Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 177 sayılı Ev Eksenli Çalışanlar Sözleşmesi'nin kabulünün 30. yılında, Hindistan'daki ev eksenli çalışanlar eşit işçi hakları talebiyle seslerini yükseltiyor. 20 Haziran 1996'da kabul edilen sözleşme, ev eksenli çalışanları geleneksel ücretlilerle aynı düzeyde tanıyarak önemli bir hukuki zemin oluşturdu. Ancak Hindistan'da milyonlarca ev eksenli işçi hâlâ asgari ücret, sosyal güvence ve sendikal haklardan yoksun çalışıyor.
Sözleşmenin Arka Planı ve Önemi
ILO'nun 177 sayılı sözleşmesi, ev eksenli çalışanları "işyerinde değil, kendi evinde veya seçtiği başka bir yerde ücret karşılığı çalışan kişi" olarak tanımlar. Sözleşme, bu çalışanların diğer işçilerle eşit muamele görmesini, sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesini ve örgütlenme hakkının tanınmasını amaçlar. 30 yıl içinde sözleşmeyi onaylayan ülke sayısı sadece 10'da kalmıştır: Arnavutluk, Arjantin, Bosna-Hersek, Finlandiya, İrlanda, Karadağ, Hollanda, Sırbistan, Tacikistan ve Kuzey Makedonya. Hindistan, dünyanın en büyük ev eksenli işgücüne sahip olmasına rağmen sözleşmeyi onaylamamıştır.
Hindistan'da ev eksenli çalışanların sayısının 50 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Bu işçiler çoğunlukla kadınlardan oluşuyor ve tekstil, elektronik montaj, sigara sarma, el işi gibi sektörlerde, genellikle aracılar vasıtasıyla düşük ücretle çalışıyor. Salgın döneminde ev eksenli çalışanların kırılganlığı daha da belirginleşti; birçok kişi işini kaybetti veya ücretlerinde ciddi düşüş yaşadı.
Hindistan'da Mücadele ve Uluslararası Boyut
Hindistan'da ev eksenli çalışanların hak mücadelesi uzun yıllardır devam ediyor. SEWA (Kendi Hesabına Çalışan Kadınlar Birliği) gibi örgütler, bu işçilerin yasalar önünde tanınması ve sosyal güvenlik kapsamına alınması için kampanyalar yürütüyor. 2020'de kabul edilen Kodifiye Edilmiş Sosyal Güvenlik Yasası, ev eksenli çalışanları kapsıyor ancak uygulama yetersiz kalıyor. ILO'nun 177 sayılı sözleşmesinin 30. yılı, küresel çapta ev eksenli çalışanların görünürlüğünü artırmak ve daha fazla ülkeyi sözleşmeyi onaylamaya teşvik etmek için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. ILO yetkilileri, sözleşmenin onaylanmasının ardından ulusal mevzuatın uyumlaştırılmasının önemine vurgu yapıyor.
Benzer talepler Bangladeş, Pakistan, Sri Lanka, Vietnam ve Filipinler gibi ülkelerde de gündemde. Tekstil ve hazır giyim sektöründe yoğunlaşan ev eksenli çalışma, küresel tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası. Bu bağlamda uluslararası markaların da sorumluluk alması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de ev eksenli çalışanların sayısı resmi verilerde net olarak yer almamakla birlikte, özellikle kadın işgücü arasında kayıt dışı istihdamın önemli bir kısmını oluşturduğu biliniyor. ILO'nun 177 sayılı sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmamıştır. Ancak 4857 sayılı İş Kanunu, evde çalışmayı "işverenin sağladığı araçlarla evde yapılan çalışma" olarak düzenler. Bu gelişme, Türkiye'de de ev eksenli çalışanların yasal statüsünün güçlendirilmesi ve sosyal güvenceye erişimlerinin artırılması için uluslararası bir referans noktası oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektöründe önemli bir üretici olması nedeniyle, tedarik zincirlerinde ev eksenli çalışanların haklarının korunması, ülkenin uluslararası ticaretteki itibarı açısından da önem taşımaktadır.