Güney Çin Denizi'nde tırmanan gerilim, bölge ülkeleri arasında yeni bir işbirliği dalgası yaratıyor. Manila ve Hanoi, Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin 2016 yılında Pekin'in deniz taleplerini reddeden kararının üzerinden geçen on yılda, adımlarını sıklaştırarak ortak bir duruş sergiliyor. Filipinler ve Vietnam arasındaki derinleşen deniz işbirliği, Çin'in tek taraflı iddialarına karşı bir kalkan oluşturmayı amaçlıyor. İki ülke, askeri tatbikatlar ve kıyı güvenlik işbirliklerinin yanı sıra, balıkçılık ve enerji gibi kritik sektörlerde ortak projeler geliştiriyor.
Bu hamleler, Pekin'in Spratly Adaları'nın büyük bölümünü kontrol altına alma stratejisine karşı en somut meydan okumalardan biri olarak değerlendiriliyor. Özellikle Filipinler'in, ABD ile yaptığı genişletilmiş savunma işbirliği anlaşması ve Vietnam'ın Rusya ile olan askeri bağları, bölgesel ittifakların yeniden şekillendiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
2016 yılında Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki 'dokuz çizgi' haritası temelli tarihi iddialarını hukuken geçersiz saydı. Ancak Pekin, kararı reddederek bölgedeki askeri varlığını artırdı ve yapay adalar inşa ederek silah sistemleri yerleştirdi. Bu durum, Filipinler ve Vietnam başta olmak üzere bölge ülkelerini rahatsız etti.
Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., Vietnam Başbakanı Pham Minh Chinh ile yaptığı son görüşmelerde, deniz güvenliği konusunda ortak bir mekanizma kurulmasına karar verdi. İki ülke, balıkçı teknelerinin Çin sahil güvenliği tarafından taciz edilmesine karşı ortak devriye faaliyetlerini artıracak. Ayrıca, enerji arama çalışmalarında işbirliği yaparak Çin'in tekeline karşı alternatif kaynaklar geliştirmeyi planlıyorlar.
Uzmanlara göre, bu işbirliği Çin'in bölgedeki 'böl ve yönet' stratejisini zayıflatabilir. Pekin, uzun süredir komşu ülkeleri birbirine düşürerek kendi çıkarlarını koruyordu. Ancak Manila ve Hanoi'nin ortak tutumu, bu taktiğin artık işe yaramayacağını gösteriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Güney Çin Denizi, küresel ticaretin üçte birine ev sahipliği yapıyor ve zengin doğal gaz ile petrol rezervlerine sahip. Çin, bölgeyi kırmızı çizgi olarak tanımlarken, ABD müttefikleriyle birlikte seyrüsefer özgürlüğü operasyonları düzenliyor. Filipinler-Vietnam ittifakı, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisiyle örtüşüyor ancak iki ülke de doğrudan ABD-Çin rekabetinin parçası olmak istemiyor.
Bu denge politikası, Manila ve Hanoi'nin hem Pekin'le ekonomik ilişkilerini sürdürmesini hem de güvenlik alanında işbirliği yapmasını gerektiriyor. Özellikle Filipinler, Çin'den büyük altyapı yatırımları alırken, aynı zamanda savunma harcamalarını artırıyor. Vietnam ise Çin'e karşı enerji bağımlılığını azaltmak için Rusya ve Hindistan ile ortaklıklar kuruyor.
Bölgesel güç dengesinde bu işbirliği, ASEAN'ı Çin karşısında daha etkili kılabilir. Ancak Kamboçya ve Laos gibi Çin yanlısı üyelerin varlığı, bloğun ortak bir tutum belirlemesini zorlaştırıyor. Filipinler ve Vietnam'ın ikili işbirliği bu nedenle daha kritik hale geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gelişmeler, Türkiye'nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, bölgedeki deniz ticaret yollarının güvenliğini ve uluslararası hukukun üstünlüğünü savunurken, Çin ile dengeli bir ilişki yürütmeye çalışıyor. Ankara'nın Filipinler ve Vietnam ile askeri işbirliği potansiyeli, özellikle savunma sanayii ihracatı açısından fırsatlar sunabilir. Ancak Çin'in tepkisini çekmemek için dikkatli bir diplomasi gerekiyor. Türkiye, bu krizde arabulucu rolü üstlenerek bölgesel istikrara katkıda bulunabilir.