ABD Merkez Bankası (Fed), 30-31 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirdiği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında, politika faizini beklentiler doğrultusunda değiştirmeyerek yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tuttu. Ancak karar, komite üyeleri arasında görüş ayrılıklarına sahne oldu. Yapılan açıklamada, enflasyonun hâlâ yüksek olduğu vurgulanırken, fiyat istikrarının sağlanması konusundaki kararlılık yinelendi. Bu karar, Fed'in yaklaşık dört yıldır uyguladığı sıkılaştırma döngüsünde bir duraklamaya işaret ederken, piyasaların geleceğe yönelik faiz beklentilerini de şekillendirdi.
Kararın Ayrıntıları ve Komite İçindeki Görüş Ayrılıkları
FOMC, politika faizini sabit tutma kararını 8'e karşı 2 oyla aldı. Karara karşı çıkan iki üye, enflasyonla mücadelede daha fazla ilerleme kaydedilmesi gerektiğini savunarak faiz artırımı yönünde oy kullandı. Bu durum, Fed içinde para politikasının yönü konusunda artan bir bölünmeyi ortaya koyuyor. Açıklamada, 'Son aylarda enflasyon hedefimize doğru bir miktar ilerleme kaydedilse de enflasyon hâlâ yüksek seyretmektedir' ifadesine yer verildi. Komite, fiyat istikrarını sağlama taahhüdünü yineleyerek, 'fiyat istikrarını sağlayacağız' mesajını verdi.
Fed Başkanı Jerome Powell, toplantı sonrası düzenlediği basın toplantısında, eylül ayında faiz indirimi olasılığına ilişkin soruları yanıtlarken, 'Henüz erken' dedi ve verilere bağlı kalacaklarını vurguladı. Powell, 'Enflasyonun yüzde 2 hedefine sürdürülebilir bir şekilde ilerlediğine dair daha fazla güven kazanmadan faiz indirimi uygun olmayacaktır' şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, piyasalarda eylül ayında faiz indirimi beklentilerini zayıflattı. CME FedWatch aracına göre, eylül ayında faiz indirimi olasılığı yüzde 65'ten yüzde 50'nin altına geriledi. Öte yandan, Fed'in bilançosunda yer alan Hazine tahvili ve ipoteğe dayalı menkul kıymet alımlarını azaltma süreci olan niceliksel sıkılaştırma (QT) programına devam edileceği de belirtildi.
Küresel Piyasalara Etkileri ve Gelişmiş Ülke Merkez Bankalarıyla Karşılaştırma
Fed'in kararı, küresel piyasalarda karışık bir seyre neden oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,26 seviyesine gerilerken, dolar endeksi (DXY) 104,5 seviyesinde yatay seyretti. Altın fiyatları ise ons başına 2.350 dolar civarında dengelendi. Avrupa'da Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) de benzer bir sıkılaştırma sürecinden geçiyor. ECB, haziran ayında faiz indirimine gitmişken, BoE ise ağustos toplantısında faiz indirimi sinyali verdi. Fed'in faizleri sabit tutması, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de etkili oldu. Bu durum, küresel risk iştahını sınırlarken, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini de yukarı çekiyor.
Uzmanlara göre Fed, enflasyonla mücadelede son kilometrede dikkatli bir denge kurmaya çalışıyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verileri ve istihdam raporları, Fed'in bir sonraki adımı için belirleyici olacak. Özellikle çekirdek PCE endeksi ve tarım dışı istihdam verileri yakından takip edilecek. Bu verilerin, Fed'in eylül toplantısında yapacağı değerlendirmelerde kilit rol oynaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz kararı, Türkiye ekonomisi için dolaylı ancak önemli etkiler barındırmaktadır. ABD'de faizlerin yüksek seyretmesi, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına yol açarak Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir. Bu durum, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikasını sürdürme ihtiyacını artırmaktadır. Öte yandan, Fed'in faiz indirimine gitmesi durumunda Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışı hızlanabilir ve liraya olan güven artabilir. TCMB, enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı verirken, Fed'in kararları TCMB'nin faiz politikasını doğrudan etkilememekle birlikte, döviz kuru ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkisi nedeniyle yakından izlenmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin dış ticaretinde önemli bir partner olan ABD ekonomisinin yavaşlaması durumunda ihracat gelirleri olumsuz etkilenebilir, bu da cari açık üzerinde baskı oluşturabilir.