Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde görev yapmış üst düzey yetkililer, Amerika’nın İran’a yönelik askeri müdahalesinin stratejik ve ekonomik açıdan ağır bir hata olduğunu ifade etti. Orta Doğu merkezli haber platformu Middle East Eye’a konuşan eski yetkililer, savaşın maliyetinin beklentilerin çok üzerinde olduğunu ve ABD’nin bölgedeki itibarını zedelediğini belirtti. Özellikle İran’ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konusunda askeri seçeneğin tercih edilmesinin, uzun vadede daha büyük istikrarsızlığa yol açtığı kaydedildi. Bu değerlendirme, Washington’un Tahran’a yönelik yaptırım ve diplomatik baskı politikalarının başarısızlığına dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Obama döneminin Ulusal Güvenlik Danışmanı ve üst düzey bürokratlarından oluşan bir grup, ABD’nin İran’a yönelik son askeri hamlelerinin ardından kamuoyuna açık bir mektup yayınladı. Mektupta, İran’la savaşın sadece milyarlarca dolarlık bir mali yük getirmekle kalmadığı, aynı zamanda bölgedeki ABD askerlerini de tehlikeye attığı vurgulandı. Eski yetkililer, savaşın ABD’nin Ortadoğu’daki müttefikleri arasında güven kaybına neden olduğunu ve İran’ın bölgesel nüfuzunu artırdığını savundu. Ayrıca, askeri müdahalenin İran’daki reformist hareketleri zayıflattığı ve dini yönetimi güçlendirdiği belirtildi.
Orta Doğu’daki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, bu eleştirilerin ABD’nin İran politikasında bir kırılma noktasını işaret ettiğini düşünüyor. Özellikle son dönemde İran’la nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve bölgesel gerilimlerin azalması, askeri seçeneklerin masadan kalkması gerektiğini gösteriyor. Ancak Cumhuriyetçi Parti kanadından gelen tepkiler, İran’a karşı sert duruşun devam etmesi gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran’a yönelik askeri müdahale, sadece ABD-Iran ilişkilerini değil, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölgesel aktörlerin pozisyonlarını da etkiledi. ABD’nin çekilme sinyalleri, Körfez ülkelerinde güvenlik endişelerini artırırken, İran ise bu durumu fırsata çevirerek Yemen, Suriye ve Irak’taki varlığını güçlendirdi. Küresel anlamda, petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve ticaret yollarının güvenliği de bu savaşın etkileri arasında sayılıyor. Eski Obama yetkilileri, askeri harcamaların ABD’nin iç ekonomisine ve sosyal programlara yansıyan fırsat maliyetine dikkat çekerken, uluslararası toplumun da bu tür müdahalelere karşı daha temkinli yaklaştığını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin İran’a yönelik savaş politikasının yanlış olduğu yönündeki bu itiraflar, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu diyalog ve diplomasi temelli yaklaşımı doğruluyor. Türkiye, İran’la komşu olması nedeniyle bölgede bir çatışmanın en fazla etkileyeceği ülkelerden biri. Enerji ithalatının önemli bir kısmını İran’dan karşılayan Türkiye, askeri gerilimlerin ticaret ve enerji akışını kesintiye uğratmasından endişe ediyor. Ayrıca, savaşın Suriye ve Irak’taki istikrarsızlığı körüklemesi, terör örgütlerine yeni alan açması ve mülteci akınlarını tetiklemesi Ankara’nın güvenlik endişelerini artırıyor. Bu nedenle, ABD içinden gelen bu eleştiriler Ankara’nın pozisyonunu güçlendirirken, bölgesel barış ve iş birliği çabalarına da destek sağlıyor.