Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Rus lider Vladimir Putin'e savaşı bitirme çağrısı yaptığı saatlerde yoğunlaştı. Ukrayna'nın başkenti Kiev'de bulunan 11. yüzyıldan kalma St. Michael Katedrali, Rus füze saldırısı sonucu alevler içinde kaldı. Olayda en az 12 kişi hayatını kaybederken, 30'dan fazla kişi yaralandı. Ukrayna Savunma Bakanlığı, saldırının Putin'in Trump'ın teklifine yanıtı niteliğinde olduğunu belirtti.
Gelişmenin arka planı: Trump'ın ateşkes teklifi ve Putin'in stratejisi
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşam yaptığı açıklamada Putin'e savaşı sonlandırma çağrısı yaparak 'bu savaşın sona ermesinin hayati önem taşıdığını' söyledi. Trump'ın bu çıkışı, savaşın başından bu yana en yüksek düzeyde arabuluculuk girişimi olarak değerlendirildi. Ancak Putin'in yanıtı gecikmedi: Kiev'in tarihi merkezine sabaha karşı düzenlenen balistik füze saldırısı, Rusya'nın müzakerelere hazır olmadığına işaret ediyor. St. Michael Katedrali'nin yanı sıra Ayasofya Katedrali'nin de bulunduğu bölgeye isabet eden füzeler, Ukrayna'nın kültürel mirasını hedef aldı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, saldırıyı 'barbarlık' olarak nitelendirerek uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yaptı. Olayın ardından NATO, acil toplantı kararı alırken, Avrupa Birliği Rusya'ya yeni yaptırım dalgası hazırlığına başladı.
Bölgesel ve küresel boyut: Kültürel miras savaşta hedef mi oluyor?
St. Michael Katedrali'nin vurulması, savaşın sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını, Ukrayna'nın kimliğine yönelik bir saldırı boyutuna ulaştığını gösteriyor. UNESCO, bölgenin 'geçici olarak korunan alan' statüsüne alınması için acil değerlendirme başlattı. Uzmanlar, Rusya'nın kültürel mirası hedef almasının savaş hukukunun ihlali olduğunu vurguluyor. Öte yandan Trump'ın teklifinin ardından yaşanan bu saldırı, ABD'nin Ukrayna politikasında bir dönüm noktası olabilir. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, 'Bu saldırı, barış çabalarını baltalamaya yönelik bir harekettir' denildi. Moskova yönetimi ise saldırıyı 'Ukrayna ordusunun sivil alanlara yerleştirdiği silahlara karşı meşru müdafaa' olarak savundu. Ancak uluslararası gözlemciler, bu argümanın geçersiz olduğunu belirtiyor. Savaşın üçüncü yılına yaklaşırken, taraflar arasındaki uzlaşmazlık derinleşiyor. Bu durum, Avrupa güvenlik mimarisini yeniden şekillendirirken, enerji krizini de tetikliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kiev'deki tarihi katedralin vurulması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü bir kez daha gündeme getiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha önce İstanbul'da düzenlediği müzakereler, savaşın ilk döneminde umut vermişti. Ancak bu saldırı, ateşkes çabalarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Karadeniz'e kıyıdaş bir ülke olarak savaşın etkilerini doğrudan hissediyor. Montrö Sözleşmesi kapsamında Boğazlar'daki geçişleri denetleyen Türkiye, savaşın tırmanması halinde daha fazla göç dalgası ve enerji arzı kesintisiyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle Ankara, hem Rusya hem de Ukrayna ile diyalog kanallarını açık tutarak dengeli bir politika izlemeye devam ediyor. Saldırının ardından yapılan açıklamada Dışişleri Bakanlığı, 'her iki tarafa da itidal çağrısı' yaparak, sivil kayıpların ve kültürel mirasın zarar görmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.