Fransa, bu hafta Eyfel Kulesi'nde yaşanan grevle gündeme gelen Hindu tarikatı Bochasanwasi Akshar Purushottam Swaminarayan Sanstha (BAPS) hakkında hızlı bir ders aldı. Ancak Fransa'daki Hintliler için bu farkındalık, aşırı sağcı Hindu grupları konusunda farkındalık yaratmaya çalışanlar için çok geç geldi. 2027 seçimleri yaklaşırken, olay Fransa'nın laiklik ilkeleri ile çok kültürlülük arasındaki gerilimi yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı: Eyfel Kulesi'nde Ne Oldu?
Geçtiğimiz günlerde Eyfel Kulesi'nde düzenlenen bir etkinlik, BAPS tarikatının Fransa'daki faaliyetlerini protesto eden grupların eylemiyle kesintiye uğradı. Grev, tarikatın tartışmalı geçmişine dikkat çekmek amacıyla yapıldı. BAPS, dünya çapında milyonlarca takipçisi olan bir Hindu dini hareketi. Ancak Fransa'daki Hint diasporasının bir kısmı, tarikatın aşırı sağcı Hindutva ideolojisiyle bağlantılı olduğunu ve azınlıklara yönelik ayrımcı politikaları desteklediğini savunuyor.
Fransız siyasetçiler, olayın ardından BAPS'ı kınayan ve laiklik vurgusu yapan açıklamalar yaptı. Sol ve merkez partiler, dini tarikatların kamusal alanda bu denli görünür olmasını eleştirirken, aşırı sağ Ulusal Birlik (RN) partisi ise İslam karşıtı söylemini Hindistan kökenli gruplara yönelterek konuyu kullandı. Bu durum, Fransa'da dini ve etnik azınlıklar arasında dayanışma yerine rekabeti körükledi.
Hint diasporası içinde ise görüşler derin bir şekilde bölünmüş durumda. Bazı gruplar BAPS'ın hayırsever faaliyetlerini ve kültürel katkılarını savunurken, diğerleri tarikatın Hindistan'da iktidardaki Bharatiya Janata Party (BJP) ile bağlantılı olduğunu ve Müslüman ile Hristiyan azınlıklara yönelik baskıları meşrulaştırdığını belirtiyor. Fransa'daki Hintli aktivistler, yıllardır bu konuda farkındalık yaratmaya çalıştıklarını ancak medyanın ve siyasetçilerin olay patlak verene kadar sessiz kaldığını söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Hindutva'nın Avrupa'daki Yansımaları
BAPS, sadece dini bir hareket değil, aynı zamanda Hindistan'ın yumuşak güç diplomasisinin bir aracı olarak da görülüyor. Tarikat, dünya çapında inşa ettiği görkemli tapınaklar ve sosyal hizmet projeleriyle Hindistan'ın kültürel etkisini yayıyor. Ancak bu etki, Batı ülkelerinde Hindutva milliyetçiliğinin yükselişiyle birlikte tartışmalı hale geliyor. Fransa'daki olay, Avrupa'nın çok kültürlülük modelinin sınavdan geçtiği bir dönemde yaşandı. Ülkede 2027 seçimleri öncesi göçmen karşıtı söylemler yükselirken, Hindu azınlık da bu gerilimden nasibini alıyor.
Uzmanlar, Fransa'nın laiklik anlayışının (laïcité) Hindu dini pratikleriyle çatışma potansiyeline dikkat çekiyor. Özellikle kamusal alanda dini sembollerin yasaklanması, Sih türbanı ve Müslüman başörtüsü gibi konularda olduğu gibi, Hindu dini kıyafetleri için de yeni tartışmalar doğurabilir. BAPS'ın Eyfel Kulesi çevresindeki etkinliği, bu gerilimin somut bir örneği olarak görülüyor.
Öte yandan, Hindistan hükümeti, diaspora üzerinden Hindutva ideolojisini yayma çabalarını sürdürüyor. Avrupa'da yaşayan Hint kökenliler, bu ideolojinin ayrımcı yönlerine karşı seslerini yükseltmeye başladı. Fransa'daki olay, bu seslerin ne kadar duyulduğunu gösteriyor. Ancak ana akım medyanın konuyu geç ele alması, diasporanın içindeki eşitsizlikleri ve temsil sorunlarını da ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da yaşanan bu olay, Türkiye'nin Avrupa'daki laiklik tartışmalarına ve dini azınlıkların durumuna ilişkin bakış açısını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, uzun yıllardır Avrupa'da Müslümanlara yönelik ayrımcılığı eleştiriyor ve laiklik ilkesinin farklı inanç gruplarına eşit mesafede uygulanması gerektiğini savunuyor. Fransa'daki Hindu tarikatı etrafındaki gerilim, laiklik uygulamalarının seçici olabileceğini gösteriyor. Ayrıca Hindutva ideolojisinin Avrupa'da yükselişi, Türkiye'nin Hint Okyanusu ve Asya-Pasifik bölgesindeki diplomatik dengelerini de etkileyebilir. Türkiye, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerle ilişkilerinde Hindutva'nın bölgesel istikrarsızlık yaratma potansiyelini dikkate almalı.