Fas'ın mutlak hükümdarı Kral 6. Muhammed, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki topraklarıyla olan sınırını Madrid üzerinde bir baskı aracına dönüştürerek İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'i köşeye sıkıştırdı. Ceuta ve Melilla sınırlarında yaşanan düzensiz göç dalgaları ve diplomatik krizler, Fas'ın bölgesel gücünü perçinlerken, İspanya'yı tavizler vermeye zorladı. Madrid'in Fas'ın Batı Sahra planına verdiği destek, Kral'ın stratejik satrancında önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Kral'ın Satranç Hamlesi: Sınır Krizi mi, Diplomatik Araç mı?
İspanya'nın Afrika kıtasındaki iki özerk şehri olan Ceuta ve Melilla, yıllardır Avrupa Birliği'nin dış sınırını oluşturuyor. Bu sınırlar, düzensiz göçün Avrupa'ya açılan kapıları olmasının yanı sıra, Fas'ın Madrid üzerindeki en etkili kozlarından biri haline geldi. Özellikle 2021'de yaşanan ve binlerce kişinin İspanyol topraklarına akın ettiği olaylar, Fas'ın sınır kontrolünü siyasi bir pazarlık unsuru olarak kullanabildiğini gösterdi.
Kral 6. Muhammed'in yönetimi, İspanya ile ilişkilerde sınır krizlerini adeta bir diplomatik araç olarak kullanıyor. Fas, uluslararası toplumun tepkisini çekmeden sınır polisini geri çekerek veya göçmen akışını kolaylaştırarak Madrid'i müzakere masasına oturtmayı başarıyor. Bu hamleler, özellikle İspanya'nın Avrupa Birliği içindeki hassas konumu göz önüne alındığında, etkili bir baskı yöntemi olarak öne çıkıyor.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in, Fas'ın Batı Sahra konusundaki özerklik planına verdiği destek, bu baskı politikasının bir sonucu olarak yorumlanıyor. Madrid, sınır krizlerini sona erdirmek ve ticari ilişkileri geliştirmek için Rabat'ın taleplerine karşılık verdi. Bu durum, İspanya'nın Kuzey Afrika'daki stratejik çıkarları ile Avrupa'nın göç politikaları arasında denge kurmaya çalıştığını gösteriyor.
Bölgesel Güç Dengeleri ve Avrupa'nın Çıkmazı
Fas'ın sınır politikası, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin göç ve güvenlik politikalarını da derinden etkiliyor. Avrupa, sınır güvenliğini sağlama ve düzensiz göçü önleme konusunda Fas'ın iş birliğine ihtiyaç duyuyor. Bu durum, Rabat'a Avrupa üzerinde önemli bir pazarlık gücü veriyor. Avrupa Komisyonu'nun Fas ile yaptığı anlaşmalar, sınır kontrolü karşılığında mali ve siyasi tavizler içeriyor.
Bölgesel ölçekte ise Fas, Kuzey Afrika'da kendi çıkarlarını ön planda tutan bağımsız bir dış politika izliyor. Batı Sahra meselesi, Fas'ın ulusal güvenlik önceliklerinin merkezinde yer alıyor ve İspanya'nın bu konudaki tutumu, ilişkilerin seyrini belirliyor. Madrid'in, Cezayir'in desteklediği Polisario Cephesi'ne karşı Rabat'ın yanında yer alması, bölgedeki güç dengelerini değiştiriyor ve İspanya'nın Cezayir ile ilişkilerini tehlikeye atıyor.
Kral 6. Muhammed'in bu hamleleri, Fas'ın bölgesel bir güç olarak yükselişini ve Afrika kıtasındaki nüfuzunu artırma isteğini gösteriyor. Madrid'e karşı sınır baskısını sürdürmek, Rabat'ın sadece ikili ilişkilerde değil, aynı zamanda Sahra-altı Afrika'da da kendini kabul ettirmesine yardımcı oluyor. Bu durum, İspanya'yı zor durumda bırakırken, Avrupa'nın güney sınırlarındaki kırılganlığı da gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fas'ın İspanya'ya yönelik sınır baskısı, Türkiye'nin Avrupa ile olan göç müzakerelerinde de benzer bir dinamiğin işlediğini hatırlatıyor. Türkiye, 2016'da Avrupa Birliği ile yaptığı mülteci anlaşmasıyla düzensiz göçü kontrol etme karşılığında mali destek almıştı. Bu durum, Ankara'nın Avrupa karşısındaki elini güçlendirmişti. Fas'ın bu hamlesi, Avrupa'nın göç konusunda dış aktörlere bağımlı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye, benzer şekilde sınır güvenliği ve göç konularını dış politikada koz olarak kullanabilir. Ancak Ankara, bu tür politikaların uzun vadeli itibar kaybına yol açabileceğini de göz önünde bulundurmalıdır.