Etiyopya hükümet güçleri, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile aylardır süren çatışmaların ardından Tigray bölgesinin başkenti Mekele'yi kontrol altına aldı. Başkentte yaşanan bu gelişme, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in geçen yıl Nobel Barış Ödülü'nü almasının ardından başlattığı askeri operasyonun en kritik aşaması olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, Mısır'ın El-Alameyn kentinde, Etiyopya ile sorunlu ilişkileri olan Mısır, Somali, Sudan ve Eritre liderlerinin pazar günü bir araya gelerek çatışmayı ele alması bekleniyor.
Tigray Çatışmasının Arka Planı
Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesi, Kasım 2020'de başlayan ve hızla ülke geneline yayılan bir iç savaşın merkezinde yer alıyor. Başbakan Abiy Ahmed'in, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ni (TPLF) hedef alan askeri operasyonu, bölgede geniş çaplı bir insani krize yol açtı. Binlerce sivil hayatını kaybederken, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Eritre ve Etiyopya ordularının Tigray'a yönelik ortak operasyonları, bölgedeki gerilimi daha da artırdı.
Tigray güçleri, geçtiğimiz aylarda başkent Mekele dahil olmak üzere birçok kenti ele geçirmişti. Ancak Etiyopya hükümeti, son haftalarda düzenlenen karşı taarruzla stratejik noktaları geri almayı başardı. Mekele'nin kontrol altına alınması, hükümetin Tigray üzerindeki hakimiyetini yeniden tesis etme çabasının bir göstergesi. Başkentin ele geçirilmesiyle birlikte, Tigray güçlerinin kuzeye çekildiği ve gerilla taktiklerine yönelebileceği belirtiliyor.
Uluslararası toplum, çatışmanın taraflarına ateşkes çağrısı yaparken, insani yardım kuruluşları bölgeye erişimde zorluk yaşıyor. Birleşmiş Milletler, Tigray'da 5 milyondan fazla kişinin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu açıkladı. Mısır'da yapılacak zirve, krizin bölgesel aktörler tarafından nasıl ele alınacağına dair önemli ipuçları verecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır, Somali, Sudan ve Eritre liderlerinin El-Alameyn'de bir araya gelmesi, Etiyopya'nın bölgesel izolasyonunu derinleştirebilir. Mısır ve Sudan, Etiyopya'nın Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı projesi nedeniyle yıllardır anlaşmazlık yaşıyor. Somali, Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı deniz erişimi anlaşmasına karşı çıkıyor. Eritre ise Tigray savaşında Etiyopya ile birlikte hareket etmesine rağmen, son dönemde ilişkilerde gerginlik yaşanıyor.
Zirvenin ana gündem maddesi, Tigray çatışması ve Etiyopya'nın iç savaşının bölgesel istikrara etkileri olacak. Mısır, Etiyopya'yı Nil sularını kullanarak baskı kurmakla suçlarken, Sudan da sınır anlaşmazlıkları ve baraj konusunda endişelerini dile getiriyor. Eritre'nin Tigray'daki rolü ve olası bir siyasi çözüm süreci de masada olacak. Bu dörtlü zirve, Etiyopya karşıtı bir ittifakın sinyali olarak yorumlanıyor.
Küresel aktörler ise gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD, Avrupa Birliği ve Çin, Etiyopya'daki istikrarsızlığın Afrika Boynuzu'na yayılmasından endişe duyuyor. Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik dengeleri, Tigray savaşıyla doğrudan bağlantılı. Etiyopya'nın istikrarsızlaşması, bölgedeki terör örgütlerinin (özellikle Eş-Şebab) yeniden güç kazanmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Çin'in Etiyopya'daki altyapı yatırımları ve ABD'nin Afrika Boynuzu'ndaki askeri varlığı, çatışmanın seyrine göre şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda son yıllarda etkisini artıran bir aktör olarak Etiyopya ve Somali ile yakın ilişkilere sahip. Etiyopya'daki iç savaş, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını riske atıyor. Türk şirketlerinin Etiyopya'daki yatırımları (özellikle inşaat ve tekstil) olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Mısır'ın öncülüğündeki Etiyopya karşıtı cephe, Türkiye'nin Mısır ile son dönemde normalleşen ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye'nin Somali'deki askeri üssü ve Katar ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları, Tigray krizinde denge politikası izlemesini gerektiriyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika açılımı için uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor.