İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bu ayın başlarında İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon planları yaptığı, ancak henüz hayata geçirmediği ortaya çıktı. İsrail'in, İran'ın nükleer programına yönelik askeri seçenekleri masaya yatırdığı ve olası bir saldırı için hazırlıklarını sürdürdüğü belirtiliyor. Netanyahu hükümetinin, İran'ın nükleer faaliyetlerindeki ilerlemeyi durdurmak için askeri müdahaleyi ciddi şekilde değerlendirdiği ancak uluslararası baskılar ve stratejik hesaplamalar nedeniyle şimdilik beklemede kaldığı ifade ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyon planları, Tahran'ın nükleer programını genişletmesi ve bölgedeki etkisini artırmasıyla yakından ilgili. Netanyahu, uzun süredir İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemeyi ulusal güvenliğin en öncelikli meselesi olarak görüyor. Bu ayın başlarında yapılan planlamalar, İsrail'in hava kuvvetleri, istihbarat birimleri ve özel kuvvetlerinin katılacağı geniş kapsamlı bir operasyonu içeriyordu. Ancak operasyonun ertelenmesinin arkasında birkaç faktörün yattığı düşünülüyor: ABD yönetiminin diplomatik çözüm çağrıları, uluslararası toplumun olası bir çatışmanın bölgesel istikrarı bozacağı yönündeki uyarıları ve İsrail içindeki bazı güvenlik yetkililerinin operasyonun risklerine dair çekinceleri.
İsrail ile İran arasındaki gerilim yıllardır sürüyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik sabotaj operasyonları ve üst düzey İranlı yetkililere suikastlar düzenlemekle suçlanıyor. İran ise İsrail'i bölgedeki istikrarsızlığın kaynağı olarak gösteriyor ve askeri kapasitesini artırıyor. Son dönemde İran'ın nükleer programında kaydettiği ilerleme, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarması, İsrail'in endişelerini artırdı. Uzmanlar, İran'ın nükleer silah üretme eşiğine yaklaştığını belirtiyor.
Netanyahu'nun planları, ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle koordinasyon içinde yürütülüyor. Ancak ABD, askeri bir operasyon yerine diplomasiye öncelik verilmesi çağrısında bulunuyor. İsrail ise İran'la 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın (JCPOA) yeniden canlandırılması çabalarının sonuçsuz kalması durumunda askeri seçeneği devreye sokabileceği sinyalini veriyor. Bu arada İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), olası bir çatışmaya hazırlık kapsamında tatbikatlarını ve istihbarat toplama faaliyetlerini yoğunlaştırmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in İran'a yönelik olası bir askeri operasyonu, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da bozabilir. Böyle bir saldırı, İran'ın bölgedeki vekil güçleri (Hizbullah, Hamas, Husiler) aracılığıyla misilleme yapmasına yol açabilir ve geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebilir. Ayrıca küresel petrol arzını ve fiyatlarını olumsuz etkileyerek dünya ekonomisinde dalgalanmalara neden olabilir. Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği ve Rusya, taraflara itidal çağrısında bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi ise olası bir çatışmanın önlenmesi için diplomasiye ağırlık verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, İsrail'in operasyon planları, ABD'nin Orta Doğu politikasını da etkileyebilir. Biden yönetimi, İran'la nükleer anlaşmayı canlandırmak için çaba sarf ederken, İsrail'in askeri müdahalesi bu çabaları baltalayabilir. Ayrıca, İsrail'in tek taraflı bir askeri harekatı, bölgedeki diğer aktörlerin (Suudi Arabistan, BAE gibi) tepkilerine de yol açabilir. Bu ülkeler, İran'ın nükleer programından endişe duymakla birlikte, askeri bir çatışmanın bölgesel istikrarı bozmasından çekiniyor.
İsrail'in İran'a yönelik saldırı planları, aynı zamanda İsrail iç siyasetinde de tartışma konusu. Netanyahu'nun koalisyon ortakları, özellikle aşırı sağcı partiler, İran'a karşı daha sert bir tutum izlenmesi çağrısında bulunuyor. Ancak güvenlik kurumları, operasyonun riskleri konusunda temkinli. İsrail'in askeri istihbarat birimi Aman'ın eski yetkilileri, İran'a yönelik bir saldırının İsrail'i uzun süreli bir çatışmaya sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-İran geriliminde denge politikası izliyor. Ankara, İran'la ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, İsrail'le de ilişkilerini normalleştirme çabasında. Olası bir İsrail saldırısı, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, çatışmanın yayılması Türkiye'nin sınır güvenliği ve mülteci akını riskini artırabilir. Türkiye, diplomatik çözüm çağrısı yaparak bölgesel istikrarın korunmasına vurgu yapıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'da arabuluculuk rolünü güçlendirme fırsatı yaratabilir.