Etiyopya, çağdaş tarihinin en karmaşık silahlı çatışmasıyla karşı karşıya. 2022'de imzalanan kırılgan barış anlaşması çökmüş durumda ve uluslararası arabuluculuk çabaları şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Ülkenin normalleşme sürecine nasıl döneceği belirsizliğini koruyor. Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükümet arasındaki savaş, 2022'de Pretoria Anlaşması ile sona ermiş gibi görünse de, sahadaki gerçeklik farklı. Anlaşmanın uygulanmasındaki aksaklıklar, yeni çatışma alanlarının açılmasına ve silahlı grupların çoğalmasına yol açtı. Şimdi soru şu: Hangi aktörler tarafları müzakere masasına oturtabilir?
Arka Plan: Kırılgan Barış ve Çöken Anlaşma
2020'de Tigray bölgesinde başlayan çatışma, 2022'ye kadar yüz binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Kasım 2022'de Afrika Birliği'nin arabuluculuğuyla Güney Afrika'nın başkenti Pretoria'da imzalanan anlaşma, çatışmayı sona erdirmeyi amaçlıyordu. Anlaşma, TPLF'nin silahsızlandırılmasını, federal hükümetin Tigray'deki yönetimi devralmasını ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın uygulanması yavaş ilerledi. Tigray'de hala silahlı gruplar aktif, Eritre askerleri bölgeden tamamen çekilmedi ve insani kriz derinleşti. Üstelik çatışma, Amhara ve Oromia bölgelerine yayıldı. Amhara'da Fano milisleri ile federal güçler arasında, Oromia'da ise Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) ile hükümet arasında çatışmalar şiddetlendi. Bu gruplar, Pretoria Anlaşması'na dahil edilmemişti; dolayısıyla anlaşma kapsayıcı olmaktan uzaktı.
Uluslararası toplum, başlangıçta anlaşmayı büyük bir başarı olarak sundu. ABD, AB ve BM, süreci destekledi. Ancak 2023'ten itibaren, anlaşmanın tarafları arasındaki güven eksikliği ve ihlaller arttı. Tigray yönetimi, federal hükümeti anlaşmayı sabote etmekle suçladı; Addis Ababa ise TPLF'yi silahlanmayı sürdürmekle itham etti. 2024'te çatışmalar yeniden alevlendi. Özellikle Amhara ve Oromia'daki şiddet, ülkeyi fiili bir iç savaşa sürükledi. Hükümet, 2023'te olağanüstü hal ilan etti ancak bu, şiddeti durdurmadı. İnsani yardım kuruluşları, milyonlarca insanın yardıma muhtaç olduğunu ve erişimin kısıtlandığını bildiriyor.
Uluslararası Arabuluculuk: Neden Başarısız Oldu?
Afrika Birliği, BM, ABD ve AB, çatışmayı sona erdirmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Ancak bu çabalar, tarafların birbirine güvensizliği, çıkar çatışmaları ve bölgesel dinamikler nedeniyle akamete uğradı. Afrika Birliği'nin arabuluculuğu, Etiyopya hükümetinin etkisi altında kalmakla eleştirildi. ABD'nin özel temsilcisi Mike Hammer, taraflar arasında mekik diplomasisi yürüttü ancak kalıcı bir ateşkes sağlayamadı. AB, insani yardım ve yaptırım tehditleriyle baskı kurmaya çalıştı; fakat üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları, etkili bir ortak politika oluşturulmasını engelledi. Bölgesel aktörler de süreci etkiledi: Eritre, Tigray'deki varlığını sürdürerek gerilimi artırdı; Sudan ve Güney Sudan ise kendi iç sorunlarıyla meşgul olduğundan arabuluculukta etkisiz kaldı. Kenya ve Cibuti gibi komşular, arabuluculuk için uygun zemin sunsa da taraflar üzerinde yeterli baskı kuramadı.
Uzmanlar, başarılı bir müzakere için atılması gereken adımları şöyle sıralıyor: Tüm silahlı grupların (TPLF, Fano, OLA) sürece dahil edilmesi, güven artırıcı önlemlerin alınması, insani yardımın kesintisiz ulaştırılması ve uluslararası garantörlerin uygulamayı denetlemesi. Ancak şu an için taraflar arasında müzakere isteği zayıf. Hükümet, askeri çözümde ısrar ederken; isyancı gruplar, merkezi yönetimin meşruiyetini sorguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya'daki çatışma, sadece ülke içi bir mesele değil; Afrika Boynuzu'nun istikrarını doğrudan etkiliyor. Bölge, Kızıldeniz'e açılan stratejik bir kapı ve küresel ticaret yollarının kesişim noktasında. Çatışmanın uzaması, Somali, Sudan, Güney Sudan ve Eritre gibi komşu ülkelerde istikrarsızlığı artırıyor. Mülteci akınları, silah kaçakçılığı ve terörizm riski büyüyor. Küresel güçler açısından ise Etiyopya, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'nde önemli bir ortak; aynı zamanda ABD'nin Afrika'daki stratejik müttefikiydi. Ancak insan hakları ihlalleri ve savaş suçları iddiaları, Batı ile ilişkileri gerginleştirdi. Rusya ve Çin, çatışmada tarafsız bir görüntü çizse de, Addis Ababa'ya silah ve diplomatik destek sağladığı yönünde iddialar var. Bu durum, küresel rekabetin Afrika Boynuzu'na taşınmasına neden oluyor. BM Güvenlik Konseyi, çatışma konusunda etkili kararlar alamıyor; daimi üyelerin çıkar çatışmaları, kolektif eylemi engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile son yıllarda ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirdi. Türk müteahhitlik firmaları ülkede altyapı projeleri yürütüyor; TİKA aracılığıyla kalkınma yardımları yapılıyor. Etiyopya, Afrika Boynuzu'nda Türkiye'nin açılım politikasının önemli bir ayağı. Ancak çatışmanın derinleşmesi, Türk yatırımlarını ve bölgedeki istikrarı tehdit ediyor. Türkiye, arabuluculuk konusunda aktif rol alabilir mi? Afrika Birliği ve BM'nin etkisiz kaldığı bir ortamda, Türkiye'nin tarafsız bir aktör olarak öne çıkması zor görünüyor; zira Ankara'nın bazı isyancı gruplarla bağlantısı olduğu iddiaları var. Yine de Türkiye, insani yardım ve diplomatik kanalları kullanarak çözüme katkı sağlayabilir. Uzun vadede, Etiyopya'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki Türk çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.