ABD'nin İran'a yönelik son hava saldırılarının ardından, başkent Tahran ile kutsal kent Meşhed arasındaki demiryolu seferleri durduruldu. İran devlet demiryolu şirketi tarafından yapılan açıklamada, güvenlik gerekçesiyle tren seferlerinin geçici olarak askıya alındığı bildirildi. Yaklaşık 900 kilometrelik bu hat, ülkenin en yoğun kullanılan iç hatlarından biri olarak biliniyor. Saldırıların hedefinde özellikle askeri tesislerin olduğu belirtilirken, altyapıya yönelik dolaylı tehditlerin de ulaşım ağını etkilediği görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ordusu, 25 Mart 2025 tarihinde İran'ın doğu ve kuzeydoğu bölgelerinde bulunan çeşitli askeri hedeflere yönelik hava saldırıları düzenledi. Pentagon yetkilileri, operasyonun İran'ın bölgedeki milis güçlerine verdiği desteğe misilleme olarak yapıldığını açıkladı. Saldırılarda İran Devrim Muhafızları'na ait lojistik depoları, komuta merkezleri ve insansız hava aracı üslerinin vurulduğu ifade edildi. ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun başarılı geçtiğini ve sivil kayıpların en aza indirildiğini söyledi. Ancak İran yönetimi, saldırılarda en az 12 askerinin öldüğünü ve çok sayıda sivilin de yaralandığını iddia etti. Bu gelişmelerin ardından İran, hava savunma sistemlerini devreye sokarken, sivil havacılık yetkilileri de hava sahasının bir kısmını uçuşlara kapattı.
Tahran-Meşhed hattının kapatılması, ülkenin doğusuna yönelik kara ulaşımını da olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. Meşhed, İran'ın en büyük ikinci kenti olup aynı zamanda Şiilik açısından önemli bir hac merkezi. Her yıl milyonlarca hacı adayı, İmam Rıza Türbesi'ni ziyaret etmek için bu güzergâhı kullanıyor. Seyahat acentaları, alternatif kara yollarının yetersiz olduğunu ve sürecin uzaması halinde ekonomik kayıpların büyüyeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu son saldırısı, 2023'ten bu yana artan bir gerilimin yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor. İran'ın nükleer programı, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü operasyonlar ve ABD ile İsrail arasındaki stratejik iş birliği, tansiyonu sürekli yüksek tutuyor. Orta Doğu'da İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, Irak ve Suriye'deki ABD üslerinin hedef alınması da bu döngünün parçası. Uzmanlar, mevcut krizin kontrol edilemez bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.
Rusya ve Çin, ABD'ye yaptırım uygulanması çağrısında bulunurken, Avrupa Birliği de itidal çağrısı yaparak diplomatik çözüm arayışlarını hızlandırdı. Arap Birliği ülkeleri ise temkinli bir duruş sergiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgede barış ve istikrarı korumak için tarafları diyaloğa davet etti. Petrol fiyatları, saldırı haberleriyle birlikte varil başına 95 doların üzerine çıkarken, piyasalarda dalgalanma endişesi hakim.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tahran-Meşhed hattının askıya alınması, Türkiye'nin bölgedeki transit ticaretini doğrudan etkileyebilir. Türkiye ile İran arasındaki demiryolu bağlantıları, özellikle Basra Körfezi'ne açılan koridorlarda kritik önem taşıyor. Bu hatların kesintiye uğraması, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya pazarlarına erişimini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından İran doğalgazına olan bağımlılığı da göz önüne alındığında, İran'da altyapı hedefli saldırıların devam etmesi halinde Türkiye'nin enerji ithalatında aksama riski doğabilir. Diplomatik olarak Türkiye, hem ABD hem de İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bölgesel istikrarın sağlanması için arabulucu rolü üstlenmeye devam ediyor.