Filistin Yönetimi Başbakan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimcilere ilişkin kolluk yetkilerini İsrail polisine devretme planının, işgal altındaki topraklarda egemenlik dayatma ve yasa dışı ilhakı derinleştirme girişimi olduğunu söyledi. Şeyh, yaptığı yazılı açıklamada bu adımın uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiğini ve iki devletli çözümü baltaladığını vurguladı. Açıklamada, planın bölgede kalıcı bir barış umutlarına ağır bir darbe olduğu belirtildi.
Planın Ayrıntıları ve Arka Planı
İsrail hükümeti, geçtiğimiz haftalarda kamuoyuna yansıyan bir planla, Batı Şeria'da yaşayan Yahudi yerleşimcilerin güvenliğini sağlamak amacıyla bazı kolluk yetkilerini İsrail polisine devretmeyi öngörüyor. Bu düzenlemeyle birlikte, yerleşim bölgelerinde yaşayan İsrail vatandaşları üzerindeki yargı yetkisinin büyük ölçüde İsrail polisine geçmesi hedefleniyor. Şu anda Batı Şeria'da güvenlik uygulamaları büyük ölçüde İsrail ordusu tarafından yürütülüyor.
Filistin Yönetimi ise bu planı, İsrail'in işgali pekiştirme ve Filistin topraklarını ilhak stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyor. Filistinli yetkililer, yerleşimcilerin ve işgal güçlerinin Filistin topraklarındaki varlığının uluslararası hukukta gayri meşru olduğunu hatırlatarak, bu tür adımların iki devletli çözümü imkânsız hale getireceğini savunuyor. İsrail'de koalisyon hükümetinin aşırı sağcı üyeleri, Batı Şeria'nın ilhak edilmesini açıkça savunurken, planın bu yöndeki politikaları hayata geçirmenin bir aracı olarak görülüyor.
Bölgesel ve Uluslararası Tepkiler
Plan, yalnızca Filistin tarafının değil, uluslararası toplumun da tepkisini çekiyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, defalarca İsrail'in yerleşim politikalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli çözümü engellediğini ifade etmişti. Arap Birliği ve bazı İslam ülkeleri de benzer açıklamalarla Filistin'in tutumuna destek veriyor. Ancak İsrail hükümeti, bu tür eleştirilere rağmen yerleşim politikalarını sürdürüyor ve güvenlik gerekçelerini öne sürüyor.
Uzmanlar, planın uzun vadede Filistin topraklarının parçalanmasını ve fiili ilhakı hızlandırabileceğine dikkat çekiyor. Batı Şeria'nın stratejik bölgelerinde yerleşimci nüfusu her geçen yıl artarken, Filistinlilerin yaşam alanları daraltılıyor. Bu durum, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine ve yeni bir çatışma dalgasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü desteğiyle bilinmektedir ve bu tür tek taraflı adımları kınayan ülkeler arasında yer almaktadır. Ankara, daha önce Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki ilhak planlarına karşı uluslararası platformlarda açık duruş sergilemiş, Filistin'in haklarını savunmuştur. Bu gelişmenin, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik etkinliğini artırması ve İsrail ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru yaratması olasıdır. Ayrıca, Türkiye'nin Filistinlilere yönelik insani yardımlarını ve siyasi desteğini sürdürmesi beklenirken, bu tür eylemlerin Orta Doğu'da istikrarı olumsuz etkileyeceği ve Türkiye'nin bölgesel barış vizyonuyla çeliştiği değerlendiriliyor.