Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde sağlık çalışanlarına ve sağlık tesislerine yönelik gerçekleştirilen 10 binden fazla saldırının faillerinin hiçbirinin yargı önüne çıkarılmadığını açıkladı. Orta Doğu başta olmak üzere birçok çatışma bölgesinde hastaneler, ambulanslar ve sağlık personeli hedef alınırken, uluslararası toplumun bu ihlallere karşı etkili bir mekanizma oluşturamaması tepki çekiyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı yazılı açıklamada, bu saldırıların insani hukukun açık ihlali olduğunu ve faillerin cezasız kalmasının, çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerinin çökmesine yol açtığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı: Saldırılar ve Uluslararası Hukuk
DSÖ'nün verilerine göre, 2018 ile 2023 yılları arasında sağlık tesislerine, sağlık çalışanlarına, ambulanslara ve hastalara yönelik 10 bin 87 saldırı kaydedildi. Bu saldırılarda 2 binden fazla sağlık çalışanı hayatını kaybetti, on binlerce hasta ve yaralı tedaviye erişimde ciddi engellerle karşılaştı. Saldırıların büyük bir kısmı Orta Doğu'da, özellikle Suriye, Yemen ve Filistin topraklarında yaşandı. Ancak Afrika'nın Sahel bölgesi, Afganistan ve Ukrayna da bu ihlallerin yoğun olarak görüldüğü yerler arasında.
Uluslararası insancıl hukuk, savaşan tarafların sağlık tesislerine ve sağlık personeline saldırmasını yasaklıyor. Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller, hastanelerin ve sağlık görevlilerinin sivil olarak kabul edilmesini ve çatışmaların dışında tutulmasını şart koşuyor. Ancak DSÖ ve diğer insani yardım kuruluşları, bu kuralların pratikte sıklıkla ihlal edildiğini ve saldırıların ardından adli süreç başlatılmadığını belirtiyor. Örgüt, bu ihlalleri belgeleyen bir veri tabanı oluşturmasına rağmen, uluslararası toplumun bu konuda somut bir yaptırım uygulayamadığını kabul ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Cezasızlık Kültürü ve İnsani Kriz
Cezasızlık, çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerinin hedef alınmasını özendiriyor. Özellikle Suriye'de rejim güçleri ve müttefikleri, hastaneleri düzenli olarak bombalarken, bu saldırılardan dolayı kimse yargılanmadı. Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, İran destekli Husilere karşı yürüttüğü operasyonlarda sağlık tesislerini hedef aldı; benzer şekilde, uluslararası soruşturma başlatılmadı. Gazze'de son çatışmalarda İsrail ordusunun hastanelere düzenlediği saldırılar, DSÖ tarafından "acımasız ve meşruiyetten yoksun" olarak nitelendirildi, ancak bu saldırılar da BM Güvenlik Konseyi'nde görüşülmesine rağmen karar çıkarılamadı.
Uzmanlar, bu cezasızlık ortamının, savaş suçlarının işlenmesini teşvik ettiğini ve insani yardım kuruluşlarının sahadaki çalışmalarını neredeyse imkânsız hale getirdiğini vurguluyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), bu tür suçların faillerini yargılayabilecek tek merci olarak görünse de, mahkemenin yetkisi birçok ülkeyi kapsamıyor ve büyük güçlerin müdahalesiyle karşı karşıya kalıyor. Bu bağlamda, DSÖ'nün çağrısı, uluslararası toplumun sağlık sektörüne yönelik saldırıları "savaş suçu" olarak kabul etmesi ve bu konuda bağlayıcı bir mekanizma oluşturulması yönünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney komşularındaki çatışma ortamının doğrudan bir yansımasıdır. Suriye'nin kuzeyinde devam eden iç savaşta hastanelerin hedef alınması, sınır ötesi güvenlik tehditlerini artırıyor. Türkiye, insani yardım koridorlarının açık kalması ve sağlık tesislerinin korunması konusunda uluslararası çabalara öncülük edebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını besliyor ve sağlık sistemine ek yük bindiriyor. Ankara'nın, DSÖ'nün verileri ışığında, uluslararası toplumda bu konuda daha etkili bir duruş sergilemesi bekleniyor.