Ortadoğu uzmanı ve London School of Economics profesörü Fawaz Gerges, İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırılarını sert bir dille eleştirerek, bu operasyonların yalnızca Hizbullah’ı hedef almadığını, aksine Lübnan halkının tamamına karşı bir savaş niteliği taşıdığını söyledi. Gerges, Orta Doğu Gözlemevi’ne (Middle East Eye) verdiği mülakatta, İsrail’in Beyrut’un güney banliyöleri, Bekaa Vadisi ve güney Lübnan’da düzenlediği hava saldırılarının yoğunluğuna dikkat çekti. Saldırılarda şu ana kadar 600’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, 2 binden fazla kişinin yaralandığı ve 1 milyona yakın insanın yerinden edildiği belirtiliyor. Gerges, İsrail’in bu operasyonlarıyla Lübnan devletini çökertmeyi ve ülkeyi tamamen istikrarsızlaştırmayı amaçladığını ifade etti.
Arka plan: Hizbullah-İsrail çatışması tırmanıyor
Fawaz Gerges’in değerlendirmeleri, İsrail’in Lübnan’da 2006 savaşından bu yana en yoğun hava saldırılarını gerçekleştirdiği bir dönemde geldi. Son günlerde İsrail Hava Kuvvetleri, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa Vadisi’nden güneyine kadar geniş bir alanda operasyonlar yürütüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, saldırıların Hizbullah’ın roket atışlarına ve sınırdaki tünellere yanıt olarak düzenlendiğini savunuyor.
Gerges, İsrail’in eylemlerinin sadece bir askeri hedefin ötesine geçtiğini vurguluyor. Profesör, “Bu bir savaştır. Ve bu savaş Hizbullah’a karşı başlatılmış olsa da, aslında tüm Lübnan halkına karşıdır,” diyor. Gerges, saldırıların sivil altyapıya, köprülere, yollara, hastanelere ve hatta elektrik santrallerine kadar zarar verdiğine işaret ediyor. Beyrut’taki birçok bölgenin gece boyunca sarsıldığını ve yüzlerce sivilin evlerini terk etmek zorunda kaldığını aktarıyor.
Gerges, İsrail’in hedefinin Hizbullah’ı yok etmekten ziyade, Lübnan devletini çökerterek İsrail güvenliğini sağlamak olduğunu iddia ediyor. Uzman, bu stratejinin “Lübnan’ı yıllarca sürecek bir kaosa sürükleyeceğini” uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Lübnan fişi çekilirse
Gerges’in analizi, Lübnan krizinin sadece iki ülkeyle sınırlı kalmayıp bölgesel bir yangına dönüşme tehlikesini de ortaya koyuyor. Lübnan, yıllardır süren siyasi çıkmaz, ekonomik çöküntü ve mülteci kriziyle boğuşurken, İsrail’in bu son askeri operasyonları zaten zor durumdaki ülkenin daha da derin bir krize sürüklenmesine neden oluyor.
Uzmanlar, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının Hizbullah’ın İran ve Suriye’den aldığı desteği kırmayı amaçladığını belirtiyor. Ancak Gerges, bu saldırıların Hizbullah’ın bölgedeki meşruiyetini artırabileceğini ve hatta “İslami dayanışma” duygusunu güçlendirebileceğini ileri sürüyor. Özellikle İran’ın, Hizbullah’ı savunma söylemiyle bölgesel etkisini artırmak için bu durumu bir fırsata çevirebileceği düşünülüyor.
Küresel ölçekte, ABD ve Avrupa Birliği’nin İsrail’i destekleyen tutumu, Arap kamuoyunda büyük tepki çekiyor. Gerges, bu tutumun Batı’nın Arap dünyasındaki imajına onarılmaz bir zarar verdiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler ise acil bir ateşkes çağrısı yaparken, İsrail’in saldırılarını durdurma yönünde somut bir adım atmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Levant bölgesindeki çıkarları açısından kritik önem taşıyor. Lübnan’ın istikrarsızlaşması, Türkiye’nin bölgedeki ticaret ve enerji projelerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye’de yaşayan yaklaşık 400 bin Suriyeli mültecinin yanı sıra, Lübnan’dan gelebilecek yeni bir mülteci dalgası, Türkiye’nin sınır güvenliğini ve sosyal dokusunu tehdit edebilir. Türkiye, İsrail ve Hizbullah çatışmasında arabuluculuk potansiyeli taşısa da, mevcut diplomatik girişimlerin yetersiz kalması halinde, bölgesel güvenlik risklerinin artması bekleniyor.