Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın İran ile varıldığını duyurduğu 60 günlük barış anlaşması, henüz bir hafta dolmadan sarsıntı geçiriyor. Tahran yönetimi, anlaşmanın ticari gemilerin güvenli geçişini garanti altına alan maddesine rağmen, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıkladı. İsrail'in eski Başbakanı Ehud Olmert, France 24'e verdiği demeçte anlaşmanın "kritik durumda" (dire straits) olduğunu belirterek, gelişmelerin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı.
Anlaşmanın detayları ve ilk ihlal
Trump yönetimi, geçtiğimiz hafta İran ile varılan mutabakatı "tarihi bir adım" olarak nitelendirmişti. Anlaşma metnine göre, İran 60 gün süreyle uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmayı, buna karşılık ABD ise bazı yaptırımları geçici olarak hafifletmeyi kabul etmişti. Ancak barış sürecinin en kritik maddelerinden biri olan Hürmüz Boğazı'nın serbest geçişe açık tutulması, Tahran'ın son hamlesiyle ihlal edilmiş oldu. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolu, küresel enerji piyasaları için hayati önem taşıyor. İran'ın bu adımı, anlaşmanın sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratırken, uluslararası toplumdan tepkiler gelmeye başladı. Beyaz Saray'dan yapılan ilk açıklamada, gelişmenin "yakından izlendiği" ifade edilirken, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tarafları diyaloğa çağırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, yalnızca İran-ABD ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu'daki güç dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, petrol ihracatlarının büyük kısmını bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Olası bir tıkanma, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe yol açabilir. Eski İsrail Başbakanı Olmert, anlaşmanın bu kadar kısa sürede ihlal edilmesinin taraflar arasındaki güven eksikliğini gösterdiğini ve bunun yeni bir çatışma riskini artırdığını ifade etti. Olmert, "Bu durum, anlaşmanın kağıt üzerinde kaldığını ve uygulanabilirliğinin sorgulanmasına neden olduğunu gösteriyor" dedi. İran'ın bu hamlesi, aynı zamanda nükleer müzakerelerde elini güçlendirme çabası olarak da yorumlanıyor. Tahran, anlaşma şartlarını kendi lehine çevirmek için baskı yaratmaya çalışırken, ABD'nin nasıl bir yanıt vereceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, enerji ithalatında büyük oranda dışa bağımlı olan Türkiye için doğrudan risk oluşturuyor. Türkiye, ham petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran, Irak ve Körfez ülkelerinden sağlıyor. Boğaz geçişlerinin durması, enerji maliyetlerini artırarak cari açığı büyütebilir ve enflasyonist baskıyı tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki enerji koridoru olma hedefi de zarar görebilir. Ankara, bu krizde hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek, enerji arz güvenliğini sağlamak ve tansiyonun düşürülmesine katkıda bulunmak zorunda. Rusya ve Katar gibi alternatif tedarikçilerle ilişkilerin güçlendirilmesi de gündeme gelebilir.