ABD Merkez Bankası (Fed), son toplantısında politika faizini beklendiği gibi sabit tutarken, piyasaların merakla beklediği faiz indirimi sinyalini vermedi. Özellikle işgücü piyasasındaki yavaşlama belirtilerine rağmen Fed yetkililerinin temkinli duruşu, yatırımcılar arasında “Neden faiz artırılmıyor?” sorusunu yeniden gündeme getirdi. Karar metninde enflasyon hedeflemesindeki ilerlemeye vurgu yapılırken, işsizlik oranı ve ücret artışlarındaki seyrin kritik önemi vurgulandı.
Faiz Artırımı Döngüsünün Durdurulması
Fed, son iki yılda agresif bir faiz artırım döngüsü izleyerek enflasyonu %9’dan %3 civarına çekmeyi başardı. Ancak son dönemde enflasyonun %2 hedefine doğru ilerlemesi yavaşlayınca, yetkililer faiz artırımlarına ara verme kararı aldı. Powell başkanlığındaki FOMC üyeleri, ‘yeterince kısıtlayıcı’ bir politika duruşuna ulaştıklarına inanıyor ancak henüz zafer ilan etmiyor. İşgücü piyasasında soğuma belirtileri görülse de, çekirdek enflasyonun hizmetler sektöründe yapışkan kalması endişe yaratıyor. Ücret artışları yavaşlasa da, emek gücü talebi hala arzı aşıyor.
Öte yandan, Fed’in faiz indirimine gitmemesi aslında bir nevi ‘bekle-gör’ stratejisi. Zira piyasalar yıl sonuna kadar iki faiz indirimi fiyatlaması yaparken, Fed yetkilileri verilere bağlı kalacaklarını belirtiyor. İşsizlik başvuruları son aylarda düşük seyrini korurken, işe alım hızındaki yavaşlama dikkat çekici. Önümüzdeki aylarda açıklanacak tarım dışı istihdam verileri, Fed’in yol haritasını belirleyecek en önemli gösterge olacak.
Küresel Piyasalara Yansımalar
Fed’in faiz indirimine gitmekteki isteksizliği, dünya genelinde merkez bankalarının kararlarını etkilemeye devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve İngiltere Merkez Bankası da enflasyonla mücadelede benzer bir temkinli duruş sergiliyor. Gelişmekte olan ülkeler için ise durum daha karmaşık. Güçlü dolar ve yüksek ABD faizleri, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden olurken, Türkiye gibi ülkelerde kurlar üzerinde baskı yaratıyor. Özellikle Asya ve Latin Amerika’da bazı merkez bankaları, kendi para birimlerini korumak için daha sıkı politikalara yönelmek zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed’in faiz indirimlerine başlamakta gecikmesi, Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden gelişmekte olan ülkeler için iki ucu keskin bıçak. Bir yandan güçlü dolar Türk Lirası üzerinde baskı yaratırken, diğer yandan TCMB’nin sıkılaşma adımlarının etkisini azaltabilir. Ancak Fed’in faizleri sabit tutması, küresel risk iştahını sınırlayarak sermaye girişlerini zorlaştırabilir. Türkiye’nin ihracatçıları için ise zayıf TL rekabet avantajı sağlasa da, ithalat maliyetlerindeki artış enflasyonu yeniden tetikleyebilir. Özetle, Fed’in bekle-gör politikası Türkiye’nin kendi ekonomi programına bağlılığı açısından test niteliğinde.