptırım uygulamıştı. Amnesty'nin raporu, bu tür adımların genişletilmesi yönünde baskıyı artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, Amnesty'nin bu raporunu yakından takip edecektir. Rapor, İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarını “etnik temizlik” olarak nitelendirerek uluslararası hukuk açısından önemli bir tartışma başlatıyor. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Bu tür raporlar, Türkiye'nin uluslararası alanda İsrail'e karşı yürüttüğü diplomatik mücadelede elini güçlendirebilir. Ayrıca, bölgede artan gerilim, Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecindeki arabuluculuk çabalarını da etkileyebilir. Ankara, Filistinlilerin haklarının korunması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi için uluslararası toplumu daha aktif olmaya çağırması bekleniyor.