Etiyopya hükümet güçleri, bir haftadan uzun süren yoğun çatışmaların ardından Tigray bölgesinin başkenti Mekelle'yi Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) güçlerinden geri aldığını duyurdu. Başbakan Abiy Ahmed, ordunun kontrolü tamamen sağladığını ve askeri operasyonun sona erdiğini açıkladı. Mekelle'nin düşmesi, 4 Kasım'da başlayan ve yüzlerce kişinin ölümüne, on binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açan çatışmaların seyrinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Operasyonun Seyri
Çatışmalar, Başbakan Abiy Ahmed'in Tigray bölgesel yönetimine yönelik askeri operasyon başlatmasıyla 4 Kasım'da patlak verdi. Hükümet, operasyonun TPLF'nin federal orduya yönelik saldırısına yanıt olarak başlatıldığını savundu. Tigray yönetimi ise merkezi hükümetin bölgenin özerkliğini gasp ettiğini öne sürdü. Haftalar süren çatışmalarda her iki taraf da ağır kayıplar verdi; yüzlerce kişi hayatını kaybederken, on binlerce sivil komşu Sudan'a kaçmak zorunda kaldı.
Etiyopya ordusu, federal güçlere bağlı birlikler ve Amhara bölgesel milislerinin desteğiyle Tigray'ın kuzey ve güney cephelerinden ilerleyerek başkent Mekelle'ye yöneldi. Hükümet sözcüsü, kentin kontrolünün tamamen sağlandığını ve TPLF liderlerinin ya kaçtığını ya da saklandığını belirtti. Ordu, Mekelle'deki havaalanı ve hükümet binalarını ele geçirdiğini, kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu.
TPLF cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak Tigray yönetimine yakın kaynaklar, çatışmaların sürdüğünü ve direnişin devam ettiğini iddia ediyor. Bağımsız doğrulama yapılamıyor; bölgedeki iletişim hatları büyük ölçüde kesilmiş durumda. Uluslararası gözlemciler, çatışmaların boyutu ve sivil kayıplar konusunda endişelerini dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya, Afrika Boynuzu'nun en kalabalık ülkesi ve bölgesel istikrarın kilit aktörü. Mekelle'nin ele geçirilmesi, Başbakan Abiy Ahmed'in iktidarını pekiştirse de Tigray'da kalıcı bir barış sağlanması zor görünüyor. TPLF, yıllardır Etiyopya siyasetinde etkili bir güçtü ve silahlı mücadeleye devam edebilir. Çatışmaların Sudan'a sıçrama riski, Mısır ve Sudan'la yaşanan Nil Nehri su paylaşımı kriziyle birleştiğinde bölgesel gerilimi artırıyor.
Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, Avrupa Birliği ve ABD, insani koridorların açılması ve sivillerin korunması konusunda baskı yapıyor. Birleşmiş Milletler, bölgede insani yardımın engellendiğini ve gıda krizinin derinleştiğini bildirdi. Etiyopya hükümeti, operasyonun hedeflenen TPLF liderlerine yönelik olduğunu ve sivillerin zarar görmemesi için özen gösterildiğini savunuyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, doğrulanmış bilgiye erişimde zorluk çekiyor.
Afrika Birliği, çatışmanın çözümü için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Eski Liberya Devlet Başkanı Ellen Johnson Sirleaf, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ve eski Mozambik Devlet Başkanı Joaquim Chissano'dan oluşan heyet, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Ancak hükümetin zafer ilanı, müzakere zeminini zayıflatabilir. Tigray yönetimi, daha önce müzakere çağrılarını reddetmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya, Türkiye'nin Afrika açılımında stratejik ortaklarından biri. Türk müteahhitlik firmaları ülkede büyük altyapı projeleri yürütüyor; THY, Addis Ababa'ya geniş uçuş ağıyla bağlanıyor. Çatışmaların uzaması, Türk yatırımlarını ve bölgesel ticaret yollarını riske atabilir. Ayrıca Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb geçişindeki güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin Doğu Afrika'daki insani yardım ve ticaret faaliyetlerini zorlaştırabilir. Ankara'nın, taraflar arasında diplomatik diyalog çağrısı yapması ve insani yardım koridorlarının açılması için uluslararası çabalara katılması bekleniyor.