Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, ülkenin anayasal düzenini kökten değiştirecek bir reform sürecini başlattı. Planlanan değişiklikle, mevcut parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş öngörülüyor. Bu adım, Abiy Ahmed'in siyasi gücünü daha da pekiştirebilir ve ülkedeki etnik federal yapıyı yeniden şekillendirebilir. Muhalefet ve bazı bölgesel gruplar ise reformun otoriterleşmeye yol açabileceği endişesini taşıyor.
Reformun Arka Planı ve Siyasi Dinamikler
Etiyopya, 1994 anayasasıyla kurulan etnik temelli federal bir cumhuriyet. Bu sistem, her etnik gruba kendi bölgesel yönetimini ve ayrılma hakkını tanıyor. Ancak Abiy Ahmed, 2018'de iktidara geldiğinden bu yana merkeziyetçi politikalar izliyor ve etnik federalizmin ülkeyi böldüğünü savunuyor. 2019'da farklı etnik partileri birleştirerek Refah Partisi'ni (Prosperity Party) kurdu. 2020'de Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile başlayan ve 2022'de sona eren iç savaş, ülkeyi derinden sarstı. Savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yerinden edildi.
Şimdi ise Abiy, anayasa reformuyla siyasi sistemin tamamen değiştirilmesini hedefliyor. Reform taslağına göre, başkan doğrudan halk tarafından seçilecek ve hem devlet başkanı hem de hükümet başkanı olarak geniş yetkilere sahip olacak. Başbakanlık makamı kaldırılacak. Bu değişiklik, Abiy'in 2026 seçimlerinde başkan adayı olarak yarışacağı yorumlarına neden oluyor. Mevcut anayasaya göre başbakan olan Abiy, yeni sistemde başkan olarak daha uzun süre ve daha geniş yetkilerle görevde kalabilir.
Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, reformun halkın iradesini yansıtmadığını ve ülkeyi tek adam rejimine götüreceğini belirtiyor. Özellikle Oromia ve Amhara bölgelerindeki silahlı gruplar, merkezi hükümetin baskıcı politikalarından şikayetçi. Uluslararası toplum ise reformun insan hakları ve demokratik katılım açısından nasıl sonuçlanacağını izliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya, Afrika Boynuzu'nun en güçlü askeri ve ekonomik aktörlerinden biri. Ülkedeki istikrar, bölgesel güvenliği doğrudan etkiliyor. Abiy yönetimi, son yıllarda dış politikada da aktif: Mısır ve Sudan ile Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı (GERD) anlaşmazlığı, Somali ile yaşanan gerilim ve Kızıldeniz'e erişim arayışı dikkat çekiyor. İç siyasetteki bu reform süreci, Etiyopya'nın dış ilişkilerini de şekillendirebilir.
ABD ve Avrupa Birliği, Etiyopya'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Batılı ülkeler, Abiy'i Tigray savaşı sırasında işlenen olası savaş suçları nedeniyle eleştirmişti. Şimdi ise reformun demokratikleşme yönünde atılmış bir adım mı yoksa otoriterleşmenin derinleşmesi mi olduğu tartışılıyor. Çin ve Rusya ise Etiyopya ile askeri ve ekonomik iş birliklerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Etiyopya, Türkiye'nin Afrika açılımında stratejik bir ortak. İki ülke arasında ticaret, yatırım ve savunma alanlarında iş birliği bulunuyor. Türk şirketleri Etiyopya'da altyapı, enerji ve tekstil sektörlerinde önemli projeler yürütüyor. Abiy Ahmed'in güçlenmesi, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını koruması açısından fırsat olabilir; ancak reform sürecinin istikrarsızlığa yol açması halinde Türk yatırımları risk altına girebilir. Ayrıca Etiyopya'nın Kızıldeniz ve Somali politikaları, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir.