Fas, hiçbir doğalgaz rezervine sahip olmamasına rağmen, dünyanın en büyük enerji projelerinden biri olan 25 milyar dolarlık Nijerya-Fas doğalgaz boru hattını (NMGP) uluslararası topluma kabul ettirmeyi başardı. Yaklaşık 7.000 kilometre uzunluğundaki bu devasa hat, Nijerya'nın gazını Batı Afrika kıyıları boyunca taşıyarak Fas üzerinden Avrupa'ya ulaştırmayı hedefliyor. Peki, neredeyse hiç gazı olmayan bir ülke, böylesine iddialı bir projenin merkezinde nasıl yer alıyor? Cevap, Rabat'ın ustaca jeopolitik manevralarında ve enerji diplomasisinde yatıyor.
Projenin arka planı: Sıfır gaz, sınırsız hırs
Fas'ın kendi doğalgaz üretimi yok denecek kadar az; ülke neredeyse tamamen ithalata bağımlı. Ancak Kral VI. Muhammed yönetimi, enerji bağımlılığını stratejik bir fırsata dönüştürmek için Nijerya ile 2016 yılında anlaşma imzaladı. O tarihten bu yana proje, dünya bankaları ve enerji şirketlerinin dikkatini çekmeyi başardı. NMGP, tamamlandığında yılda 30 milyar metreküp gaz taşıyacak ve 15 Batı Afrika ülkesine enerji sağlayacak. Ancak proje henüz finansman aşamasında; tahmini maliyet 25 milyar dolar.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'nın enerji arz güvenliği ve Afrika'nın kalkınması
NMGP'nin cazibesi, sadece Afrika'ya değil, aynı zamanda sıkışan Avrupa enerji piyasasına da hitap etmesinden kaynaklanıyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası doğalgaz arzını çeşitlendirmek isteyen AB, Nijerya gazını stratejik bir alternatif olarak görüyor. Ayrıca proje, Batı Afrika'da elektrik üretimini artırarak bölgesel kalkınmayı teşvik edecek. Fas ise bu projeyle hem transit ülke olarak stratejik önemini artırmayı hem de Cezayir ile rekabetinde elini güçlendirmeyi hedefliyor. Cezayir, bölgenin en büyük gaz ihracatçısı ve Fas'ın rakibi konumunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji merkezi olma hedefi doğrultusunda benzer projeler yürütüyor. NMGP'nin başarısı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki enerji projelerine model olabilir. Ancak bu hat, Türkiye'nin enerji tedarikçisi olarak Rusya'ya bağımlılığını azaltma çabalarını doğrudan etkilemez; asıl hedef Avrupa pazarı. Yine de, Afrika'nın artan enerji üretimi ve Avrupa'ya ihracatı, küresel arz-talep dengesini değiştirerek Türkiye'nin enerji alım fiyatlarına dolaylı olarak yansıyabilir. Türkiye'nin Libya ve Sahra Altı Afrika'daki nüfuzu, bu projenin güvenliği ve işletmesinde söz sahibi olmasını sağlayabilir.