Bloomberg'in günlük podcast serisi Big Take'in son bölümünde, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda sürdürdüğü deniz ablukasının ekonomik faturası ve uzun süreli bir çatışmanın yarattığı fırsat maliyetleri masaya yatırıldı. Programda, ablukanın ABD hazinesine getirdiği yükün her geçen gün arttığı ve askeri operasyonların süresinin uzamasının alternatif stratejik yatırımları gölgede bıraktığı vurgulandı.
Artan maliyet ve stratejik açmaz
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak biliniyor. ABD Deniz Kuvvetleri'nin bölgede konuşlandırdığı uçak gemisi grupları, destroyerler ve destek gemileri, günlük milyonlarca dolarlık işletme maliyeti yaratıyor. Bloomberg'in analizine göre, ablukanın sürdürülmesi için ayrılan bütçe, savunma harcamalarında önemli bir kalemi oluşturuyor. Uzmanlar, bu kaynağın bir kısmının Hint-Pasifik bölgesindeki Çin'e karşı yürütülen askeri modernizasyon programlarına veya ülke içindeki altyapı yatırımlarına yönlendirilebileceğini belirtiyor.
Podcast'te ayrıca, ablukanın küresel petrol fiyatları üzerindeki etkisine değinildi. Herhangi bir aksama sinyali, Brent petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olarak küresel enflasyonu tetikleyebiliyor. ABD'nin ablukayı sürdürmesi, İran'a yönelik yaptırımların etkinliğini artırmayı amaçlasa da, bu durum İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapma riskini de beraberinde getiriyor. Uzun süreli bir çatışma, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını daha da derinleştirirken, diplomatik çözüm arayışlarını zayıflatıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, sadece ABD ve İran'ı değil, başta Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore olmak üzere enerji ithalatçısı ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Bu ülkeler, deniz yollarının güvenliğini sağlamak için alternatif güzergahlar arayışına girmiş durumda. Öte yandan, ABD'nin abluka maliyetleri, ülke içinde savunma bütçesinin sorgulanmasına yol açıyor. Kongre'deki bazı isimler, bu operasyonun maliyetinin şeffaf bir şekilde raporlanması gerektiğini savunuyor. Askeri uzmanlar ise ablukanın caydırıcılık işlevinin, ekonomik yükten daha ağır basıp basmadığını tartışıyor.
Bloomberg'in haberine göre, ablukanın toplam maliyeti net olarak açıklanmasa da, gayri resmi hesaplamalar yıllık birkaç milyar doları buluyor. Bu rakam, ABD'nin Orta Doğu'daki diğer operasyonlarıyla kıyaslandığında dikkat çekici. Ancak asıl soru, bu harcamanın ne kadar süreyle sürdürülebileceği. İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgesel saldırganlığı, ABD'yi ablukayı gevşetmeye zorlayabilir. Öte yandan, Çin'in artan enerji ihtiyacı ve Orta Doğu'daki ekonomik yatırımları, bölgedeki güç dengelerini değiştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının büyük bölümünü Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiren ülkeler arasında yer alıyor. Boğaz'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor; petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki dalgalanmalar cari açığı ve enflasyonu körüklüyor. Ayrıca ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını zorlaştırıyor. Ankara, hem ABD ile müttefiklik ilişkisini hem de İran ile komşuluk ilişkilerini gözetmek durumunda. Hürmüz'deki uzun süreli bir abluka, Türkiye'nin enerji koridorları çeşitlendirme çabalarını (TANAP, TürkAkım gibi) daha da önemli hale getiriyor.